2018’de Ne Okudum? – 3

2018 okumalarımızı anlatmaya devam…

Bir üçkâğıtçıdan 1031 sayfa okudum…
Evet, başlığı doğru okudunuz. Bir üç kâğıtçıdan 1031 sayfa okudum. Kimden/hangi eserden bahsediyorsun, diyenlere cevabım:
Soner Yalçın’ın Efendi-1, Efendi-2 kitaplarından… Efendim, bu kitabın ilki olan Efendi 1’i 2007’de okumuş idim lâkin o zaman 7.sınıfta bir arkadaşım getirmiş, henüz bitiremeden o arkadaşıma geri vermiştim. 2017 yılında, ben bu kitapları almak istedim. Okurum, okuduktan sonra da kütüphanemde durur düşüncesiyle… Bu niyetle ağustos, eylül aylarının çoğu günlerini bu iki kitaba harcadık. Yazılı kısımlarını topladığımızda 1031 sayfa ediyor.
Kitaplara göre Osmanlı’da herkes, tüm devlet adamları, tüm edebiyatçılar, siyasetçiler mason. Hatta tarikat şeyhleri, din uluları, imamlar, âşiret reisleri mason… İllâ masonlar çoktu. Osmanlı’nın son kadrolarında, Osmanlı’yı yıkan kadroda, Cumhuriyeti kuran kadroda illâ mason vardı ama herkese, alâkasız, zorlama çağrışımlarla mason demek de çok etik olmasa gerek. Günümüzde Türkiye’de büyük bir vakıf medeniyeti geleneğini sürdüren, bir tarikat şeyhinin babasını, dedesini, geçmişlerini masonlukla ithâm ediverirken ruhunuz bile duymuyor.

Size daha vahimini söyleyeyim:
Büyük velî, ârif ve şâir Niyazi Mısrî; esere göre hem mason, hem Hrıstiyan, hem Yahudi. En sonunda da Budizm’e ilgi duyan bir adam… Sonraaa Aziz Mahmud Hüdâyî… Yâhudi Dönmesi ve Yâhudilikten sonra Yâhudilik’ten bağını koparmamış birisi. Neymiş Hüdâyi ismini, Yahudilik’ten almış. Hatta şu ânda Aziz Mahmud Hüdâyî’nin külliyesinin yapım, bakım işi ile uğraşan vakıf ve vakfın yetkili âilesi mason… Hattâ masonluklarından ötürü, Aziz Mahmud Hüdâyî de Yahudi dönmesi olduğundan sempati ile onun külliyesinin hizmetini üzerine almışlar falan, filan…

Nureddin Zengî…
Efendim yukarıda geçen iki kitap ise bu sene kalemlerini okuduğum yeni yazarların eserleri. Nureddin Zengî, Ali Emre’nin. Selâhaddîn Eyyûbî’nin komutanı, Zengî Devleti’nin son sultanı Nureddin Zengî’yi anlatıyor. Bildiğime göre bu isim için roman çalışması daha önce yapılmamış. Ali Emre de bu eksikliği görerek; Selahaddin Eyyûbî’yi anlatacaksak, önce Nureddîn Zengî’den başlamalıyız, mantığı ile bu romanı kaleme almış. Zâten geçtiğimiz aylarda da Selahaddin Eyyûbî romanı da kitapçıların raflarında yerini aldı, biz de hemen kitaplığımıza dâhil ettik.

Operasyon 1915…
Yazar Ozan Bodur’u sosyal medyadan tanımıştım. Geçen sene Bursa kitap fuarında da tanışmak nasib olmuştu. Operasyon1915 kitabını 2017’de aldım ve bu yaz okumak nasib oldu. Etkili, akıcı bir üslûbu var. Ve tam benim kitabım diyeceğim bir eser. Şöyle ki; eser Sultan Abdülhamid Hân’ın Yahudiler ile mücâdelesini anlatıyor. Bu yolda hiç bilinmeyen ya da az bilinen dosyaları, bilgileri paylaşmış yazar. Çok yerin altını çizdim, çok yeri işaretledim. Çok yerde hayretimi gizleyemedim. 2019’da okumak için ise yazarın Darbe1878 ve Gök Sultan eserleri var.

Delilleriyle Ehl-i Beyt’e Meveddet/Oturun; sıfır!
Muharrem ayı dolayısıyla okuduğumuz Yenâibü’l-Mevedde li-Zevi’l- Kurbâ yani Delilleriyle Ehl-i Beyt’e Meveddet eseri, tam bir hayâl kırıklığı idi. Şöyle söyleyeyim:
Ehl-i Beyt’e bi’t-tabîî sevgi olmalıdır. Zîrâ Habîb-i Kibriyâ onları sevmiş ve beni sevdiğiniz için onları sevin, buyurmuş ve onları ümmete emânet etmiş. Haklarında Rahmân (cc) âyet indirmiş. Bizim yolumuzun büyükleri, ulema, urefâ, fukâha, ümerâ ehl-i beyt sevgisi olmadan olmayacağını belirtmiş. Yolunda olmakla şeref duyduğum Efendim Abdullah Fârûkî el Müceddîdî, yolumuzun esası olarak ehl-i beyt sevgisini göstermiş. Seviyorum diyenlerden daha ziyâde sevmiş. Biz de ondan alıştığımız sevgi ile ehl-i beyt efendilerimize, annelerimize aşkınan bağlıyızdır.

Maâlesef içimizi acıtan, gözlerimizden yaş yerine kan akıttığımız dönemler ve olaylar yaşanmış. Hz.Ali’nin şehâdeti, Hz.Hasan’ın şehâdeti ve ümmetin en büyük acısı Hz. Hüseyin’in ve ehl-i beytten 72 kişinin katledilmesi gibi olaylar… Bu ve bunun gibi olayların farklı yorumlanmaları ile ilgili ümmet içinde tefrikalar -ayrışmalar- baş göstermiştir. Ümmetin bir kısmı “Hulefâ-i Râşidin ile ehl-i beyt birdir; hepsi de bizim efendilerimizdir” der. Bunlar ehl-i sünnet ve’l-cemaât âkidesi tâkipçileridir. Bir kısmı ise Hulefâ-i Râşidin’i, Hz. Âişe Annemizi, Hz. Hafsa Annemizi ve bazı sahabe efendilerimizi yok saydığı gibi, Yahudîlerin ettiği hakaret gibi onlara hakaret eden, Yahudilerin iftirâ ettiği gibi ifitra bir gruptur. İşte bu grup, Şiâ dediğimiz, ümmetin en aşırı, en zâlim, en müfteri grubudur. Bu bahsettiğim “Delilleriyle Ehl-i Beyt’e Meveddet” eseri büyük ümitlerle almış, okumaya başlamış idim lâkin koskoca bir hayâl kırıklığı olarak kaldı bende… Anlatılanlara bakıyorum zâten belirgin bir aşırılık var. Kaynağına bakıp internete yazıyorum. Hep Şiâ siteleri çıkıyor. Günümüzde ehl-i sünnet’i anlatan İhsan Şenocak, Ebubekir Sifil gibi hocalarımız; o kaynaklar ve müellifleri hakkında bir sürü konuşmuşlar. “Yalancı, iftiracı, sahabe düşmanı” gibi… Sûfî Kitap, bildiğime göre Timaş’ın bünyesinde bir yayınevi. Ömer Tuğrul İnançer, Fatih Çıtlak, M.Erol Kılıç gibi günümüzde ilim ve irfân yönüyle öne çıkan zevât da bu yayınevinden çıkarıyor kitaplarını. Peki hiç mi bakmadınız, hiç mi tashih etmediniz, hiç mi tetkik etmediniz, hiç mi tahlil etmediniz be hey mübârekler! Oturun; 0!

Devam edecek…

Tahir Ceyhun Yıldız

1993 yılının soğuk 1 aralık gününde Eskişehir'de doğdum. Liseyi Eskişehir Anadolu İmam-Hatip Lisesi’nde tahsil ettim. Lisans eğitimimi Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde sürdürüyorum. Şiirlerim ve yazılarım Eskişehir’de yerel bir dergi olan Genç Birlik Dergisi'nde, Konya merkezli ve 5 sayı çıkarılabilmiş Sahhaf isimli matbû dergilerde yayınlandı. Yetkinliğe ilk adım olarak Sergâh Dergi'de yazmaya başladım. Daha sonra Halâskâr Dergi, Efendi Dergi, Şiâr Dergi ve Özlenen Rehber Dergisi’nde yazılarım yayınlandı. Türkülerin gücüne, kuvvetine inanıyor; ilhâmı türkülerden alıyorum. Kitapların varlıklarına her ân ihtiyâç duyuyorum... Eskişehir’de faâliyet gösteren bir haber ajansında editörlük yapıyorum.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.