Androidoğlu – Pınar Yalçındağ

İnsanoğlu her zaman yeni bir güncellemesi bulunan komplike bir yazılım programına benzetilebilir aslında. Onun da kendi içerisinde oluşumunu sağlayan temel taşları niteliğinde kodları ve mutlak suretle hata verdiği bugları vardır. Bu kodların her biri farklı bakış açılarıyla yazılır, bir şekilde sisteme yüklenir ve yaşanan olaylar doğrultusunda biçimlenip karşı tarafa bir ileti gönderir. Alt metni hayli kapsamlı ve kümülatif yaşamsal olaylardan oluşan bu ileti ise başka bir bakış açının değerlendirmesine sunulur ve döngü başlar.

Olaylara karşı sergilenen tutumlar farklı perspektiflerden ele alındığında yansımalarında biçimsel değişiklikler sergilemesi kaçınılmazdır. Üç boyutlu herhangi bir nesnenin çizimini ele alalım. Bir odak noktası vardır, cisim kağıda taşınırken bu nokta baz alınarak oranlanır. İşte bu ressamın gözüdür! Kendi orijinini belirler ve bu çizime bakan bizler bunu fark edemeyiz. Çünkü ressam herkesin baktığı yerden onların bakışlarına bakan kişidir. Bu yüzdendir sanatla alakadar bireylerin genel geçer yargılara boyun eğmeyişi. Bu bağlamda entelektüel veri toplanması sağlam bir dataya dönüşüp yazılım güncellenmesi tamamlanmış olur.

Doğaya bir göz atalım. Bir çiçek düşünün bir arı için beslenme ve üreme aracı, toprak için bin bir emekle yetiştirilmiş bir evlat, bazı insanlar içinse özel günlerde kullanılmak üzere koparılmış bir çiçek. Peki bu çiçek hareket yetisi bile kısıtlı kaderinin ne olacağını bekleyen aciz bir varlık mı yoksa Maslow’un piramidinde insanların hayalini kurduğu hatta uğrunda ömrünü harcadığı kendini gerçekleştirme basamağına varoluşuyla erişebilmiş bir doğa harikası mı?

Dünya, güneş, ay ve evren kendi içerisinde bir döngüdedir. Hepsi birbirine göre bir hareket sergiler ve bizler sadece bu hareketlerin ahengine şahit oluruz. Bir şarkı çalar arkada, masadaki herkes farklı bir duyguya bürünür, söz yazarı başka bir şey düşünmüştür bestekarı farklı bir perspektifin tohumlarından ekmiştir; herkes de kendi meyvesini alır. Bir yemek kokusu yayılır  herkeste farklı bir anıyı uyandırır kimini çocukluğuna kimini rahmetli babaannesine götürür. Muhasebede T hesabı yaparken bile aktif pasif hesabını bir bakış açısı seçip ona göre tutarız. Pasif bir hesabın açısından baktığımızda tüm rakamlar aniden saf değiştirir. Yani bir cinayeti katilden,avukattan, olay yeri tanıklarından dinleyebiliriz. Peki ya maktülden de dinleme imkanımız olsaydı?

Bakış açısı dediğimiz şey bilgi ve kültür birikimiyle şekillenen ve sürekli de boyut değiştiren bir kavramdır. Bazen izlediğiniz bir filmden,bazen kulak misafiri olduğumuz bir muhabbetten,bazen okuduğumuz bir kitaptan, bazen de her zaman yürüdüğünüz bir sokaktan geçerken hafızanızda zaten mevcut olan bir bilginin güncellenmesiyle oluşan verilerin dataya geçişidir. Yani insanoğlu kendi kodunu istediği temellendirmelerle yazabilme yetisi olan mükemmel bir işletim sistemidir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.