Çarpık Kentleşme: İnsanlık

Çarpık Kentleşme: İnsanlık

Sessizliğin gaz lambasını söndürdüm avuçlarımı basarak o kireç suratına.
Halhallar sallandıkça tahta basamaktaki adımlarım hızlandı.
Düştüm zifiri karanlık çekmecelerde.
Duymadınız.
Duymadınız.
Kaç bomba sesi duydu bu tahta vücudum.
Siz,
Duymadınız.

Oysa şimdi
Uzaklara dua vaktidir.
Kardeşliğini duyurma vaktidir.
Sabır ve hayır isteme vaktidir de
Kimse duymadı bunları.
Kimsesizlerin kimsesizi hariç
Kimse
Duymadı.

Salkım salkım gölgeler seyir halinde çarpık kentleşmiş toprakhanelerde.
Yeşilin tonlarının sulu boyalarda
Seccadelerin, özenle işlenen sandıklarda
Kaldığı bu devirde
Vezir de şah da piyon da hırs cemiyetinde
Oysa mezarlıklar azimle kazılıyor ama azimle kazanılmıyor iken
Görmediniz.
Görmek istemediniz.
Görmekten kaçtınız.
Peki nereye bu kaçış?
O’nun olandan O’nun olana…


Anlamadınız.

Şimdi vakit
Dua vaktidir.
O’na,
Vaktin sahibine,
Ruhumuza kendinden katana,
Sevginin sahibine…
Namaz ve sabır ile
İsteme vaktidir…

Gizem Yurdakul

Kul ve kül olmaya dair.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.