Bu Gidiş Nereye?

Bismillahilhakimilkerim ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ve barik ve sellem.
Es-selamu aleykum ve rahmetullahi ve berakatuhu, kardeşlerim!

   Ne acıdır değil mi, canlar? “İnsan” dediğimiz üç beş damla necis sudan yaratılmış bir varlıksın Allahu teala için eğilmezsin anne-baban için bayram diye, “Anne-babama saygım var.” diye eğilir elini öpersin. Bu nasıl bir saygıdır ki anne-babana gösterirsin lakin yoktur seni yaratıp yedirip içiren Rabb’ine. Şu acuz gönlüm der ki: İşte gel, gör! Bu açık, apaçık, berrak bir şirktir.” Bilmem doğru mudur? Allahu teala’ya ibadet etmezsin amma anne-babana eğilip saygı gösterirsin. Ya Rabb bunu kavrayamaz şu aciz gönlüm. Her türlü, envai çeşit hıyaneti edersin sonra gelip “ Bana saygı göstereceksiniz babında kavga edersin.” Elini kaldırıp el öpme beklersin. Bu apaçık, saf bir kibir değil midir? Şu aciz gönlüm der ki: Ey aciz kul görme hata edenleri, etme hata edenlere! Bil ki onlar bilmezler. Bilselerdi yapmazlardı ki yapanlar biliyor olsalar bile bir gören vardır görenlerin üzerinde, bir bilen vardır bilenlerin üzerinde. Nasıl ki kaderin üstünde bir kader vardır. Her işin içinde de bir hikmet vardır. Sen uyar ve bırak! Zira ins u cinnin kalplerini evirip çeviren yalnız Allahu Teala’dır. Sen ne kadar istesen de Allahu teala emretmedikçe Ebu Cehillerde, Ebu Leheblerde dönmeyecek din-i mübin-i İslam’a. Üzülme, Allahu teala bizimle beraberdir.” Amma ne ide şu aciz bir türlü vazgeçemez, bir türlü el-etek çekemez. Onlar kaçsa Yunus gider. Onlar sövse Yunus sever. Onlar inkar etse Yunus yeniden anlatır doğruyu. Herkes “Deli” der Yunus’a. Yunus “Selam!”der, gider yoluna. Zira Hayy’dan gelimişiz Hu’ya gideriz. Kim aslını inkar etse de girecek şu düğün evine. Kim aslını yalanlasa da varacak Hakk’a ya “Allah” deyu yahut inkar ile. “O gün bazı yüzler aydınlıktır ve Rabblerine yönelmişlerdir bazı yüzlerde vardır ki günahlarından dolayı yüzleri kapkara olmuş başlarını aşağı eymişlerdir.” Muhakkak Allahu Teala’nın vaadi gerçektir. Kim inkar etse de bu değişmeyecek, eğrilip bükülmeyecektir.
Hani Ömer radıyallahu anh ağlamıştı. Bunun üzerine Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz Ömer radıyallahu anh’a hangi sebeple ağladığını sormuştu. Ömer radıyallahu anh’da Sultan-ı Avalim sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e demişti ki: “Kisrâ ve Kayser’in saltanat ve ihtişamına karşılık sizin tercih ettiğiniz şu hayata ağladım. Halbuki siz, Allah’ın elçisisiniz.” Şemsü’r-Rahman Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bu soruya karşılık buyurdu ki: Sen, dünyanın onlara, âhiretin ise bize ait olmasını istemez misin? buyurdu. Başka bir hadis-i şeriflerinde ise “Dünya Mü’minin zindanı, kafirin cennetidir.” buyurmaktadır Fahr-i Kainat Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem. Bu kadar kelam açık ve net bir şekilde nakledilirken müminlerin “Küçük dağları ben yarattım.” edasıyla yürümeleri ne kadar büyük bir cahiliye devrinde yaşadığımızı berrak bir şekilde göstermektedir. Yoksa ki bilmezler mi şeytan Allahu Teala’nın huzurundan nasıl recmedildi. Bir de şu müminlerin küffarı taklid u takrir etmeleri şu acizu derinden üzmektedir. Hangi sebeple Allahu Teala’nın ipine sıkıca sarılın diyen sultanlar sultanı, enbiyalar serveri Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’i dinlemeyip, ondan yüz çevirip küffara bağlanır, onları taklid u takrir eder gençliğimiz. Maide sure-i hakimi 51. ayet-i kerimede buyruluyor ki: Onlarla dost olan onlardandır. Küffara benzemek dahi yasaklanmıştır. Hadis-i hakim şu şekildedir: “ Kim bir kavme benzerse o da onlardandır.” Bırakın küffarla dost olmayı onlar benzemek dahi yasaklandığı halde nedir şu halimiz?
Şimdi beylerin arasında yaygınlaşmış olduğu bilinen bileklik takma adeti de nedir öyle? Halbuki bileklik takma beylere yasaklanmıştır. Bileklik takmak hanımların takı takma adetlerindendir. Hanımlara benzemek ise din-i mübin-i İslam hükümlerince kesinlikle yasaktır. Eğer çok benzemek istiyorsanız Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e uyun ki Allahu teala’da sizi affetsin. Zira Allahu Teala: Kim Rasule itaat ederse bana itaat etmiştir  ve  (Rasulüm), de ki: Eğer Allah’ı seviyorsanız hemen bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah çokça bağışlayıcı ve merhamet edicidir, buyurmaktadır.
Ey gençler, durdurun nefislerinizin şu bitmek bilmeyen isteklerini ve çevirin yönünüzü arkanızı döndüğünüz Allah’ın ipine ki Allahu teala sizi sevip, bağışlasın! Günahlarınız ve yüz çevirip arkanızı dönmeniz sebebiyle yaptığınız hatalarınıza merhamet etsin! Muhakkak ki Allahu teala kullarını sever. Kullarını rızıklandırır. Kullarına her durumda yardım eder. Tutunun Allah’ın ipine sıkı sıkıya! Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e tabi olun ve ersin artık gönülleriniz huzur-i ilahiye. Eğer taklid u takrir edilecek bir insan varsa o kimse de Rahmeten Li’l-alemin sallallahu aleyhi ve sellem Efendi’mizden gayrı kim olabilir? Hiç kimse Canan-ı Cenanan Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in yerini dolduramaz veya tutamaz yahut geçemez. Hiç kimse adına ayetler inmiş, adına şiirler nakşedilmiş, adına kasideler dürülmüş; Sultan-ı Selatin, İmamü’l-Harameyn, İmamü’l-Müttakin, İmamü’l-Arifin sallallahu aleyhi ve sellem Efendim değildir ve O’nun gibi olamaz. Ve’s-selam…

Ahmed Ufuk Özçiçek

"Biz Ahmedi ve Muhammedi bir insan-ı kamil olmaya çalışan insan-ı acuzuz." Ahmedi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir