Bir Küçük Kundaklama Meselesi

Ezberlenmiş cümlelerle gönülden geçmeyen dualar ediyorum. “Kimse bizim samimiyetimizi sınayamaz.” diye bağırıyorken klavyem. Şeytan taşlamaktan tavaf etmeyi unutan güruha çıkıp “Ben iyi bir günahkarım.” diyorum. Günahı karım ilan ediyorlar. “Yıkasam geçer mi?” diye sormamla birlikte çoktan temizim gözlerinde. Öyleler. Öyleyiz. Bitmeyen yalanlarla soluksuz denizler kurutuyoruz. Bu güruhtan dışlıyorsan kendini, efendi sen de öylesin. Hatta bayrak tutanı, gazel atanı, üzüm içeni, abdestsiz diz çökenisin.  Balıkları aç bırakarak öldürüyoruz. En çok denizle derdim. Derdimi bir tek ona anlatabildiğimden. Fakat balıkların bedduası gölge gibi üzerimde. Kabul olmuyor içimden kurban ettiklerim.

Bu yüzden bizim üzerimizde gezinen güneş hiç cömert değil.  Bu yüzden balçıkla sıvanmıyor acılarımıza batan güneş. Doğruymuş âmâlara tarifin gerekmediği. Bir şeyi görmek için bakmanın gerekmediği. Bakmak için gözlerin gerekmediği. Gözlere ellerin gerektiği doğruymuş.

Ellerimi kullan, efendi! Ben avuçlarımla sana doğru gelirken parmak aralarımdan sızan; örtülemeyen eksikliğim. Kendi parmaklığında gizle beni! Koy karanfil sakladığın mendilinin arasına beni de! İsmim kafi cismim safi ziyan.

“Siz hürsünüz, siz şartsız ve kayıtsızsınız.

Bir balığın; bir siyah, bir kara balığın

İncecik kılçığı üzerine yemin edersiniz.” diyen şairi bolca andım geçen üç yıl boyunca. Balıklara da küskün değilim çoktandır, beni rahat bıraksınlar kapadığım fallarda. Nasip, insanın alnının ortasına saydam çakıyla oyulmuş. Değdir alnıma parmak izini bir âmânın kitabı okumaya çalıştığı gibi. Çözülsün alfabem. Sökeyim zikri inşaayı. Bedenimin içinde bedenimden önce çürüyen de dillense ve şöyle diyebilse:

“Her şiire bir şair atayan Rabb beni de ilhamsız komaz.”

Bir Küçük Kundaklama Meselesi” için 2 yorum

  • 9 Eylül 2018 tarihinde, saat 22:21
    Permalink

    Fiyakalı…

    Yanıtla
    • 10 Eylül 2018 tarihinde, saat 00:30
      Permalink

      Eyvallah hocam 🙂

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.