Kitap Ve İnsan

Sığınmak mıdır kitabın işlevi? Satırlara, kelimelere sığınmak mıdır? Yoksa mutluluğu aramak mıdır her bir sayfanın kokusunda? Hem sığınmaktır hem mutluluğu aramaktır hem mutluluğun, huzurun kendisidir kitap. Her satırında kitabın içine bir adım daha girmek, belki dünyanın üstüne çıkmak, belki dünyanın en derinine inip yaşamın özünü görmek, belki de her satırında yaşamaya dair bir umut bulmak…

Bir değil birden çok işlevi vardır ya da kazandırdığı şeyler vardır kitabın; mutluluk huzur dışında yaşama inancı, ruh dinginliği, birçok bilgi ve başka dünyalara yolculuğa çıkmak gibi, satırlarda kaybolmak ve o satırlarda kendini bulmak gibi pek çok şey kazandırır, katar insana kitap.
Bazı satırlar ise bazen insana birçok şey kaybettirebilir. Ama bu kaybettirdikleri hatta insandan çok uzaklara götürdüğü duygu ve düşünceler de yaşamın gerçekleridir. Bu bakış açısı ile bakıldığında kitabın insandan götürdükleri kişinin daha iyi bir yaşam sürebilmesi içindir. Ki bu kaybedilen duygular belki bir şeye edilen ümittir fakat boş bir ümit ise bu, ümidin boş olduğunu kitabın insana hatırlatması kişiye yarar sağlayacaktır.

Kitabın içinde yer alan her bir satır başka bir insanın zihninden, gönlünden kopup gelmiş bir düşüncedir. Bu sebeple kitaplar insanın insanla konuşmasını sağlar, belki de hayatı boyunca hiç göremeyeceği bir kişiyle, hiçbir zaman konuşamayacağı bir kişiyle.  Yani kitap sadece okuma işlevini değil zihinlerin birbiriyle konuşma işlevini de görür.

Bazen satırların da zararı olabilir insana. Aslında bu zarar tam olarak satırların, yazarın suçu değildir. Bizzat insanların; bu hayatı böyle yapanların, yaşamı bu hale getirenlerin suçudur. Çünkü kitaplarda yer alan karakterlerin, yaşanan hayatların hiçbir zaman var olamaması yazardan değil insanlardan kaynaklanır. İnsanların kendilerini olduğu gibi kabul edip daha iyi bir insan olmak için uğraşmamasından kaynaklanır. Ve kitaptaki insanların karşımıza çıkamayacak olduğu gerçeklik, kitabın son sayfası çevrildiğinde farkına varılır. Çünkü kitabın içinde iken o insanla, o satırlarla yaşarsın. Birlikte nefes alıp verir aynı anda heyecanlanıp hüzne boğulursun. Son sayfa bitip arka kapakla göz göze gelince ise kısa bir an nefes alamayabilirsin yanında nefes aldığın bir kişi daha olmadığı için. Böylelikle satırların içinden çıkar gerçekle yüzleşirsin.  Aslında satırlara dikkatle baktığında gerçek yaşamdan bir kesit sunduğunu görürsün. Bu da kitapların kaçınılmaz sona kişiyi hazırlama şeklidir.

Her satır kişiyi yaşamdan mı koparır peki? Tabi ki “Hayır.”dır bu sorunun cevabı. Kimi satırlarda vardır ki insanı dünyanın merkezine yerleştirir ve her insanın kendisine bakmasını sağlar. Bu kitaplar kişiye kendini anlatan, kendini öğreten kitaplardır. Evet, insan en çok kendini tanıması gereken yerde en az tanıdığı kendisidir. Bu yüzden bu görevi kitaplar almıştır. Her bir cümlesinde durup insanın kendisini çözümlemesini sağlar. Zaten toplumu oluşturan her bir birey kendini kitapların yaptığı gibi çözümlese toplum sorunları ortadan kalkacaktır. Bunu yapamayan insana kitaplar çaredir ama yine de her insana değil. Zira insanların kendini kendine anlatan kitapları okuması kendi seçimlerine kalmıştır. Dünya da böyledir, dünyayı yaşamak isteyenler dünyayı anlamaya çalışırlar ama dünyada yaşamak isteyenler yalnızca dünyayı yaşarlar.

Bazı kitaplarda tarih gezisi yaptırır, her satırı tarih kokar, her satır bir tarih yazar. Gelecekten umudu olmayanlarında sık sık uğradığı bir menzildir geçmiş. Bu yüzden sık sık uğrak noktası haline gelir. Yine insana kendini, kendi geçmişini öğretir bu kitaplar. Ama en çok nereden geldiğini hatırlatır. Böylece nereye gideceğini, gidebileceğini gösterir insana.

Ve insana yaşama umudunu sağlayan, ruhunun sesini kulaklarında çınlatan kitaplar mevcuttur. Bu kitaplar tıpkı yemeklerin mideyi doyurması gibi ruhun gıdasını oluşturur. Ki ruhunun sesini duyamayanlar ruhunun açlığını da fark etmedikleri için yabancıdır bu kitaplara. Ya da yaşamaya dair inancı kalmamıştır ve o inanca dair de ümidi yoktur bu kitaplarla tanışmamış insanlarda.

En nihayetinde her kitap okunmaya değerdir. Her çiçeği gezen arının balının daha tatlı olması gibi her kitap türünün kokusunu almış bir burun tüm kokulara hâkim olacaktır. Her kitabın tadını almış bir insanın da damak zevki daha gelişmiş olacaktır. O yüzden kitaplar, eksik kalan yapboz parçası gibi insanın boşluğunu tamamlar. Ama sadece o boşluğun farkına varanların tamamlamak için arayacağı bir parçadır kitap.

Kitap Ve İnsan” için 4 yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.