Cevâb Ne?

Umuda kırdım tüm duvarları.
Paslaşmışlıklar kabrinde sabahladım.
Üstüm toprak yığını,
Darbelerin birikintisi, çamurun rayihası.
Tahta kuruları severdi ölülerle oynamayı.

Gökten üç elma; “düş”tü,
Rüzgârın ağzına laf verdik.

Çançinçon…
At arabası,
İngilizi, Fransızı, ayrı ayrı mecmuası
Sallana sallana, itiş kakış
Rüzgârın ağzı büzülmeyen nakış…

Orada, burada, şurada şakşuka…
Bitirim ikili; zamân ve modernizma…
Hânelerde huzûr, bir ergen bozuntusu.
Şimdilerde yaş almak sürgün yemişlik ordusu…

Şipşap, şipşap, şakkadanak…
Yağmurda koşa koşa yürü evlat!
Paçalarınla çamuru tat!
Soba başı vazgeçilmez bir durak.

Sen: “Yaşa! Yaş al!”
Elbet birbirine düşer:
“Tahta kuruları ve gıybetçi rüzgâr”

Fotoğraf: Gizem YURDAKUL

Gizem Yurdakul

Kul ve kül olmaya dair bir mahlukat.

Cevâb Ne?” için 2 yorum

  • 1 Ocak 2018 tarihinde, saat 23:06
    Permalink

    Allah kaleminizi tesirli kılsın, çok etkilendim gerçekten…

    Yanıtla
  • 4 Ocak 2018 tarihinde, saat 13:06
    Permalink

    Teşekkür ederim…

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.