Terör Değil Savaş

Terör değil savaş. On kere savaş, bin kere savaş. Düpedüz savaş!..

İşin adını doğru koymakla başlamalı… Bu durum artık iç meseleden çıkmıştır. Alenen dünya desteklerken biz hâlâ içimizdekilerle yani birbirimizle uğraşamayız. Bu hak değildir. Sonuna kadar yanlıştır. Birlik olma vaktidir.

Vakit onların lehine işlemekte! Bizden yere düşen bir cana milyonlar üzülürken onlardan yere düşen yüzlerin yüzüne bakan yok. Milyonlar yanmasın, gönülleri dağlanmasın diye vakit vermemeliyiz. Biz vakit verdikçe toparlanacaklar. Saldıracaklar. Savunmak vakit vermektir. Artık saldırı zamanı geldi de geçiyor bile.

Savaşta düşman öldürülür. Sakıncası yoktur. O halde sokaklarda ya da dağda, nerede olursa olsun elinde silah, molotof olan herkes artık düşman askeridir ve ölmeyi hak etmektedir.

Dağdakini öldürünce kimseden ses çıkmıyor. Çünkü o terör! Sokaktakine değince hatta değmeye yeltenince bile herkesin ağzı açılıyor. Herkesten kasıt, alenen yahut gizlice bunlara destek veren ağızlarına sahte ve işlerine gelen yüzüyle aldıkları özgürlük çikletiyle slogan atan sahtekârlar!

Vuracağız! Sokaktakini de acımadan vuracağız! Başka yolu yok! Ses çıkaranın sesi zaten kendiliğinden kesilir. Bu milletin kükreyişini unutmuşsa şayet dünya, hatırlatılır! Zaten onlarda yürek olsaydı dağdaki vurulunca da ciyaklarlardı.

Bu necip milletin artık belirsizliğe ve kaosa sabrı kalmadı. Gerekiyorsa doğu ve güneydoğuda olağanüstü hal ilan edilir, hakiki vatandaş güvene alınır. Şehir yapılanmaları tek tek imha edilir. Şehirlerden temizlenmeden saldırıya geçmek sakıncalıdır. Önce gözümüzün önünü temizleyelim. Sonra dağ… O hainler… Gayya kuyularının daimi bekçileri…

Eğer gerçek bir zafer istiyorsak dağda deneyimli askerler kullanılmalı. Şehirde deneyimli polis… Gencecik fidanlar henüz daha çok tecrübesizken çatışmaya sokulmamalı. O şartlara göre asker yetiştirilmeli. Ve yetiştirilmeye de hemen başlanmalı. Kıza zamanda ve etkili eğitimlerle savaşa hazırlanılmalı. Hatırlayın Sakarya Savaşı’nı, hatırlayın İstanbul fethedilmeden alınan tedbirleri… Bize tarihimiz öğüt olarak yeter! Her konuda donanıma ulaşılmadan bu sorun halledilemez! Askerin mi yok? Biz ne güne duruyoruz. Yetişmeye yahut yetişmeye gidenin yerini doldurmaya nerede görev verilirse en içten duygularla yapmaya hazır bu ülkenin hakiki evlatları!

Yine tekrarlıyorum: Terör diye diye durduğumuz yerde sayarak değil bunun bir savaş olduğunun bilincine vararak ve karşıdakine şehirde ve dağda ona göre muamele ederek bir sonuca ulaşılır. Kusura bakmasın Şırnaklı, Adanalı, İzmirli, Trabzonlu vatandaş kılıfı altındaki insanlar. Bu işin çözümüne yardım eden vatandaştır. Bu kılıfı giymiştir ve ahirette dahi şerefle taşıyacaktır. Düşmanı destekleyen nereli olursa olsun bu kılıfı kamufle için giymiştir, ne vatandaşımız ne de kardeşimizdir. O korkak yüreği ile fırsatını bulunca zehrini ortaya salar fırsatını bulamazsa bizdenmiş gibi evinde oturur. “Bizi aldatan bizden değildir.”

Artık ülkenin her yanı cephedir. Herkes askerdir. Kimi diliyle kimi buğz etmesiyle kimi kalemiyle kimi de silahıyla bu ülkeyi korumakla mükelleftir. Herkes her an vatani görevi üstlenmiştir. Gazamız mübarek ola!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.