Derûnî Âlemimizin Ana ve Tali Yollarında Gezmek

BİR KİTAP : BAŞI SINUKLAR İÇİN KILAVUZ

Üzeri kabuk bağlamış kapanmış bir yarayı kanatıp durma hastalığımız duygusal yalnızlığımızdan ileri geliyor olmalı. Yaşamayı hala öğrenememiş, ‘’hamdım, piştim, yandım’’ düstûrunu asla üçleyemeyip, hep ‘’hamdım’’ diye yineleyen gâribliğimiz, asıl yurdundan koparılmış olmaya biraz gücenmiş olmamızdan.  Mesnevi beytinde saz da; sazlıkta yaşadığı aynı duruma dertlenmiş ama asla gücenmemiş, bir de güzel dertlenmiş de ‘ney’ oluvermiş. Öylesi bir sır gizlemiş ki içine soluk vereni de kendisine mest etmiş. Halimizdeki gâribelik, olayı saz gibi anlayamayışımızdan olmasın? Ruhum nerede yara aldı diye bilmiyor isen işte ilk orada, esas yurttan kopuşta.  Haliyle yolculukta gemimizin su alması, sürekli tadilat isteği ondan, bir o kadar da olağan. Aynı dertten muzdarip ahali, sakin olun yalnız değiliz.

Öz yurda duyduğumuz gurbet acısını unutmamız, insan kelimesine saklanmış nisyanlığımızdan bittabi. Sonra dünyada başı ve kalbi kırık,  kara mizah gibi insan halleriyle yoğrulurken, her yolu hatırlıyoruz da insan ruhuna giden yolda şaşırıp kalıyoruz. Bilmezdim, cahildim, aldandım adlı bir başka üçlememizi hüzün kupamıza kulp yapıp yaşarken, ilelebet bu dertle buralarda gezinmeyeceğimizi kendimize söyletecek bir aynaya olan ihtiyacımız, yalnızlık çeşidimizin insanlarla dolu bir kalabalık olmasından. Bütün bu hallerle kıvranmanın, içimize attıklarımızı içimizden atamamamızın, yine aynı içimizde incinin oluşmasındaki sancı olduğunu kendi başımıza bilemeyebiliriz elbet.

Sadra Şifa Bir Kılavuz

Hayal kırıklarımızın bizi en dizginleyici tedavi şekli olabileceğini, bu kaygan zeminden oluşan, kısa umutlu uzun yolda düşmüş olmaktan gocunmamayı, “Hep denedin, hep yenildin. Olsun, bir daha dene, bir daha yenil, daha iyi yenil. (Samuel Beckett) ’’ sözünü madalya gibi taşıyabilecek gücü göstertecek bir dost eli.  Her ne kadar feryat halinde de olsak, başı sınuk kalbi sönük yol alsak da ‘‘Acından seni Allah’a götüren bir yol var, onu bul ve yürü’’ diyecek kadar da gönle fener.

Sayın Kemal Sayar Hoca, biri diğerinden daha dertli olan iki insanın dertleşmesi diyor terapiler için. Başı Sınuklar İçin Kılavuz kitabında, içimdeki beni gördüğüm için seni de görebiliyorum, aradığımız vaha aynı deyip adeta gözlerinizin içine baktığını hissetmeniz; kitabı başucu kılavuzunuz haline getiriyor. Yazar kendine hicret mi etmiş, senin elinden tutmuş da manada yürüyüşe mi çıkarmış? İki hissi de hissedebileceğimiz, sizi dinleyen hatta sizinle konuşan sadra şifa bir kılavuz.

“Çok mükemmel biri değilim ama yok sanki buralarda hani, benzeyenlerim nerede?’’ Dediğin vakit, seni aradığının bir başkası olmadığına, ‘biz’ olmaya davet edecek. “Mümin müminin aynasıdır” Hadis-i Şerif’inin manasınca insanlarla bağ kurmanın anlam arayışının yapı taşları olduğuna işaret ettiriyor. Bütün evrene dönüp bakmayı ve tüm mevcudatı tefekkürle oku diyen bir hasbihâlci. Hasbihâl sonrası asla öncesindeki insan olmayacağınızın garantisi de benden olsun.

Eseri okuduktan sonra hayatıma kattığı en güzel uygulamalardan biridir; ‘keşke’lerimin yerini ‘bundan sonra’ların alması. Bundan sonra yolumu kaybedersem hakikati gösteren pusulama bakacağım söz. Ben bir başı sınuk,  yaralarıma bu verdiğim sözü merhem yapıp pansuman edeceğim. Yolculuğumda arada düşsem de biraz oralarda esef etmeden efendi efendi gezineceğim.

Ayşegül Çetinkaya Çay

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.