Bir Bookstagram’ın Güncesi 3

Bir çevirmen diyor ki:

“Tanımak iyidir zira tanımadan sevemezsin. Oysa ki nefret etmek için tanımana gerek yoktur.”

Kitaplar kendimizi tanımanın, kendi içimizdeki kahramanları bulmanın bir yolu, galibiyetlerimizin ve mağlubiyetlerimizin birer yansımadır ve ifadesidir aslında. Adım adım dimağımıza yerleşir yeni hayatlar okudukça. Kendimizi kaptırabildiğimiz satırlar bambaşka dünyalara götürür bizi. Hayal ufkunun yamacında bulanık köpüklü dalgalardan çıkarır bizi. Gözlerimize hükmetmeyi, susarken ağlamayı, anlamayı, gizlemeyi, tırnak uçlarımıza kadar duygulanabilmeyi ve çocukken de büyümeyi öğretir okuruna…

Okuduklarımızı yaşarken, yaşadıklarımızı okuruz sayfalarda…

Kiralık Konak’ın; Seniha’sı, Don Kişot’un; Don Kişot’u, Yevgeni Onegin’in; Tanya’sı hep aynı dertten muzdariptir. Mai ve Siyah’ın; Ahmet Cemil’i, Hep O Şarkı’nın; Münire’si, Damga’nın; İffet’i, Çalıkuşu’nun; Feride’si, Kürk Mantolu Madonna’nın; Raif Efendi’si, Huzur Sokağı’nın; Feyza’sı, Nar Ağacı’nın; Settarhan’ı da öyle. Okuduklarımızı yaşatmak gibi bir sevdaya kapılmışlardır. Bir hayal beldesi inşa etmiş sonrada oraya sürüklenmeyi arzulamışlardır.

Kitaplar belki de en çok bu yüzden kıymetlidir. Gidemeyeceğimiz yerlerin dilediğimiz gibi inşasını yapmamıza fırsat verir.

Ama yazar olunca işler değişir…

Söz veya şiir yazmanın yanında roman yazabilmek bambaşka bir marifet gerektirir. Denklemleri vardır romanın, zekice kurgulanması gerekir, matematik problemleri gibidir. Permütasyon, binom ve olasılık azıcıkta olsa bilmek gerekir. Trigonometri gibidir kimi zamanda kelimeler arasındaki cenk. Fakat ustadır aynı zamanda yazar satırlar arasında görülebilen bir karmaşayı çok net bir çizgi ile görür.

Nefes nefese bir kahraman koşturur sayfalarda. İstediği yere çeker götürür genelde kalemi. Düşe kalka, yana yakıla, kaybola kaybola bir vuslat ile son kelimede çıktığında bilinmezlikten, upuzun bir yaşanmışık bırakır geride aniden.

Yazar “tam burada bıraksam” diye düşünür bazen satılarda, daha fazla ilerlerse kaybetmekten korkar hissettiklerini. Zaten ihanet kokan soluğu ile metropoller de hissizdir kabuğuna sığmaz söyleyemedikleri. “Hangi kelimeler sonu mutlak kılar?” bilmecesine kaptırır kendini.

“Hangi mutlak son beni tatmin eder?” diye düşünür saliselerce. Gerçekten iyi olduğuna inandığında dahi ayrılmaz zor gelir gönlüne. Bazen yeniden başlanır aynı hikâyeye, bazen çoktan başlamış olan içteki bambaşka bir kahramana tutulur.

Yedi göğün yıldızları işte hep çağlar o ellerde. Dikiş tutmaz onca nesnenin arasında çözülür her anlamda kelimelerle. Beklenenden tez düşer bir roman yazarının saçlarına aklar, kırılır kalemi tutan ellerine ta saç uçlarına kadar…

Ürkek, masum, heyecanlı, temiz bir yolculuktur tüm bunlar oysa ki. Umuda gülümser, kitabın basıldığı ve memnun bir okurun elinde hayalini anınca.

Güneş çizilir ruhunda hayırla yad olunca.

Hıçkırıklarını sol yanına saklar, yağmur düşlerini verir bir tebessümle okura. “Senin içindi.” Der içten içe satırlara bakan gözlere denk gelince. Öyle ya, dert paylaşır yazar ve okur. Zaten çoğu yazar anlaşılmak için yazar, çoğu okur da aynı yüzden yazılanı okur…

 

Gelelim bu ay benim elimden geçen kitapların listesine. Nisan ayının ilk kitabı Kur’an’la Yaşamakidi. Sohbet tadında, akıcı üslubu ile Kur’an’ı okumayı, onu anlamayı, onunla muhatap olurken ona muhabbet duymayı anlatıyordu.

İkinci kitabım ise Saçında Gün Işığı ile Jhumpu Lahiri idi. İlk defa okuduğum bu Hintli yazarın yazım stili bana oldukça farklı geldi.

“Çoğu insan kendi tercih edeceği biçimde gelişeceğini farz ederek güvenir geleceğe. Onu körlemesine planlar, mümkün olmayanı öngörür. İradenin işleyişi böyle. Hayata amaç ve yön veren şey bu. Orada olan değil, olmayan şey.”

Diyor yazar. Pulitzer Ödüllü “Dert Yorumcusu”nun sahibi Jhumpa Lahiri hem 2013 Man Booker ve hem de National Book Award finalisti. New York Times, Time, People, Goodreads, Slate, Chicago Tribune ve Kirkus’un “2013 Yılının En İyi Kitabı” seçtikleri bir yazardır kendisi.

