Sevgiye selam durun!

Sevgi; suyun akışında, yaprağın düşüşünde, kuşun ötüşünde bize fısıldanan kıymet! Ve insanın insandan kopardığı nimet! İnsandan kopan sevgi doğaya, hayvana, eşyaya akmaya muktedir olabilir mi?

Ya koparılmasına müsaade edenler? Ne diyordu Nazım:

“Yani sen elmayı seviyorsun diye elmanın da seni sevmesi şart mı?”

Tersten okuyalım. Seni sevmeyenleri sevmemek zorunda mısın? Sevgi karşılıklı mı olmalı? Sevmeyi sevmeli insan. Hataları, ayı, ağaç kovuğunu, tavuk tüneyişini, şelalenin akışını, gülümsemeyi, ağlamayı, yemediği meyveleri, alerjisi olan tozu, dinlemediği şarkıları, görmediği ülkeleri, aynı topraklarda doğmadığı çocukları sevmeli! Sevgisizlere inat sevmeli.

Sevmenin bu kadar zor olduğu çağda insan, sevdiklerinden vazgeçmeyerek yeni sevgiler eklemeli heybesine. Sevmişse eğer karşılık beklemeden dostu da aşığı da maşuğu da sevmeli. Bir başkasının mutluluğunu da hüznünü de kendi içinde hissedebilmektir insan olmak. İnsanlığın bu şartını sağlayan en ulvi şey de sevgi… Sevgilinin gülümseyerek güne uyanışı mutlu etmiyorsa insanı ve dostun kaşları arasındaki mesafenin kısalışı içine hüzün düşürmüyorsa sevgi yoktur. Öyle sevmedikten sonra sevgi anlaşılabilir mi?

Mış gibi yaşayan kalabalıkların aradığı ama bulamadığı şeydir belki de bu duygu? Sahte pozlar, sahte iltifatlar, sahte bakışlar… Hepsinin içinde gerçek bir kıvranış vardır. Akşam edilen kavganın ardından instagrama atılan bir poz içini rahatlatıyordur başkalarının ne dediği kendi içindekinden önemli olmuşsa insanın. “Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak.-Nfk” diyesimiz gelmedi mi hâlâ? En başta kendimize… Ve dalga dalga sevdiklerimize… İnsanın başkalarına doğru aldığı her yol çıkmaz sokak. İnsanın tek çıkar yolu kendi içine doğru yürüdüğü yol. Sevgiyi kendinde harmanlayıp, sevgi ateşini kendi içinde yakarsa o ateşi kendisinden başka kimse söndüremez. Ve o alevin harlanması için de gereken koru kendinde bulur. Beklentisi azalır; verişi, sevgisi karşılıksızlaşır.

Herkesin tiksindiği köpeği kucaklayıp tedaviye sevgiyle başlayana hayran olmayan var mı? Bu planlanmış bir şey değil, olamaz. Bu tamamen kalbine sevgiyi, vicdanı nakşetmiş kişinin içinden geldiği gibi davranmasıdır. Bu yüzdendir ki yapmacıklık barındırmaz. Ambulansa binince ambulans kirlenmesin diye ayakkabılarını çıkarmak isteyen madenciyi hatırlıyor musunuz? İşte ona herkesin tepkisi hemen hemen aynı oldu. Sevdik o insanı beş saniyede. O anın sıcaklığıyla o adam için elimizden ne gelse yapardık. Şimdi kapımız çalsa ve o adam olduğunu bilsek, yardım istese… O adam olduğunu bilmesek ve yardım istese… İşte bu iki durum arasındaki fark yahut o faciadaki insanları hatırlayıp hatırlamamak bize çok şey anlatır!

Şu gerçeği kabul etmemiz gerekiyor. Artık sevmek için değil sevmemek için bahaneler arıyoruz. Sevdikten sonra sevginin kıymetini anlamak için kaybetmeyi bekliyoruz. Dört kolla tutunmamız gereken insanları, duyguları bir çırpıda savuracak egolara, gururlara sahibiz. Bir insana, canlıya yardıma koşmak için sigaramızın bitmesini bekleyebiliyoruz. Umur diye bir şey var umur! Umrumuzda olan şeylerin bizi biz yapan şeyler olduğunun farkına varmalıyız. Dertsiz olmanın harikuladeliğine sarhoşluk, dertlenebilmeye insanlık demenin vaktini öğütüyoruz. Çıkmaz sokaklardan çıktık. Yolları tersine gidiyoruz!

Sahip çıkın. Önce sevginize, sevgiyi harlayan ateşinize, sevdiklerinize, değerlerinize… Mutlu olacaksınız. Karşı çıkın! Duygunun köşe başlarını tutmuş gurura, çoğunluğun doğru gibi lanse ettiği yanlışlara, politikliğe, ayrımcılığa, zulümlere, kinlere, öfkelere, vurdumduymazlığa… Mutlu olacaksınız! Belki paranızla, kalabalığınızla, kariyerinizle değil amma kendinizle, sevdiklerinizle, vicdanınızla, yastığınızla, öte dünyanızla mutlu olacaksınız! Ne mutlu sahte mutluluklardansa gerçek acıları koynuna alabilenlere!..

Sevgiye selam durun!” için 2 yorum

  • 2 Temmuz 2018 tarihinde, saat 18:36
    Permalink

    Kaleminize sağlık Gökhan Bey. Fikir dünyamıza ışık tutan bir yazı olmuş.

    Yanıtla
    • 3 Temmuz 2018 tarihinde, saat 21:00
      Permalink

      Allah razı olsun Sümeyye Hanım, fikriniz için teşekkür ederim.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.