Dava1-Ayasofya

Yıl 2015

Hayatımda ilk defa öğretmenlik tecrübesini yaşadığım yıl. O zamanki hevesim, mutluluğum ve enerjim şimdilerin belki de bin katı. 40 kadar öğrenci ile bir yaz okulu yapacağız. Aslında 10 kadar öğrenci ile başladığımız yaz okulu bir hafta içinde 40’ı bulmuş, çocukların hevesi kırılmasın diye ses etmemiştim. Çünkü o yaz okulunda temamız “Ayasofya” idi. Çünkü bende ki Ayasofya sevdasını üzerimde taşıyamıyordum. Taşıyor, benden binlerce ben oluşturuyor idi. Mübalağa değil, edebiyat değil. O an ne hissediyorsam o aslında.

Yaz Okulumuz başladığında hem veliler hem öğrenciler oldukça şaşırmışlardı. Çünkü onlar kafalarında bambaşka bir çizgi ile gelmişlerdi. Hatta birkaç veli ” Hocam siz kurana az vakit ayırıyormuşsunuz, maket falan bir şeyler yapıyormuşsunuz.” diye sitem etmişlerdi. Bu sitemler yer yer artsa da çocukların bu tür faaliyetlerle edindiği enerji onların kısa sürede daha verimli bir şeyler öğrenmesini de sağlıyordu ama bunu anlamak her zaman kolay değildir… Kalıpların dışında bir şeyler denemek her zaman çevreyi rahatsız eder.

Ama yine de bu şekilde ilerlemiş, maket, resim ile devam ettikten sonra, Ayasofya’nın önce manevi mimarını tanıtmış ardından da genel mimarisine dair bilgileri edinmeye başlamışlardı. O bahane ile Mimar Sinan eklemelerine gelindiğinde koca Sinan’ı da tanıtma fırsatı bulmuştum. Son haftalarda bir diploma vermek istedim onlara. Evet diploma! 8 hafta boyunca Ayasofya ile yatıp kalkan çocuklara bir kapanış programı bir diploma ve bir de Ayasofya gezisi. Öyle hevesli hazırlandılar, öyle mutlulardı ki onların mutluluğu beni inanılmaz cesur kılıyordu. Sanırım şimdi bile o kadar cesur değilim.

Büyük gün geldiğinde hiç beklemediğim bir şey oldu. Sahnede her Ayasofya diyen ağlıyor, duyguyu derinden yaşıyordu. Aynı hissi onları Ayasofya’ya götürdüğümde de yaşamıştım. Ayasofya içinde yüksek sesle şiirler okumuş çıkarken de ağlamışlardı. O zamanlar ben de yaşımdan ötürü bunun ne demek olduğunu anlamamıştım sanırım. Ama şimdi Ayasofya Açıldı cümlesini işittiğimde aklımda canlanan ilk görüntü onların gözyaşları oldu.

Umarım her daim o duyguyu taşırlar, umarım açılması onları, o zaman olduğu kadar mutlu etmiştir.

Ayasofya’nın zincirleri kırıldı, o zincirler kırıldı…

Ve bu az buz bir zafer değil.

Fethimiz mübarek olsun.

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.