Kutsal ve Kutsallık Olgusu Üzerine

Kutsal; bir din gereği olan, tapma makamında olan bir olgudur. Kutsallık çoğu zamanda farklı biçim ve kurallar bütünü olarak da ele alınabilinir. Olgular bütünü olan kutsallık dini mefhumları bina eden en üst basamaklardan biridir. Süreçler insanları kutsallığa ilettiği dönemlerde insani vasıfları tapma ve tapınma olguları etki edilmektedir.

Kutsallık zaman ve mekanlara bina edilmiştir. Lakin tarihi süreçlere bakıldığında kutsal sayılan olgular bir deprem ya da yolculuk hallerinde taşınma ya da korunma dönemlerinde görülmüştür.

Kutsallığın insani vasıflarda oluştuğunu ve oluşumlar esnasında dini mefhumları yıktığını görmekteyiz. Durumlara etki etme biçimleri güçlüdür. Bu ise sadece kutsal sayıldığı için, içselleştiği için bu şekildedir.

Kutsallık cahiliye dönemlerinde inanılan dini mefhumlardan sayılmaktadır. Ve hiçbir etkisi olmadığı bilindiği halde o dönemde yaşayan insanları etkisi altına almıştır.

Genellikle insanlar bireyleri kutsal olgularla kandırma ve inandırma girişimleri içerisindedirler.  Bu durumlar yapılan araştırmalarda görülmektedir.

Kutsallıkta ilerleyeceksek, aldatıcı olan nefsimizden tek bir şey öğrenebiliriz: “O da nefsimizin kötü olduğudur; yani bizi duadan, hizmetten, camiden, topluluk yararından alıkoyan ne varsa, sevgi ve merhamet hizmetinden bizi eksik bırakan ne varsa, Rabb’e tanıklık ve hizmetten bizi alıkoyan ne varsa bunların arkasında kendi nefsimiz (düşmüş irademiz ve doğamız) vardır. O halde kutsallıkta ilerleyeceksek aldatıcı olan nefsimizden korkmalıyız!

Modernleşme ve özenti kültürü kişilerin etkin olgularıyla bir çeşit kazanmaktadır. Modernleşme süreçlerinde insan yapısal etkileşim yapılarına ciddi yararlar vermektedir. Etkileşim çağı olarak modernleşme sayesinde biçimsel ağ, yapısal dönemlere bina edilerek insani vasıfları farklı kategori ile ele almaktadır.

Oluşumlar genel olarak seyahat ile içselleştiği için modern algı süreçleri bir bakıma bireyleri farklı algılarla etkilemektedir.

Modernleşme içsel dönemlerde giyim ve yiyeceklerle başlatılarak farklı biçimsel süreçlerle baskın hale gelmekte ve özenti kültürel değişmeler baş göstermektedir.

Modernleşme baskın kültürü seyahat ile insanlara etki etme ve etkileşim mefhumlarında kişileri modern bir hayata alıştırma girişimlerinde medyayı etkin bir şekilde kullandığı görülmektedir.

Modernleşme kültürel yapıya binaen hız ve tutku reaksiyonlarının etkisiyle gelişim göstermektedir.

Özenti kültürü ile batılılaşma süreçleri farklı donanımlar üzere yaşamsal yoğunluklara rağmen etkileşim sağlayarak kültürel unsuru baskın olarak etkilenmiştir.

Küresel güçler modernleşme adına yapılan reaksiyonları ile asli kültürü yok etmekte ve bu var olan asıl sebeplere ciddi yatırımlar uygulamaktadır.

“Modern” kelimesi “Yeni” ’anlamına gelir. Başka hiçbir anlamı yoktur. Yeni olan çekicidir ve iyidir. Bir batılı düşünüre göre: “Bu, yeni olanın tiranlığıdır. Çünkü yeni olan her şeyi iyi addedersek, iyi kabul edersek bunun getirdiği hegemonik bir durumla karşı karşıyayız demektir.”

