Dikkat, Bu Bir Komplo Teorisi Değildir!

Bismillahirrahmanirrahim
Toplumların giderek sürüleştiği bir gerçektir. İnsanı insan yapan ve onu bir “beşer”den ayıran vicdan, irade, akıl vb. manevî kavramlar ezanların duyulduğu sokaklara dahî uğramaz olmuştur. Yalnızca yemek, içmek, tuvalete gitmek ve cinsel ihtiyaçlarını gidermek üzerine kurulu bir insan tanımı yapılamaz. Sadece yemek ve içmeyi, cinsel güdülerine cevap vermeyi ilke edinmiş modern, çağdaş, medenî(!) batı insanı ile bozkırlarda otlanan mandalar arasında bir fark kalmamıştır. İnsanı “ahseni takvim”den “esfele safilin” düzeyine indirgeme projesi tüm hızıyla devam etmekte ve hatta içlerinde Allah’ın anıldığı evlere bile tesir etmektedir. Etken toplum düzeninde hayatta kalamayacağını bilen kapitalizm, toplumu edilgen kılmak adına hain yollara başvurmakta ve başarılı da olmaktadır. Batıda yaşanan manevî bunalımın ve bu buhranların temelinde yatan maddeci, materyalist anlayışın sebep olduğu duygusal yıkım bir felâkete dönüşmüş ve Avrupa insanını intihara kadar sürüklemiştir. Türkiye ise batılılaşma yolunda ilerlemekte ve kültür yozlaşmasına tanıklık etmektedir. Genç neslin çoğunluğu, çağdaşlık kisvesi altında batılılaşmakta, bâtıllaşmaktadır.

Toplumsal yaşam, bir bayrak yarışı gibidir. Her gelen nesil bir öncekinden devraldığı “toplum düzenini koruma” misyonunu yerine getirmek için çabalamaktadır. Hak ile bâtıl arasında yaşanan ve son yüzyılda iyice şiddetlenen savaş, sonunda tüm insanlığın Hakk sayesinde kazanacağı ya da tüm insanlığın bâtıl yüzünden kaybedeceği bir bayrak yarışına dönmüştür. Yeni nesillerin inşâsında, ya’ni bayrak yarışının bir sonraki safhasında atak yapacak neslin yetiştirilmesinde ailenin büyük bir görevi vardır. Toplumun temelini aile oluşturur. Islahı mümkün olmayan bir toplumsal yıkıma karşılık yeniden inşâ fikri doğmuştur. Aile ise bu inşânın şantiyesidir. Genç neslin ıslahı ile ilgilenen dert sahiplerinin, bir sonraki neslin inşâsını da ihmâl etmemesi gerekmektedir. Şu anda inşâ, ıslahtan daha mühim bir konumdadır. Silgilerin silmez olduğu, zor sildiği bir sayfayı çevirmek ve temiz bir sayfaya geçmek daha mantıklıdır.

Zihni kirletilmiş genç nesil evlenmeyi ve çocuk sahibi olmayı istememektedir. Anneleri televizyon, babaları tablet olan nesil; yeni ebeveynleri neyi emrederse onu uygulamaktadır. Ailesiz toplum düşünülemez. Fuhşiyâtın, zinânın arttığı bir toplumda bebekler ya anne karnındayken katledilir ya da babasız kalır. Aile yapısı ise oluşmaz. Birey sayısının çoğalmadığı bir toplum mum gibi erir. İslâm toplumu ise güneş gibidir. Ailede yetişen çocuk, babasını örnek alan çocuk, anne şefkatine mazhâr olan çocuk bir ışık demeti gibi aydınlatır her yanı.

İşte tablo gözler önündedir. Azalmaya meyleden kirlenmiş zihinlere karşılık Azîz İslâm’ın mübârek gençleri içlerinde; Ebûbekirleri, Ömerleri, Hatîceleri, Alileri, Âişeleri, Osmanları yetiştirme hasretiyle kaynamaktadır. Bilmek gerekir ki Yûsuf(as) gibi gençler yetiştirebilmek için Yakûb(as) gibi olmak gerekir. Son yüzyılın karanlık oluklarından şarıl şarıl Müslüman kanı aksa da gelecek ümit vadedicidir. Allah’ın vaadi haktır. Zafer inananların olacaktır.

Yapılması gerekenler beliğdir. Aile korunmalıdır. Kadın korunmalıdır. Erkek korunmalıdır. Tüm bu vazîfe ise her Mü’min gencin bizzat kendisine aittir. Annesinin sabah kalkıp kahvaltı hazırlamasını günlük bir rutin olarak algılayan çocuğun; annesinin Kur’ân okumasını, misafir çağırmasını, namaz kılmasını da günlük bir rutin gibi algılaması gerekmektedir. Babasının sabah ve yatsı namazlarında câmiye gitmesine alışmış, zihni televizyonla, reklamla kirletilmemiş bir çocuğun ihtiyacı her geçen gün artmaktadır. Herkes murakabe ile sorumludur. Nefsin tezkiyesi ile suya inen damlalar, dalgalar halinde giderek yayılacak ve tüm dünyayı kuşatacaktır.

“Annelik” gibi kutsal bir görevin ne kadar kötü ve aşağılık olduğunu anlatma çabası içinde olan Türk televizyon dizilerinin İslâm’a hizmet etmediği açıktır. “Ben çektim, sen çekme!” anlayışına sahip annelerin de temiz bir zihne sahip olmadıkları açıktır. Cenneti anaların ayakları altına seren Allah azze ve celle bu İslâm’ı anneler eliyle ayağa kaldıracaktır. Cihâdın en çetin olduğu yer savaş meydânı değil, ailedir.

“Bir toplum kendilerindeki özellikleri değiştirinceye kadar Allah, onlarda bulunanı değiştirmez.” (13/Ra’d,11)

Duamızın sonu âlemlerin rabbi olan Allah’a hamddir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.