Eylülde Hüzünden Üşür İnsan

Hayat çok kısa. Gel, bu sonbahar bizim olsun.

Fakirin ekmeğidir, umut.
Ben de sensiz çok zengin sayılmam.
Hiç sayılmam aslında, son derece sensizim.
Ve ben artık sensizliği uğurlamak;
Senli günleri kucaklamak istiyorum.

Mesela her sabaha sensiz uyandım;
Seninle günü ağırlamanın şükrünü çok iyi bileceğim.
Sensiz yürüdüğüm yollarda fazlasıyla yoruldum.
Sevdanı kendime değnek edeceğim.

Kuşlara gülümsediğimin on katı sana gülümseyeceğim.
Çiçeklerim, gülüşlerim, ömrüm…
Hepsi senin;
Hepsini yoluna yoldaş edeceğim.

Gelişinin şükrüyle şenlenecek yüreğim.
Yüreğimse yalnız senin, bir tek senindir.

Hüzün ayıymış, Eylül.
O halde âşık olana her ay Eylül.
Âşık olana her ay umut.
Biraz da umuttur sonbahar.

Umudum güzel; tıpkı sonbahar gibi.
Biraz da soğuk; yorgun yıllar misali.

Annemin lafı düşer hatırıma.
“Ne üşümesi kızım, daha pastırma yazı var.”
Ah annem,
Hüzünden de üşür insan; aylardan Eylül ise.

Hazal Taş

Sustuklarının emekçisi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.