Muhabbet Ediyorum

Sırf güzel günlerin hatırına. Yani şuan da sabır ediyorsam, bir şeylerin olmasını beklediğimdendir. Bencil değilim ama zamanında zamana bıraktığım şeylerin bana dönüşünü merak ediyorum. Sürekli bir şeyler istiyorum ama hiçbir şey yapmıyorum. Hayatın benden aldıkları çok çok fazla olduğu için hayattan beklentim de bir o kadar yüksek. Engel olamayacağım şekilde benim zamanımı çalıyor. Bende ondan bir şeyler bekliyorum ve bunu yapmak zorunda olduğunu sürekli hatırlatıyorum. Sürekli bekliyorum. Kazanırken kaybediyorum. Bir yandan toplarken, diğer yandan döküyorum ve her defasında daha güzel istiflemek için hayatıma dair planları tekrar tekrar yıkıyorum. “İnsan bilmece gibidir.” derler ki gerçekten’de öyle. Kimse kimseyi çözmeyi ya da o bilmeceyi bitirmeyi denemez. Kimse kimsenin umurunda değil.  2011 senesinde dünya nüfusu 7 milyara ulaşmış. Ya bir düşünüyorum da çok ironik geliyor bana bu durum. 7 milyar insan, 7 milyar bilmece. Onca insanın arasında olmak rahatsız ediyor bazen. Bir tepsi pirincin içinde aranan taş gibi hissediyorum bazen kendimi. Kalabalıktan nefret ederken kalabalığa doğru yürüyorum. İnsanın kendini bulamayışı acınacak bir durum mudur bilmiyorum ama kendimi bulduğuma inanmıyorum. Aslında aramıyorum bile. Ellerim cebimde geziyorum öylesine. ”Yarın olsun da bakarız.” diye ertelediğim onca şey var ki ben bile hatırlamıyorum. İçinden çıkamadığım şeyler var. Adını bile koyamadığım. Ölüyorum sanıyorum derken hep daha güzel bir güne uyanıyorum. Zorla umut veriyor bu hayat insana. ”Yok öyle pes etme. Al bakayım şunu hadi yeni günde görüşürüz! Belki bu sefer daha güzel olur her şey.’‘ Yani kumara benzetiyorum ben bu hayatı. ”Ya kazanırsam?” mantığı ile ilerliyoruz sürekli. Dereyi görmeden paçayı sıvıyoruz sürekli. Yarına dair planlarımıza baktığımız zaman hiç ölmeyecekmiş gibi yaşıyoruz ama yarına dair bir plan yapmadan da yaşayamıyoruz. Neyse. Kafanız çorba oldu farkındayım ama hak verin, çıkışı olmayan bir labirente atmışlar da çıkmamızı bekliyorlarmış gibi hissetmiyor musunuz hiç? Ya da ben mi çok düşünüyorum bilmiyorum. Bana genelde ‘‘Kafanı bunlarla yorma!” diyorlar. Ben de istemiyorum bunlarla kafamı meşgul etmek fakat kendimi bir yapboz olarak gördüğüm zaman hep bir kaç parçam eksik. Yorucu oluyor bazen. Bana hak veren varsa ciddi söylüyorum mail atsın bir muhabbet edelim. Merak ediyorum. Hayata dümdüz bakmayı sevmiyorum. Olması gereken ne varsa hepsini yarım yamalak yapıyorum. Kendi kendime bencillik yapıyorum. Kendi karakterimin yalancısıyım yani. İnsanlarla aram olmadığı gibi onlara bir zararım da yok. Hatta dışarıdan birine beni sorarsanız “iyi birisi” diyeceğinden eminim. Kendi içimde verdiğim savaşta silah arkadaşım var mı bilmiyorum. Kimseyi umursamıyorum. İnsanlar bundan nefret ediyor. Ben ise bu durumu seviyorum. Az insan çok huzur felsefesine inanıyorum. Mesela 7 milyar insanla tek tek konuşma imkanım olsaydı onlara soracağım tek soru şu olurdu “İçinden çıkamadığın şeyler var mı?” Bu soru büyük bir muhabbetin ilk başlangıcı oluyor zaten. Bu yazıda yarım yamalak bitsin böyle.

Serhat Gece

İstanbul aşığı. Kitap, şiir, çizim, müzik. 23 Eylül 1997

Muhabbet Ediyorum” için bir yorum

  • 6 Ocak 2018 tarihinde, saat 11:16
    Permalink

    Nasıl anlatılabilirdi bilmiyorum ama siz bi yolunu bulup anlatmışsınız içimde, düşündüklerim de var olanı ama anlamak da zorlandığımı. Kaleminize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.