Fethin  Müjdecisi; Hacı Bayramı Veli

Hayli yaşı ilerlemiş Somuncu Baba kendisini bir bayram sabahı karşıladığında ismini Bayram koymuştu. Asıl ismi Numan idi. Somuncu Baba, Hacı Bayramı Veli’yi tasavvuf yoluna girmeye ve bu yolda öğrencisi olmaya davet etmişti. 15. Yüzyılda Anadolu Türk Birliğini kuracak olan Hacı Bayramı Veli’de kendisine tabi olmuş, tasavvuf eğitimine ilk burada başlamıştı.

Ankara’da müderrislik yapan yani dönemin profesörü olarak eğitim hayatına devam ettiren bu büyük Veli, Somuncu Baba’dan aldığı manevi emaneti taşımakla görevlendirilmişti. Bu emanetle birlikte ilmi dalga dalga yayılmış, çokca mürit edinmişti. Bunların en meşhurlarından İstanbul’un manevi fatihi Akşemseddin’de kendisinin evliyalık derecesini duymuş olacak ki, Ankara’ya gitmişti. Burada Hacı Bayramı Veli’yi dükkan dükkan esnaftan para toplarken görünce ‘’Evliya dediğin halka avuç açar mı? Buralara haybeye gelmişim!’’ diyerek yine dönemin alimlerinden Zeynüddin Hafi’ye öğrenci olmak için Haleb’e doğru yola çıktı. Haleb’e az bir mesafe kalmıştı ki gece bastırmıştı. Oda geceyi geçirmek için konaklamış, uykuya dalmıştı. Gece bir rüya gördü. Kendisini boynu zincirlenmiş gördü. Bu zincirle sürüklenerek Ankara dolaylarına bırakıldı.

Zinciri tutan Hacı Bayramı  Veli idi. Akşemseddin yaptığı hatayı anlayarak Ankara’ya geri döndü. Hacı Bayramı  Veli bu sırada öğrencileriyle tarlada çalışıyordu. Akşemseddin’de vakit kaybetmeden aralarına katılıp çalışmaya başladı. Hayli çalıştılar. Öğle vakti gelince sofralar kuruldu ve öğrenciler yemeğe çağrıldı. Fakat Ak Şeyhe buyur eden olmadı. O büyük zat gururdan esinti olmadan bir köşeye sindi, beklemeye koyuldu. Bu sırada bahçede bulunan köpeklere de yemek ikram edilir. Akşemseddin’e ikramda bulunulmaz. Oda köpeklerle yemek yemek üzere diz çökünce Hacı Bayramı  Veli kendisini sofraya davet etti. Ve tebessüm ederek;

‘’Zincirle gelen böyle ağırlanır.’’ dedi.

Sultan II. Murat tahta çıktığında henüz 19 yaşındaydı. Ona Koca Sultan derlerdi. 30 yıl sürecek saltanatında çeşitli manevi olaylar zuhur etti. Şüphesiz bunların başında Hacı Bayramı Veli ile başından geçen olaylardı. Sultan II. Murat kendinden önceki padişahlar gibi alimlere son derece saygı gösteren, haya sahibi bir kimseydi. Hacı Bayramı  Veli’nin, Ankara’da ki namı tüm Anadolu’yu sarınca Sultan Murat’a vezirlerinden biri bir dizi şikayetler getirdi. Ona göre devletin başını hayli ağrıtan Şeyh Bedrettin isyanı ile bağlantılıydı. Bu işin aslını çözmek isteyen Sultan Murat, Hacı Bayramı  Veli’yi Edirne’ye davet etti. Daveti alan Veli ve Akşemseddin Edirne’ye gittiler. Sultan Murat kendilerini görür görmez gönlü gözü açıldı. Bu işin bir aslının olmadığını ilk gördüğünde anlamıştı. Onları hanesinde ağırladı. Sofralar kurdurttu. Fakat bu işi çeviren vezirinin niyeti iyi değildi. Sofraya şerbetler getirildi. Hacı Bayramı  Veli’nin önündeki kaseye kuvvetli bir zehir koydurmuştu. Hacı Bayramı Veli ilk önce besmele çekti sonra kaseyi kavrayarak;

‘‘Bunu biz içelim, zararı sahibine olsun..’’ diyerek kasenin içindeki zehirli şerbeti yavaşca yudumladı. Buna binaen zehri zerk eden vezir kendi içmişcesine kıvranmaya başladı ve oracıkta ruhunu teslim etti.