Bu gibi durumlar ile modernleşme kültürleri aynı sokaklarda bulunan insanları farklı donanımlarda etkilemektedir. Böyle toplumların etkileşim süreçleri ise kesinlikle aynı olmamaktadır.

Bazı kesimler bu süreçleri sanal ortamlarda ararken bazı kesimler modern kültürün etkisiyle sosyal ortamda yaşamaktadır. Etki etme dönemlerinde ise modern insanların psikolojik dünyaları ciddi içsel bunalımlara kapı aralamaktadır.

Turizm, insanların dinlenme ve manevi duyumlara ulaşmak isteği seyahatlerdir. İnsanlar genel olarak eğlenme, gezme gibi yol alma gereksinimlerini yaşamsal süreçlerine katarak hayatlarını canlandırmak istemektedirler. Turizm, bir plan çerçevesinde gelişen modern kültürleşmeye katkı sağlayan bir ileti biçimi olarak da görülmektedir.

Turizm, sadece eğlenme gibi olgularla değil, manevi olanaklar etrafında da bina edilen bir mefhum biçimindedir.

Kutsal mekanlara seyahat durumlarında da turizm faktörleri ön plana çıkmaktadır. Süreçler çoğunlukla lüks ile kıyaslanarak ortaya çıkmaktadır.

Günümüz dönemlerinde kutsal mekan olarak Mekke ve Medine bir şov yeri olarak görülmektedir. Çünkü nikahsız ya da adı ne denilirse denilsin “Flört” adı altında o kutsal beldelerde şov yapılmaktadır. Durum böyle olunca günümüz dünyasında günahların (haramlar) normalleştiği görülmektedir.

Turizm, bazen bir kutsallık beyan ederken İslami ölçülere sahiplenme noktasında ne yazık ki dikkat edilmemektedir.

Kutsal mekanlarda yapılan bu tutumlar genel olarak ünlülerin bazıları tarafından yapılmaktadır. Ve önemli olan İslami dini mefhumlar çiğnenmektedir.

Bu durum karşısında turizm şirketleri dünyevi bakışlarıyla olayları incelemekte ve nasıl kar etme yolunda faklı planlar sergilemektedir.

Medya olarak kutsal mekanları incelerken gerçek kişisel görünümlerini o an değiştirme gereksinimleri duymakta ve bu gibi olguların olması durumunda o kutsal beldelere uygulanılan reaksiyonlar “Tv” de farklı bir algı operasyonu oluşturmaktadır.

İslam ve turizm arasında olumlu bir ilişki bulunmaktadır. İslam, Müslümanları seyahat etmeye teşvik eden bir barış dinidir ve koşullar İslami turizm kavramının gelişmesi için çok önemlidir. Bugün dünyada 1,6 milyarın üzerinde bir Müslüman nüfus bulunmakta ve İslam ülkelerinin ekonomik göstergeleri her geçen yükselmektedir.

İslam daimi olarak rol model olma yolunda olan bir insan yetiştirmiştir. Etki alanları olarak “İslam yenileşme ve gelişme sağlamak zorundadır.” diyenlere karşı cevabım: “İslam zaten gelişmiş ve yenileşme serüvenini tamamlamıştır.” Sonuçta rol model yetiştiren İslam tabii yeni ve gelişmiş bir öze sahiptir.

İslam, insana değer veren mefhumlarla yoğrulmuş bir dindir. İnsanlığa gönderilmiş son evrensel dindir. Görüş ayrılığına düşenlere bakıldığında İslam dini yobaz olarak görülmektedir.

Günümüz dünyasında ise İslamafobi olgusu İslam’ı kötüleme adına uydurulmuş bir yalan bilgidir.

Modern dünya algısında seyahatler yapıldığında İslam dini ciddi araştırılmalardan geçmiştir.

