Hayat Manzarası – Betül UZUNTARLA

Kış gelince, ağaçların yapraklarının beyazlarla kaplanıp yaz gelince yeşillenmesini seyreden insanın mevsimlere göre gördüğü manzaranın değişmesi gibi, insan hayatının da manzaraları zaman zaman değişir. Ama hayatın manzarası mevsimlere göre değil, birçok etken ile birbirinden farklılaşır:

+ Bakış açısı: Hayata negatif bakan insanın hayat manzarası daima siyah beyaz yani rengi oynanmış bir resim iken pozitif bakan birinin hayat manzarası renklerin yoğunlukta olduğu, resim kalitesi yüksek bir fotoğraf makinesiyle çekilmiş resim gibidir.

+İsteksizlik: İnsanın o gün  yapacağı iş kendisinin hoşlanmadığı bir iş ise hayatın manzarasını görmek şöyle dursun o işi bitene kadar nefes bile aldığının farkında olmaz. Ama o gün yapmaktan hoşlanacağı ve istediği bir işi yapmak için uyanan kişi, işe gidene kadar hayat manzarası dağlar, taşlar, yeşillikler olur;  bunları görmek amacıyla yola çıkmasa da yolu bu hayat manzarasına varır.

+Amaçsızlık: Sabah yatağında uyanıp amaçsız şekilde tavana bakan bir insanın hayat manzarası mat bir beyazdır ama bakıldığında o beyazlıkların üzerinde pütürler vardır. Fakat sabah uyanıp yatağından belirli bir amaç doğrultusunda kalkan insanın hayat manzarası pencereden her bakıldığında görülen hayatın akış şemasıdır. Zaten önemli olan sadece doğa manzarası görmek değil hayatın akışını görüp ona uyum sağlamaktır.

+İstemek: Aslında hayat manzarası insanın birazda görmek istemesiyle değişir. Hayatı yaşama hevesi olmayan bir insana hayatın güzelliğini göstermek isteseniz bile karşıdaki insan sizin dahi görmediğiniz, kötü olan manzarayı görecektir ve sizin göstermek istediğinizi gözü görse dahi görmeyecektir. Ama hayatı yaşamak isteyen, nefes aldığı her dakikayı anlamlı hale getirmek isteyen insan için sizin bir şeyleri göstermenize gerek kalmadan kendisi hayat manzarasını çoktan görmüş ve kendi hayat manzarasını çoktan oluşturmuştur.

Bu sayılan etkenler ve daha nicesi insanın hayat manzarasını etkileyen etkenler arasındadır. Aslında en önemli etken insandır, insanın kendisidir. Çünkü:

1-Bakış açısını insan kendisi oluşturur: Bir insanın başını elinizle sağ tarafa çevirip göstermek isteseniz bile elinizi çektiğiniz anda başını sola çevirecektir.

2-Herhangi bir şeye isteksizliğini insanın kendisi meydana getirir: Bir kişinin bir şeyde isteksiz olabilmesi için o iş içinde bulunup o işe dair olumsuz yönleri kişinin görebilmesi lazımdır ki o işe karşı isteksizlik oluşabilsin.

3-Amaçsızlık ise bir insanın kendi kararları doğrultusunda oluşan bir şeydir: İnsan, doğar büyür, yaşar ve ölür denir, doğrudur da. Ama dikkat çekmek istediğim nokta şudur ki: “İnsanın doğması, büyümesi ve ölmesi kendi iradesi dışındadır. Ama yaşaması tamamen irade ile meydana gelir. Çünkü sadece nefes alan bir insana yaşıyor denmez, sadece nefes alıyor denir. İnsanın yaşaması için nefes alması haricinde farklı bir amacı olmalıdır.”

4- Son olarak istek de doğrudan doğruya insana bağlı bir etkendir: Çünkü istek belirli bir düşünce sonrasında haz ile bağlantılı olarak ortaya çıkar. İnsan haz duyduğu şeylere karşı istek oluşturur; yani hayata karşı istek duymak hayata karşı haz duymaktan geçer.

Sonuç olarak;
– Sen yerinde saysan da hayat her zaman bir akış içindedir. Önemli olan o hayatın akışına uyum sağlamaktır.
– Hayatın manzarası sen görmesen de, bakmasan da her daim vardır. İnsana düşen o manzaraya bakarken görebilmeyi başarmaktır.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.