Edib-i Dem

Bir nur ki onda parıldayan şems gibi.
Hem vefalı hem pürhaya nesli gibi.
Ateş dahi utanır yanında, edib-i dem.
Ben sünbülü, bülbülü, gülü ne’dem?

Bir ziya ki ondan ışıyan bedr gibi.
Hem veralı hem pürziya ehli gibi.
Ateş dahi tutuşur aşkında, o ki hemdem.
Sünbül, bülbül, gül dahi yanar dembedem.

Bir od var ki onda zahir yangın gibi.
Hem alim hem pürirfan ceddi gibi.
Ateş dahi ram olur, duymaz nedem.
Sünbül, bülbül, gülde dahi olmaz mendem.

Bir şu’le var ki ondan şamil setr gibi.
Hem amil hem pürhidme ceri’ gibi.
Ateş dahi diler olmak dilinde yek bir dem.
Aşk-ı Nuri nur eyler kulubu her dem.

Şems:Güneş, Pürhaya:Edep dolu, Edib-i dem:Zamanın en edeplisi/ Zamanın edebiyatçısı, Ziya:Parıltı, Bedr:Dolunay, Pürziya:Parıltı dolu, Ehil:Aile/ Makamdaş, Hemdem:Dost/ Arkadaş, Dembedem:Zaman zaman, Od:Ateş, Zahir:Ortaya çıkan, Pürirfan:İrfan dolu, Cedd:Ata/ Peder(Baba), Ram olur:Teslim olur, Nedem:Pişmanlık, Mendem:Pişmanlık, Şu’le:Alev, Şamil:Kaplayan, Setr:Örtü, Amil:Çalışan/ Amel eden, Pürhidme:Hizmet dolu, Ceri’:Yiğit, Yek:Tek, Dem:Vakit/ Zaman, Aşk-ı Nuri:Nurun aşkı/ Nuri’nin aşkı, Kulub:Kalpler

Ahmed Ufuk Özçiçek

"Biz Ahmedi ve Muhammedi bir insan-ı kamil olmaya çalışan insan-ı acuzuz." Ahmedi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir