Hayal Meyal

Hayal Meyal

Yeni bir zaman dilimine ihtiyacım var. Mars’a veya Venüs’e gitmek benim için çocuk oyuncağı kıvamında
Benim lavanta kokusu saran etrafı
Çardağımın rengarenk güllerle bezendiği sonunda ne sıcak, ne soğuk ılık bir suya ayaklarımın değdiği ufak bir havuz
Kumruların böğürtlenlerimi yediği
Kocaman bir bahçeye ihtiyacım var.
Arkasında rüyalarımda kurduğum ufak patikalardan oluşan ve her birinin sonu ılık şelaleye çıkan bodur çamlı etrafı küçük tepelikli eve ihtiyacım var. Kiraz ve narın aynı mevsimde yetiştiği bu ormanda kiraz yiyerek şelaleye yürümeye, yolda aldığım narı şelale kenarında açıp da tek tek tanelerini havaya atıp dilimle tutmaya ihtiyacım var.
Kırmızı çitleri, çitlerin dibinde boyunca sıklemen çiçekleri, ahşaptan bir sandalye eski usul sallanandan, içine de bir püf yastık koymuşum. Yeri öyle güzel ki, ardında kitaplık var en sevdiklerim elimin hizasında… Ümit Yaşar Oğuzcan misal… Alıyorum ve rastgele açıyorum bir sayfasını:
“Taş
Ben çakıl taşıyım küçük
Ben kaldırım taşıyım yorgun
Ben sabır taşıyım pare pare
Ve ben ah mezar taşıyım
Ne çare…”
Bir de Nazım Hikmet çarpıyor gözüme keyif benim bir de onu açıyorum:
“ve ben artık bilemem kimlere derler Leyla ile Mecnun?
O pantolonlu Leyla
Ben eteklikli Mecnun değilsem!
Ağlayabilsem a…h
Ağlayabilsem!”
Hafif bir koku yayıldığı etrafa. İçimi serinleten çay kokusu. Çay arkadaş başka ne münasebet. Semaver hemen sol elimin altında, ince belli de bekler beni…
Çay içerken en son başladığım kitabı alıyorum elime. José Saramago- Körlük. Bir nevi oynuyorum. Seslendiriyorum her sayfayı, sesleniyor gibi kitap bana..
“Yapacağımız her hareketten önce ciddi olarak düşünmeye başlasak, vereceği sonuçlan önceden kestirmeye çalışsak, önce kesin sonuçları, sonra olası sonuçları, sonra rastlantısal sonuçları, daha sonra da ortaya çıkması düşünülebilecek sonuçları düşünmeye kalksak, aklımıza bir şey geldiğinde, bulunduğumuz yere çakılır, hangi yöne olursa olsun bir adım bile atamazdık.”
Akşam olmuş bile uyuyakalmışım sandalyemde, bir ses… Kızım bana doğru koşuyor, ardında eşim, ardında annem ve babam, kardeşlerim ve tüm sevdiklerim…
Uyandım
Evet hayaller…
Hayal kurun, hayatlardan da kopmayan ama hayal kurmayı da bırakmayın. Hep bir umut doldurup içine günleri öyle yaşayın. Nedir ki canına yandığım dünya? Ömür dediğin şey sadece ciğerlerine doldurabildiğin kadarı… Nefes alamadığın yerde kopar kıyamet.
O güne kadar size güzel hayaller dilerim.
Bendeniz ahşap sandalyemde uyumaya devam etmek istiyorum
Müsadenizle…

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.