Düşünelim ve Uyanalım! – Fırat KARGIN

Hadi bir şeyler düşünelim!

Bir tarih, bir birikim, bir mücadele, bir adanmışlık ve bir sevda düşünelim…

Bir zamanlar birçok medeniyetin yaşadığı bir yeri düşünelim! Toprağında binlerce insan dokusu taşıyan bir şehir düşünelim! Bu öyle bir şehir olsun ki adı söylendiğinde insanların içi titresin! Misal bu şehirde bilginler yaşasın, kütüphaneler bulunsun, anıtlar vs. her şey olsun! Kimilerini ağlatsın, kimilerini güldürsün ve de kimilerini hırstan sinir küpüne çevirsin!

Bir adam bir kuyuya düşsün ve kuyunun içinde gezindikten sonra cennete girdiğini söylesin! Sonrasında oradan bir yaprakçık koparıverip Hz. Ömer’e (r.a) versin ve o da: “Rasulullah (s.a.v.) cennetteki hiçbir şeyin çürümeyeceğini söylemişti, bu yaprak da yıllar geçmesine rağmen hiç çürümemiş. Demek ki gerçekten bu yaprak cennetten gelme.” desin ve o hikâyeyi doğrulasın! Sonrasında binlerce adam, tıpkı o adam gibi kuyuya atlasın da o yeri göremesin! Aksi gibi adam da bir daha bulamasın!

Bir başka adam toprağında şifa bulsun! Bir başka adam kokusuna yansın, başkası rüyalarında görsün, kimisi kutsal saysın, Bilal-i Habeşi de kubbelerini inletsin!

Burası öyle bir şehir, şehir olsun ki uğruna nice din adamları canlarını seve seve versin!

Peki var mı böyle bir şehir?

Var tabi ki.

Kudüs!

Kudüs, öyle bir şehirdir ki tüm bunları içinde tutar. Hz. Musa’yı (a.s.) görmek için tutuşur, Hz. Harun (a.s.) için heyecan duyar, Hz. İsa’ya (a.s.) âşık olur ve sevdiği aşkının uğradığı haksızlıklara şahit olur. Hz. Muhammed’i (s.a.v.) özler bu şehir, onun için daima gül kokusuna bürünür. Ona kavuşmak için Burak’ını bekler durur…

Yahudiler için yuva hasreti olur, Hristiyanlar için kutsanmış olur ve Müslümanlar için and olur, kıble olur, Miraç olur Kudüs.

Hristiyanlar, Hz. İsa’nın (a.s.) şehri olarak bilir ve bu uğurda nice zorluklara göğüs gerer. Yahudiler, arz-ı mev’ud olarak görür ve orayı diyar yapmak ister. Zira Kur’an’da da belirtildiği gibi bu diyarı kendilerine yurt hissederler.

Ve İslam alemi, onlar da burayı ilk kıble ve miraç yeri bilir. Hadis-i şerifte: “Oraya mutlaka gidiniz ve içinde namaz kılınız!” denildiği için de oraya karşı ayrı bir teveccüh olur.

Durum bu iken böyle güzel bir şehir için daha kıymetlisi kutsal topraklar için devletler birbirine girmesin de ne olsun?

Kudüs’ü az çok anladığımıza göre asıl anlatmak istediğimiz hususa geçelim!

Müslüman olarak Kudüs’ün kıymetinin farkında mıyız? Kelimelerle veya paylaşımlarla kıymetlendirmekten bahsetmiyoruz. Bir tarafta orayı elde etmek için durmadan akınlar düzenleyen ve hala da düzenlemeye devam eden Hristiyanlar var iken diğer tarafta da kaybettiği günden bu yana -ki bu neredeyse on beş bin yıl eder- burayı geri almak için durmadan çalışan ve bu uğurda tüm planlamayı ince eleyip sık dokuyarak yapan Yahudiler var iken biz Müslümanlar neden bu kadar sessiziz?

Nice Kudüs etrafındaki Müslüman devletler neden suskun?  Neredeyse hiçbir şey yapmıyorlar gibi. Üstelik kapılar Filistinlilere açılınca Mısır’da olduğu gibi darbeler oluyor. Filistin davasına destek veren diğer ülkeler olduğu zaman da ekonomik saldırılarla yola getiriliyor. Bunu daha bir sürü örnekle uzatabiliriz lakin sizleri sıkmamak için kısa kesiyorum.

Nice devletler bir olup burası için Filistinlileri yerinden yurdundan zalimce ederken biz Müslümanlar en azından ellerimizi semaya açıp onlar için dua edemez miyiz? Ömrümüzde en az bir kere dahi olsa oraya gidip oranın kokusuyla şereflenemez miyiz?  Belki yapabiliriz lakin bana soracak olursanız bunlar yeterli değil. Fakat şu anlık elimizden de pek bir şey gelmiyor gibi.

Bir başka Hadiste: “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz.” der. Ben de bunu düşününce şu sonuca varıyorum: “Her nerede olursak olalım önce kendimizden ve çevremizden başlamalıyız!” Yüce Allah bize bir şeyi vadediyor: “Kendinizi düzeltirseniz ben de dünyanızı düzeltirim.” diyor aslında. Rabbim yanlış kelamdan korusun!

Kudüs için, Filistin için, Uygur Türkleri veya Arakan Müslümanları için durmadan dua edelim! Kendi fikirlerimizi tartalım ve İslam’a uygun hale getirelim! Etrafımızdaki farklılıklara saygı duyalım, araştıralım, okuyalım, bilgilendikçe pes etmeyelim, böbürlenmeyelim ve dünyayı uyandırmak için önce biz uyanalım! Tüm cihanı uyandıralım ve sesimizi haykıralım! Kısacası Allah ne istiyorsa biz de onu yapalım! Kudüs’ü ve Filistin’i ne olursa olsun asla yalnız bırakmayalım! Vesselam…

Son olarak sizinle “Kudüs” adlı şiirimden bir dörtlük paylaşmak istiyorum.

 

Firavun olmuşsa İsrail

Nil nehri olacaksın Filistin!

Arkandan puta tapmışlarsa

Musa olup yıkacaksın Filistin!

 

Selam ve dua ile…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.