Nur-i Ağıt

Görünüş köre katı durur,
Görene çetin imtihanlarla doludur.
Ağıt, bu aciz bedende
Fâkir tanımsız bir lehçe,
Milattan önce kalmış
Eski bir alfabe.

Yenemem kendim.
Kuvvetim senin tecellin Rabbim.
Sıfatlar’dan “Celal” ismin.
“Cemal” olup yansır bir gâribe.
Ben bir gârip yolcu.
Kapılar “Nur-i Muhammed’den”
Türeyen “Âdemoğlu”.

Rahmetin olmasa
Bedenim gayr-i müsirdir,
Bu dar-ı fenâda.
Yetiş elimi tut.
Kalbimiz senden
hariç herkese tutuk.
Bu ne yanlış ne ziyan bir suç.
Beni karanlıktan koruyan ışık,
Tekrar nutfetimden yakala yut.

Kâbe’de olsa
Tüm kâinat-ı esrar,
Kalbimin kalesi.
Senden izinsiz
Tavaf olur mu hiç?
Çağırmazsan dönmez felekler,
Yıkılmaz putlar.
İşgal olmaz topraklar.

Senden mahrum kalacaksam,
Bu sonsuz
Kara deliğin içinde,
İçten içe
Cennet bahçeleri açılıp,
Bütün renkler tam olsa bile
Soluk siyah yerine!
Senden bihaber isem,
Ölümsüzlük bile çatlak çöl halime.

Dil, Hakk dese,
Bir cümle ile tek hece,
Kaybolursun kendinde ki
O büyük sırda gündüz gece…
Hiçlik pazarında,
“Âşk” ararsın can yerine.
Ne istersin para pul,
Ne de kul köle.
Şüphesiz bir tebessüm yeter
Gönüle girmeye..

✒Selçuk Karadaş

📸@suskun_sevda

Nur-i Ağıt” için bir yorum

  • 6 Eylül 2017 tarihinde, saat 08:28
    Permalink

    Selçuk karadaş kardeşimin şiirlerini anlamlı, derin, ifadesi nezih ,okumasını keyifli buluyorum ….sevgiler….

    Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir