İkiz Paradoks

Güneş yine doğuyor, yine selam ediyor ufuktan. Gözlerim kamaşıyor. Bakmak istiyorum. İçim içime sığmıyor sürurdan. Her gün, her defasında ciğerime çektiğim bu temiz hava, neler fısıldıyor bana? Soluduğum bir nefes ilham. Bir nefes daha alamazsam, olur idam. Damarlarıma nüfuz eden sadece kan değil. Kan içinde bir kan. Can içinde bir can. Hayata anlam katan en manalı ilham. Kalemime tercüman olan, yaralarıma merhem olan, sevincime, üzüntüme, hayatıma ortak olan irade. Seninle açtım gözlerimi dünyaya. Seninle buldum huzuru. Seninle başladım bir ufuk rüyaya. Seninle uyudum. Seninle uyandım. Şimdi aldığım bir nefes bana, verilen bin nefesi çağrıştırıyor. Şimdi döktüğüm her göz yaşı, bir biçareyi anımsatıyor. Zerresine kadar her tutam, ben kokuyor. Ben ise kopuyorum umutlardan, kayıyorum bulutlardan ama her seferinde dört ayağım üzerine düşüyorum. Ne kadar talihliyim ki seviyorum sevilmeyi, görüyorum görülmeyeni. Bir çiçek hayal ediyorum, sonra bir bahçe ve sonra da güllük gülistanlık bir orman. İçinde sevginin, saygının ve hoş görünün yeşerdiği bir dünya. Hayallerimi süsleyen bir hülya. Hiç bir kalbin kırılmadığı, hiç bir yüreğin ezilmediği, güzelliklerle dolu bir ütopya. Bazen bir Göktürk bazen Asgardia. Hey! Sen! Sesime kulak veren. Nasır tutmuş kalplerin hastalığıdır verem. Sen olma hiç bir zaman, görmezlikten gelen! Düşene, bir tekme vuran da sen olma! Sen olma sevginin yerini, nefretle dolduran! Nice miras gülleri, solduran sen olma! Sen ancak sen ol. Sen sen ol ki hayat güzel olsun. Olduğun gibi değil olmak istediğin gibi. Sen sen ol ki değerin olsun. Aynada gördüğün kişi değil görmek istediğin kişi. Sen sen ol ki farkın olsun. Fakirin zenginden, zayıfın güçlüden, masumun zalimden, iyinin kötüden farkı olsun. Sen dert ol, sen derman ol. Sen mert ol, sen ferman ol. Amanın gözü, dilsizin sözü, bir ahlak timsali, insanlığın özü ol. Sen, ben ol. Ben de sen olayım. Her sabah birlikte hayata açalım gözlerimizi. Birlikte aynaya bakalım… Peki sen buna hazır mısın!?

Hüsrân-ı Felah

Asıl adım Enes ÖZDEMİR. 28 Ocak 2016 tarihinde Sergah dergi'de köşe yazarı olarak ilk yayın hayatıma başladım ve hala Sergah dergi'de yazılarımı paylaşmaya devam ediyorum. Umarım yazılarımı faydalı bulur ve memnun kalırsınız. İstifade etmeniz dileğiyle 🙂

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.