Ellerim Kimin Renginden

Ellerini bağlayan güler yüzlü adamlar

Beyaz kır dalları üzerinde postallarla

Yeşil örtüler vaat edip bu topraklardan

Şarkıya nişanlı genç rüzgarlı ağaçların

Filize durmuş berrak incili dallarından

Ve uçurtmalarından çocuk ihanetlerinin

Kurdele paketli bombalar sunarak buluta

Umutlar arşınlayıp durdular soğukça

 

 

Kurtların buhara duran ciğerlerini alıp

Beslenip karşı kıyıda ürkekçe bekleyen

Zifiri ayaklıların sessiz yürüyüşlerini

Oysa biz kendi gür sesimiz olarak işittik

Sanki gölgesiz sayılan tüm ihanetler

Görünmeyen bir samimiyetin arkasında

Kanını bileyen suratlardan oynatılırdı

Perdeye vuran o güz her ne idiyse artık 

Gönülden suretine aşık bırakılanları 

Uyandırmanın adıydı onlarca düşmanlık 

 

 

Dal beyazların üzerinde duran al 

Tümüyle artık bizimdi dediğimizde

Çok sonradan anlaşılıyordu artık

Herkes evlerine doğru cepken adımlarla

Yani evlatlarına dönünce sokaklardan

Tuğlalar alıp koydu kır düğünlerinde 

Üzerine ellerini bağlayan adamlar

Ve koç kurbanların asil sahipleri olan

Evlerimizde örtülü bozma yeşilliklerle

Hiç olmadığımız kadar kalakalmışken

Kent soğuk ve berrak bir sabaha değil

Kuduz bir dehşete gözlerini açtığında

Biz hangi güvercinin neşesinden sarkıtıp

Bir yudum gözlerimize akıtacak derenin

Kuraklığına inat çareydik ki?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.