Kitabın içeriğine değinecek olursam Hint kültürü ve onun coğrafyasındaki insanları anlatıyor kendi tarzıyla. Üç kuşağın öyküsü var kitapta. Ama karakterlere bağlanmakta zorlanıyor insan okudukça. Ne arka plan olgusu var ne de sosyolojik olaylar ile alakalı bağlantılar. Kısacası akıcı bir şekilde ilerlemiyor satırlar. Belki de yanında üç kitap daha okuyabilmemin en büyük sebebi de üslubunun bu şekilde olmasıydı.

 

Feridüddin Attar’ın Mantıku’t Tayrkitabını okudum ikinci olarak bu ay. Tasavvufun sembolik lisanı olan kuş dilini kuşların merkezde olduğu bir anlatım biçimi ile ele alan alegorik bir eser olduğunu vurguluyor İnsan Kitap. Tasavvufun en önemli unsurlarından biri olarak seyr-i  sülûk mefhumunu, kuşların dünyası ile anlatma yoluna giderken, anlatım biçimi hem doğrudan doğruya nasihatler, hem de bazı hakikatlerin yüklendiği özel semboller ile ifade ediliyor. Katılmadığımız yerlerin olması kitabın asırlık bir kitap olmasından ve anlayış farkından ileri geldiği düşüncesindeyim.

Sonra ise Uzun Hikayekitabını okudum. Mustafa Kutlu sanırım çok kolay okunan, akıcı üslubu ile okuyanına huzur veren özel yazarlardan biri. Aslında bu kitabı da filme çevrildi. Hata kitap kapağında filmden sonra oyuncuların fotoğrafına yer verilmiş. Ama ben kitabı filmi izledikten sonra ancak okuyabildim. Konusu şöyle ki; kasabadan kasabaya sürüklenen bir çocukluğun sislerden çıkarak hayatına bir şekilde devam edebilme mücadelesini anlatıyor. S. Karakoç’un “Bir adamı çöz, çocuk olsun.” şiiri ile müsemma sanki yazılanlar.

Yüreğindeki çocuğu bulmak isteyenlerin okumak isteyeceği bir kitap olmuş diyebilirim bu yüzden de.

Bu kitaptan sonra da Dirilt Kalbiniile Nouman Ali Khan ‘ı okudum. Okurken yormuyor söyledikleri hatta birçok ifadesi daha önceden tanık olduğumuz anlatma şekillerini içeriyor. Mantık ve akıl çerçevesinde gençlerin beğeneceği tarzda konuları ele alıyor. İnternette videolarının olduğunu ve popülaritesini o şekilde kazandığını kitabı okuduktan sonra öğrendim.

Henüz oturup bir tanesini dahi izleyemedim ama yapacaklarım arasına ekledim. Taha Kılınç’ın tanıtım yazısı olarak kullanılan ifadelerine burada yer vermek istiyorum…

 

“Teknolojinin önümüze serdiği sınırsız imkânları düşündüğümüzde, bugünün insanını yakalayabilmek için samimi ve bilgece bir üsluba ihtiyacımız var. Gençlerimizin artık eski, kalın kitapları karıştırıp kafa yoracak ne vakitleri var ne de istekleri. İslâm’ın ilkelerini ve güzelliklerini, tahrif etmeden ama muhatabı taltif ederek sunmamız gerekiyor. Buna ‘din dilinin restorasyonu’ dememiz caiz olursa eğer, yapmamız gereken tam da bu.
Türkiye kamuoyunun yakından tanıdığı Nouman Ali Khan, çizmeye çalıştığım çerçeveyi gerçek anlamda dolduran bir isim. İslâm ve Kur’ân hakkındaki derin bilgisini keyifli ve bilgece bir üslupla dile getirip, bunu yaparken kendi hayatından aktardığı sıcak ve sıra dışı anekdotlarla okurunun ilgisini her an canlı tutabiliyor.

Nouman Ali Khan’ın Dirilt Kalbini adıyla Türkçe’ye kazandırılan elinizdeki ilk kitabı, günümüze dair bazı meseleler hakkında Kur’ân ayetlerinden damıttığı kıymetli dersler içeriyor. Ayetlerin sadece mesajını değil, ayetlerde geçen ifadelerin dil özelliklerini de laf arasında aktarıyor. Kelimelerin anlamları, anlamlar arasındaki hoş nüanslar, bunların ayetlere kattığı derinlik ve zenginlik… Bütün bunlar, okuyucuyu hem anlatılan konuya hem de bir bütün olarak Kur’ân’ın harikulâde üslubuna yaklaştırıyor, ısındırıyor.

Dirilt Kalbini’yi okurken, şu ayet hep hatırınızda olsun, zira ayette anlatılan şeyin ayniyle tezahür ettiğini göreceksiniz:

“Allah, hikmeti dilediğine verir. Kime hikmet verilmişse, ona çok büyük bir hayır verilmiş demektir. Bunu ancak, temiz akıl sahipleri düşünüp anlar.’ (Bakara, 269)”   

 

Okuduklarımızın kalbimizi aydınlatması ve huzur vesilemiz olması duasıyla. Sevgilerimi ve muhabbetlerimi gönderiyorum.

 

Kitabın Adı Kitabın Yazarı Yayınlandığı Yayınevi Sayfası
Kur’an’la Yaşamak Ahmet Bulut Timaş Yayınları 176
Saçında Gün Işığı Jhumpa Lahiri Domingo Yayınevi 388
Mantıku’t Tayr Feridüddin Attar İnsan Kitap 477
Uzun Hikâye Mustafa Kutlu Dergâh Yayınları 115
Dirilt Kalbini Nouman Ali Khan Timaş Yayınları 224

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.