Vuslata Umudumuz Var

Dün gece

Yâr’in yakınına düşerim diyerek

Ay ışığında kayan yıldızlara tutundum.

Fakat

Yorgun düşen yıldızlar

Bizi Yâr’e ulaştır(a)madılar.

 

Sabahın ilk ışıkları

Ve rüzgârın da eşlik ettiği kuşlar ile birlikte

Süzüldüm gökyüzünden

Yâr’in bulunduğu şehrin sokaklarına.

Sokaklar ıssızdı ama her yer Yâr kokuyordu.

Tabelalarda hep Yâr’in ismi yazılıydı.

Kokusu ve ismi var, ne yazık ki Yâr yoktu.

 

Hazan mevsimi gelip Yâr göç ettiğinde

Şehri bir hüzün kapladı.

Sadece söğüt dallarının değil

İçerisinde gökkuşağının renklerini barındıran laleler,

Renk renk menekşeler, mis kokulu fesleğenler,

Karanfiller hatta

Onu gören güllerin de boynu bükük kaldı.

 

Uzaklaştıkça Yâr, vuslata umudumuz var.

Ey Yâr!

Bil ki hasretin ruhumu yakar.

Öyle bir ateş ki bu!

Yandığım ateşi de yakar.

Yanar, yanar tâ mahşere kadar.

Vuslata Umudumuz Var” için bir yorum

  • 10 Eylül 2018 tarihinde, saat 19:56
    Permalink

    “Yandığım ateşi de yakar.” Gerçek hasret… Dilinize sağlık.

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.