Sevda

Bir sabah uyanıyorsun, giyinip kuşanıp salıveriyorsun kendini yollara.
Yürüyorsun pervasızca.
Bilmediğin kelebekler
Taht kurmuşlardı ya yüreğine, şaha kalktıklarına şahit oluyorsun. Ve zıplaya zıplaya yürüyorsun tadına doyamadığın kaldırımlarda.
Kaldırımlara bile onun adını veriyorsun, daha bir seviyorsun.
Gülümsüyorsun
Neye gülümsediğini bilmeden.
İnsanlar garip garip bakarken aldırış etmiyorsun.
Kuşlar süzülürken gökyüzünde
el kaldırıyorsun “Hey, merhaba sevda kuşları!”  diyorsun .
Kuşlar bile nasiplenmiştir ondan.
Saatlerce yürüdüğünün farkında bile değilsin.
Etrafta mavi kokusu buram buram.
“Deniz de sevdaya dahil mi?” deyip
tatlı tebessüm iliştiriyorsun dudaklarına.
Bugün hiç yorulmadığının farkına varıyorsun ve saate bakıp  1, 2, 2 buçuk, 3 derken saatlerin adını bile sevda koyuyorsun.
Kollarını iki yana açıp dönüyorsun etrafında.
Rahmet damlaları sağnak sağnak boşalırken yeryüzüne, sen hâlâ dönüyorsun nasiplene nasiplene.
“Sevdadandır.” diyorsun “Bu da sevdadandır.”
İçtiğin çayın tadından mıdır? Bilmiyorsun
fakat “Usta bu çay sevda kokuyor.” diyorsun, her zamanki gibi Ahmet amcaya.
Aklaşmış çehresiyle gülümserken sana
“O koku kalbinden geliyor.” diyince utanıyorsun.
Bir koyu muhabbet sarıyor ortalığı,
“Sevda” diyor Ahmet amca
“Çay gibidir.”
“Ateş üstünde olmayanından” diyor
ve sen pür dikkat onu dinlerken
kalbine götürüyor sağ elini.
“Yürekte harmanlanan çaydır sevda.” diyor,
“Soğuğunda sıcaktır, soğuksa lakin içini ısıtıyorsa sevdadır.”  diyor ardınca gülümseyip ayrılıyor yanından.
Düşünüyorsun, o kadar güzel konuştu ki konuşmasında sevda nağmeleri çınlıyordu diyerek iç çekiyorsun dudak kıvrımında.
Gün batımına daha başka bir gözle bakıyorsun
hayretle, hasretle.
Parmak ucunla gözlerine dokunup “Ben daha önce nasıl göremiyor muşum, nasıl tadamıyor muşum, nefes alıyor muydum acaba?” deyiveriyorsun.
Hayretle bakışın kendine oluyor bu kez bir aynada.
Gözlerim diyorsun nasılda kahve kokuyor.
40 yıllık hatıra sevda biçtirir deyip
kahve harelerini de sevdaya dahil ediyorsun.
“Ne güzelsin be, sevda!
Sen mi bana yakıştın yoksa ben mi sende hayat buldum?” diyorsun.
Şükredişinde bitiyor gün.
Şükrün bile sevda kokuyor, gülümsüyorsun.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.