Bir Umuttu Hayat

Vakit iyice ağırlaştı. Her şey susmuşken, attım kendimi kentin ıssız sokaklarına. Etrafta derin bir sessizlik var. Ve ben yürüyorum. Bir zamanların görünmez yüzü olduğum bu dar sokaklarda sessiz ve sakin adımlarla yürüyorum. İçimdeki sesler eşlik ediyor bu yürüyüşe.. Sonra adını koyamadığım, nedenini bilemediğim bir hüzün kaplıyor tüm bedenimi. O eski günleri düşünüyorum ve hatırladıkça sanki yaralarım yeniden kanıyor. İnce bir sızı olup yakıyor yüreğimi.

Adım Umut benim. Bu sokaklarda yabancı değilim. Hatta kendimi bildim bileli benim dünyam sokaklardı. Ben dünyayı bu sokaklarda öğrendim. Annemi, babamı hiç tanımadım. Bir kez olsun yüzlerini görmedim. Bu yüzden sıcak bir yuvanın tadına varamadım. Hiç özleyecek kimsem olmadığı için “özlemek” dedikleri kavramın ne olduğuna bir anlam veremeden büyüdüm. Sokaklar evim oldu. Kaldırımlar yatağım, taşlar ise yastığım. Derdimi çoğu zaman sokaklara anlatırdım. Onlarda sessizce dinlerdi beni. Gökyüzü dostum. Tek sırdaşım yıldızlar oldu. Hem alışkınım ben kara, soğuğa, yağmura  üşümek nedir bilmem. Sıcağı tatmadı ki bu yürek, bu beden, bu eller..  Çocukluğumu yaşamadan büyüdüm. Hiç bir göz görmek istemedi. Kimse benim farkımda bile olmadı. Vicdanlarına kilit vurmuş bu insanlar görmediler, görmek istemediler çöpten topladığım kırık, dökük oyuncakları. Gerçi her şeyim kırık, döküktü. Umutlarım.. Hayallerim.. Çocukluğum..       Bir ekmek parası için kimi zaman kağıt mendil sattım. Kimi zaman duran araçların camını sildim. Az para kazandığımdan dolayı günlerce dayak yedim. Kimsesizliğime rağmen umutlarım vardı. Bitmek, tükenmek bilmeyen umutlarım. Keşke sokakların dili olsa da anlatsalar yaşadıklarımı. Acıyla yoğrulmuş yıllarımı. Kimsesizliğimin acı kaderini..

Uçsuz, bucaksız bir ummanda kaybolmuş gibi yüreğim. Her gece kimim, neyim, nerdeyim diye sorular sormak acı verse de, hep cevapsız kalsa da sorularım yinede sormaktan yorulmadım. Tarifsiz sızılar var bedenimde. Çocukluğum ise sokağa terk edilmiş umutlarım arasında kaldı.. Her şeyde hep bir şeyler eksik, hep bir şeyler yalnızlığımı fısıldıyor. İçten gülmelerim olmadı. Hep boğazımda düğümlendi kelimelerim. Ve öğrendim ki gözyaşı akıtmadan da ağlayabiliyormuş insan.

Yaşamak ama her şeye rağmen yaşamak.. Çünkü zoru görmeden, acıyı tatmadan mutlu olunmayacağını biliyorum. Bu dar sokaklar, çıkmaz umutlarla savaşmayı öğretti. Yavaş yavaş, sabırla ve korkmadan tırmandım bu hayat yokuşunu. Zorluklarla mücadelede en iyi zırh ise şüphesiz sabırdı. Her şeye rağmen ilerlememi sağlayan büyük bir nimet. Rengi solmuş bu hayatta kirlenmeden hayatta nasıl kalacağımı öğrendim. Aslında sokakların bana öğrettiği en iyi şey şükretmek ve her şeye rağmen bu günüme şükürler olsun. Şimdi ise küçük bir iş yerim, dünyalar güzeli bir karım ve minik bir yavrum var. Adım umut benim.

Ve her şeye rağmen Bir Umuttu Hayat..

Sonra düşündüm. Fark ettim ki dünya da sadece kendi mutluluğumuz için yaşamak, aslında en büyük yanılgımızmış. Oysa ağlayan gözleri güldürebilmek, kanayan yüreklere biraz olsun su serpebilmek için yaşıyoruz. Dertli bir gönülle dert sahibi olabilmek, kimse sevmeyi beceremese de biz hep seven olmak için yaşıyoruz.

Peki şimdi vicdanınızın kilidini kırmaya var mısınız ?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.