Ya Sen

Biraz da boş veriyorum artık.

Boş versen de boş vermesen de hep aynı nasılsa.

Bir dalıp gitmelerdir dadandı gözlerime.

Çok üşüyorum, öyle böyle değil.

Ne korku, ne öfke bomboş bir yolu adımlıyorum uçsuz bucaksız.

Ne olacak?’ diyorsun ya,

İnan bilmiyorum.

Ama hissediyorum, iç çekişlerim derinleşiyor birden,

Nedensiz dalgalanmalar başımı döndürüyor.

Dertli, kederli şarkılar pek bir hoşuma gider oldu.

Deniz kenarında birkaç saat oturmak istiyorum,

Kimseye haber vermeden, kimsenin benden haberi olmadan.

Kavgadan kargaşadan çok yoruldum.

Konuşmak gelmiyor içimden.

Kendimde umut etme hakkını bile göremiyorum artık.

Çok severdim ben baharı; o bile bunaltır oldu,

Her yer çiçek çiçek olmuş görsen nasıl sinirime dokunuyor.

İçiyor olsaydım şimdi bir sigara tüttürmüştüm çoktan,

Hem de gözlerim hareli hareli ufuğu süzerdi, ince ince gelen güneşin son ışıkları altında, bir kaya başında,

Olmayan biri gibi iç çekerek içerdim olmayan sigaramı da.

Alaca dağlarda bir yangın kızıllığı,

Güneş süzülüyor mu giderek sövüyor mu belli değil.

Hava puslanıyor.

İnsanın içi daha bir sıkılıyor bu zamanlarda.

Hayat ‘her şey güzel olacak’ tan ‘ne oluyor ya hu’ ya doğru kayıyor.

Kelimeler bile artık birer elbiseden ibaret, art arda geçen günlerin üzerinde.

Pazartesi elbisesi, salı elbisesi…

Öle öle okuduğumuz tılsımlı pusulalar üçüncü sayfa haberi oluyor birden,

Ve insanlar artık bir dakikada okunup unutuluyor.

Hayret ki; çok insan düşüp can verdiği denizlerde yüz defa daha ölmek niyetinde.

Hava baya baya kapandı.

Yağmur yeli esiyor.

Kuşlar uçuyor.

Bir tuhaf; zamanlar mı insanlar mı bilemedim.

Bazı insanlarla tanışmakta geç kalmışız sanki…

Çocuklukla yetişkinlik arasında gençlik denen bir kafeste çırpınıyorum.

Neyse, buralar sıkıcı,

Ben de bir tuhafım.

Ya sen!

Anlat güzel mi oralar?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.