Yoldaş – Merve KAYA

Pencerenin kenarında oturmuş dalgınca sokağı seyrederken, birden gözü bakkalın önündeki çocuklara kaydı. Dondurma sırasına girmiş olduklarını sonradan fark etti. Şen kahkahaları sokağı aşıp onun kulaklarında çınlıyordu adeta. Daha sonra evlerinin önündeki ağaçla bir süre bakıştı, çiçek açmaya yüz tutmuştu dalları. İyiden iyiye bahar sarmıştı havayı. Yeniden çocuklara döndüğü sırada odasının kapısı çaldı. Gelen annesiydi, evlerinden birkaç mahalle ileride oturan teyzesine gideceğini haber ediyordu. Ondan bir tepki almadan kapıyı çekip çıktı. Şimdi pencereden annesinin gidişini ve kayboluşunu izliyordu. Canı o kadar çok dışarıya çıkmak istiyordu ki, bunun mümkün olmadığının o da farkındaydı. Biraz önce dondurma sırasında olan çocuklar şimdi saklambaç oynamaya başlamışlardı. İçinden; ” Öyle bir yere saklansam ki, hiç kimse beni bulamasa ” diye geçirdi. Kaybolmak, belki de yok olmak istiyordu. Yıllardır zaten soyutlanmıştı şu herkesin yere göğe sığdıramadığı fani dünyadan. Aniden ortalıktan kaybolsa hiç kimsenin onu özlemeyeceğinden neredeyse emindi. Yalnızca bir kişi özlerdi, o da belki. Bu odadan başka onu saklayan bir yer yoktu zaten. 5 – 6 yıl öncesine kadar her şey yolundaydı yada o öyle sanıyordu. Ta ki o hayatını tepe taklak eden gün gelinceye kadar. Karşıdan karşıya geçmeyi beklerken, ileriden son süratle gelen arabayı fark etmiş ve tam karşısında donup kalan çocuğu yolun kenarına var gücüyle itmişti. Lakin kendisi çok büyük hasarla hastaneye kaldırılmıştı. Arabanın sürücüsü kaçıp giderken, son hatırladığı şey o kurtardığı çocuğun yardım çığlıklarıydı. Ancak çevredeki birkaç kişinin yardımıyla hastaneye ulaşabilmişti. Onca ameliyat sonrasındaysa bu odaya ve tekerlekli sandalyeye mahkum olmuştu. Hastane odasında gözlerini açtığı o ilk anda, karşısında yine o kurtardığı çocuğu bulmuştu.

Sığınağının yani odasının kapısı tekrar çaldı ve bu sefer içeriye giren oydu, adı Ali’ydi. O günden sonra her gün ziyaretine gelmişti. Vefa borcunu hiç ama hiç unutmamıştı. İki eski dost edasıyla, tebessüm eşliğinde selamladılar birbirlerini. O bile kendinden vazgeçmişken Ali hiçbir zaman ondan vazgeçmemişti. Hem dememiş miydi zaten? Allah ondan vazgeçmemişken onun kendinden vazgeçmesi hiç ama hiç doğru değildi. Ali, o gün tuttuğu elleri ne olursa olsun hiç bırakmamıştı. Ve Ali’nin ona defalarca söylediği şu cümle, onu hayata bağlayan ip olmuştu bir nevi. ” Çaresizlik boyun eğer, kul Rabbine sığınınca. ” Ona şer olarak görünen bu olay, onu Rabbine yakınlaştırmamış mıydı? Ve yine Ali’yi ona yoldaş olarak gönderen o değil miydi? O’ydu elbette, artık yol da, yoldaş da belliydi.

Ve Allah her şeye yeterdi.

Yoldaş – Merve KAYA” için 2 yorum

  • 29 Mart 2018 tarihinde, saat 20:53
    Permalink

    Çok güzel olmuş ellerine kalemine sağlık ablacım. Yazılarının devamını bekliyorum inşAllah eminim onlarda çok ama çok güzel olacaklardır 😊✋

    Yanıtla
    • 3 Nisan 2018 tarihinde, saat 13:02
      Permalink

      Allah razı olsun canım. Çok teşekkür ederim inşâAllah.. 😊

      Yanıtla

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.