Artık uyansak mı diyorum?

Eskiden olan şeyleri özleriz hep. Eski ramazanlar, eski bayramlar falan falan… “Eskiden insanlar böyle miydi?”diye başlayan cümleler… Hep başkaları mı değişti? Hiç biz  değişmedik mi yani?
Meslek ahlâkı. Bir yerlerden tanıdık geliyor mu acaba? Hani çoğumuzun uzak olduğu terim.Biri görevini doğru yapınca biz seni biliyoruz, kendini bu kadar yıpratma diyerek unuttuğumuz şey…
Ah moda adı altında katledilen tesettürüm… Resim tuvali gibi eşarplar, dantelli şallar, içindeki ne olduğu belli olmayan helal mi haram mı muamma olan makyaj malzemeleri ve daha nicesi… Oysa – “Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini (harama bakmaktan) korusunlar; namus ve iffetlerini esirgesinler. Görünen kısımları müstesna olmak üzere, ziynetlerini teşhir etmesinler. Başörtülerini, yakalarının üzerine (kadar) örtsünler. Kocaları, babaları, kocalarının babaları, kendi oğulları, kocalarının oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, kendi kadınları (mümin kadınlar), ellerinin altında bulunanlar (köleleri), erkeklerden, ailenin kadınına şehvet duymayan hizmetçi vb. tâbi kimseler yahut henüz kadınların gizli kadınlık hususiyetlerinin farkında olmayan çocuklardan başkasına ziynetlerini göstermesinler. Gizlemekte oldukları ziynetleri anlaşılsın diye ayaklarını yere vurmasınlar (Dikkatleri üzerine çekecek tarzda yürümesinler). Ey müminler! Hep birden Allah’a tevbe ediniz ki kurtuluşa eresiniz.” – Nur suresi 31. ayette ne de güzel açıklanmıştı tesettür.
“İnsanlar nasıl tapmıştı acıkınca yedikleri putlara aklım almıyor hâla…” evet, benim de aklım almıyor hâla ama benin aklım bir şeyi daha almıyor: Sizden farksız insanları nasıl peygamberleştirdiğiniz, hâşâ tanrılaştırdığınız? “Kişi sevdiği ile haşr olunacaktır, kişi kimi severse kıyamette onunla beraber olacaktır.” hadisini nasıl anladık acaba?
Dilimi unuttum, başka dillerden kelimeleri kullanacağım diye anlamını bile bilmediğim kelimeleri dilime sokarken. Biri sorsa “O kullandığın kelime tam olarak ne anlama geliyor?” diye bilmiyorum açıkçası.Sadece birileri yanımda kullandı kulağa hoş geliyordu, havalı geliyordu, bilgili görünüyordum en önemlisiyi. Peki demezler mi sana ecdadın Karamanoğlu Mehmet Bey “Şimden gerü hiç gimse divanda, dergahda, bergahda ve dahi her yerde Türk dilinden özge söz söylemeye.”(13 Mayıs 1277) diye neden dedi acaba?
Dilden bahsedip de tarihi es geçersek hatrı kalır vallahi… Acaba tarihini ne kadar araştırdın, onca tutarsızlık sana hep mantıklı mı geldi, birileri anlattı sen kabul mü ettin hep?
Osmanlı. Birçoğumuzun hayranı olduğu Osmanlı… Hele hoşgörüsü… Ballandıra ballandıra anlatmazsak ayıp olur! Ama ecdadın hoşgörüsünden bahsettiğimiz kadar emanet aldığımız bu güzel değeri torunlarımıza bırakmak için uygulasak keşke…
Necip Fazıl ; kökü ezelde ve dalı ebedde bir sistemin aşkına, vecdine, diyalektiğine, estetiğine, irfanına, idrakine sahip bir gençliğin hayalini kurarken…
Tabi biz sorgulamak, araştırmak, okumak nedir unutmuşken hayalden ibaret olsa gerek bütün bunlar. Bunların yerine boş tv programları seyretmek, kafe kafe amaçsızca dolaşmak daha ilgi çekici.Ama en ilginci bir şehre gittiğinde ilk gezdiğin yerlerin alışveriş merkezleri olması… Niye tarihi yerler değil, müzeler değil? Bir düşünsene yıllar önce insanlar o yerlerde yaşamış, o eşyaları kullanmış aklında bunları canlandırmak bu kadar mı itici? Nerden nereye gelinmiş diye düşünmek bu kadar mı zor geliyor?
Asım’ın nesli… Diyordum ya… Nesilmiş gerçek:
İşte çiğnetmedi namusunu, çiğnetmeyecek.
Âh Mehmet Âkif âh… Şimdi hâlimizi görsen yine böyle der miydin bize yine böyle düşünür müydün bizim hakkımızda?
İşte size boş gezenin boş kalfalığının gizli formüllerinin birkaçı af edersiniz dilim sürçtü ,ayan beyan ortada olan formüllerinin birkaçı…
İtirazları duyar gibiyim sanki. Hakaret falan da etmiyorum ayrıca.
Sakın bana birkaç kişi aynı masaya oturunca farkında olduğunuz birkaç şey için bunlar hep Amerika’nın oyunu yahut bir denizde kavga eden iki balık gördüyseniz bilin ki oradan bir İngiliz geçmiş ya da Avrupa devletlerinin hepsi bizi kıskanıyor, bizim büyümemizi istemiyor gibi ağza sakız olmuş şeyleri söylemeye kalkmayın. Ben sıkıldım artık sürekli suçlu aramaktan kim sorusundan. Cevap vakti gelmedi mi hâlâ niye bu hale geldik, bu halden nasıl kurtulabiliriz sorularına?
George Orwell 1984 kitabında her şeyi en açık şekilde ortaya dökmesine rağmen üstelik. Mantık aynı sadece millete göre kuralları değişmiş farklı oyunlarla damara göre şerbet vererek yok ediliyoruz. Kibarca kendimizi idam ediyoruz desek de olur.
İstedikleri de bu değil mi bizim için önemli olan şeylerin içini boşaltıp bir süre sonra temeli olmayan binalar gibi… bir de bakmışsınız pufffffff!!!!!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.