Modern insan olma süreçlerinden aslında yine İslam dini örnek alınmaktadır. Çünkü İslam dini zaten her çağın çağdaşı bir dindir.

Çeşitli kaynaklara bakıldığında yabancı gezginler İslam kültürüyle beslenerek yeni bir ekol kurduklarını beyan etmişlerdir. Fakat bir ekol İslam ekolu olarak tarih sayfalarına yazılmaktadır.

İnsan daimi süreçlerde teknolojinin gelişmesiyle daha hız tutkunu olmuş ve çeşitli turizm şirketleriyle farklı atmosferlere ulaşmak istemiştir.

İslam dini zamanla insani olgu süreçleri hazırlayarak etkileşim biçimleriyle yeni bir olgu geliştirmektedir.

İslam evlilik dışı hiçbir şeye yaklaşmamayı emretmektedir. Lakin modern insanlığın yapmış olduğu gibi “Kutsal mekanlara rahatlıkla gidebilirim.” havasıyla ahlak yoksunluğu sergilenmektedir.

İnsanlık tarihinde nikahsız hal ve durumlarda insanlar hem zihnen ve hem bedenen zararlar görmektedir.

Nikah tüm dinlerde vardır. Ve tüm dinler evliliği önerir. Biçim yönünde farklılık göstermekle birlikte öz olarak nikah tüm dinlerde aynıdır. Nikahın sonucunda ortaya çıkan evlilik din yönünden kutsal, toplum yönünde olumlu bir kurum olarak kabul edilir.

Bu gelişim süreçlerinde ise İslam modern insan yetiştiren bir din olduğunu göstermektedir.

Kutsallık oluş süreçleri ile kişileri etkileme ve bağımlı hale getiren mefhumlardır. İnsanların çoğu zaman bir yaratıcıya inanma eğilimleri doğmaktadır. Süreç böyle olunca kişiler kendi akıllarını kullanarak yeni bir oluş kurgulama eğilimlerinde bulunmaktadır. İnsan kutsallığa etki eden bütün olguları kendine has kılan birer reaksiyonel etkendir.

Kutsallık ile yapılan ibadet olguları keskin realist bakıştan uzaklaşmaktadır.

Modernleşmeye etki eden oluşumlar sebep ve sonuç ilişkilerinden doğan yaptırımlarla etki edilen varlıklara dönüşmektedir. Modern insan, süreçlere özenti ile başlamaktadır. Hal değişimleri sonucu insan reaksiyonel bir yapıya dönüştürmektedir.

Modernleşme ve özenti kültürü, biçimsel olarak insana kalıcılar bırakmaktadır.

Nikah dışı ilişkiler ile kutsal mekanları ziyaret etmek ne kadar normalleşen bir hayat biçimi haline dönüşebildiğini görmekteyiz. Normalleşen bu ilişkide bulunan şahıslar mıydı? Sorular bu veriler üzerine çalışılması gereken ana konulardır.

Kutsal beldeye bu kişilerin girmesiyle İslam dini kuralları çiğnenmektedir. Turizm olarak dünyevi unsurlar göz önüne alınarak bu süreçlerin yaşandığına şahit olmaktayız. Bu ve bu gibi olaylar bir daha gerçekleşmemesi için bilinçli uyarılarda bulunulmalıdır!

Küresel medeniyet, tek kutuplu bir dünya nizamı kurmak için dayatmalarda ve yaptırımlarda bulunurken medeniyetler arasındaki dostluk ve kardeşliğin daha da pekişmesi için, içimizde taşıdığımız ve asırlardan beri koruduğumuz insani değerlerimizi inanç turizmi olgusuyla ortaya koyarak ekonomik, hukuki, siyasal, sosyal ve kültürel alanlarda dayanışma içine girmeliyiz!

Fırat Ayhan

Bu dünya sırlarla dolu ve bu sırlar içinde yaşayan biri...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.