Değişebilemeyenler 2

Bir melodi esir aldı kulaklarımı.
Ya da bilmem ki yüreğimi belki.
Ben ezgimi tekliğimde buldum; kalabalıklığınıza aykırı.
Dinledikçe gitmek ve dinledikçe kalmak istiyorum. Hangi yol yakışırdı ayaklarıma cevapsız?
Hiçtim ben oysa.
Bir hiç nereye gider, nerede kalır..

Beton kırığından yükselen o çiçek bensem eğer,
Bi’ adı var mıdır yolumun?
Evet, çok ezildim nice ayaklar altında.
Biliyorum güzel değildim.
Çiçekler güzel değildir! Çiçekler ..
Bi’ çicek olduğumu varsaymıştım.
Varsayımların ötesinde bi gölgeysem, hangi bedenlerin bakışlarına takılmıştı yükseldiğim betonum ?
Kim hangi hıncını çıkarmıştı ezerek yapraklarımı ! Hangi dargınlığın ayaklar altındaydı simdi benzim !..
İncinen yüreklerin incitmesinden dem vurabilmeye hakkım var mıydı ?
Çok soru biliyorum şahsına münhasır.
Ve çok cevap biliyorum kendini iğneleyip dikebilecek!..

Kırılmışlıkların şahı, kırılganlıklarımın veziriyim.
Nedenler ve niçinler adlı kelime topluluğundan bahsetmem gerekirse , bir başkaldırış değil de taş olmayı isterdim.
Taşlar kırılır evet ama kırgın olmazlar.

Küçüklüğümü böylesine haykırmak üzmedi beni. Beni üzen sığmamak ne betona ne yola…
Beni üzen;
Kendimi yok saymak.
Yol etmek cümlelerimi yokluğa giden her sona…
Bir ateş yakmak küllerime, bir ateş daha adını koyamadığım sözlerime.
Öksüzlüğüme, evsizliğime, günsüzlüğüme…

Ben ahı bilirim de ah beni bilmez. Tanışıktır ciğerlerim bir çift dumana. Soludum ben karayı, karaysa hoşnutsuz içerimden. Kendine kısır bir döngüyüm ben…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.