Gördükleri karşısında çok etkilenen Sultan II. Murat, bu büyük veliye kendisini talebe olarak kabul etmesini rica etti.  O da kabul buyurdu. Sultan Murat bu derin duygularla Hacı Bayramı Veli ve Akşemseddin’i Ankara’ya uğurlayarak, kendisine tabi olan müritlerini de vergiden muaf kıldı.

Bu fermanı haber alan ahaliden Hacı Bayramı Veli’ye tabi olmayanlar hemen tabiyetlerini bildirdi. Vergi muafiyetinin getirdiği art niyet o kadar fazlalaştı ki Ankara’daki vergiler olabildiğine düştü ve devlet maddi sıkıntı çekmeye başladı. Durum Sultan Murat’a intikal edince, Hacı Bayramı Veli’ye üslubunca bir mektup yazarak talebelerinin sayısını rica etti. Mektubu alan Hacı Bayramı Veli, dört bir yana  haber saldı. Tüm müritlerini Kanlıgöl meydanında toplanmasını iletti. Ahali kızılca kıyamet toplaşıp Hacı Bayramı Veli’nin söyleyeceklerine kulak kesildi. Yüksekçe bir yere çıkan Veli;

“Bana bugün burada müritlerimin canını almak emrolundu. Canını, malını, bana feda eden, çadırıma buyursun’’  dedi ve elinde bıçağıyla beklemeye koyuldu.

Kalabalığı yaran bir genç çadırın içine daldı. Çadırdan koyu kanlar sızmaya başladı. Sonra ardına bir kadın içeri girdi yine kanlar gelmeye başlayınca. Ahali tozu dumana katarak kaçışmaya başladı. Bir süre sonra meydan boşalınca genç delikanlı ve kadın çadırdan sapasağlam çıktı. Akan kanlar dün geceden kesilen koyunlara aitti. Hacı Bayramı Veli, Sultan Murat’a bir mektup yazarak talebe sayısının iki olduğunu belirtti.

1432 senesinde Kosova fatihi, Sultan II.Murat’ın bir oğlu dünyaya geldi. Sultan tam da bu sırada Sure-i Muhammedi okumaktaydı. Başını yavaşça kaldırarak ağzından şu cümleler döküldü.

“Bağ-ı İrem’de Gül-i Muhammed açtı.” diyerek, yeni doğan evladının adını “Mehmet” koydu.

Bu yıllara tekabül eden zaman zarfında Hacı Bayramı Veli, talebesi Akşemseddin’i yanına alarak son kez Edirne’ye gitti. Koca Sultan Murat İstanbul’a seferler üzerine seferler düzenliyor fakat bir türlü muvaffak olamıyordu. Bir gün Hacı Bayramı Veli’ye;

“Veli hazretleri Dedem Bayezid dört defa İstanbul’u kuşatmasına rağmen bir türlü almaya muvaffak olamamıştır. Ben dahi burayı ciddi bir şekilde kuşattım ancak fethine bir türlü muvaffak olamadım. Bunun sebeb-i hikmeti ne ola?’’ Hacı Bayramı Veli suali cevapsız bırakarak başka mevzular açtı.

Bir sabah Sultan Murat ve Hacı Bayramı Veli’nin bulunduğu bir ortamda bir beşik getirildi. İçinde şehzade Mehmet vardı. Veli beşiğe bakınca Fetih Suresi’ni okumaya başladı. Biraz sonra ayağa kalktı ve beşiğin yanına gitti. Şehzade Mehmet’in nur yüzünü açarak bir dua okudu. Sultan Murat ısrarla;

“Veli hazretleri sualimi cevapsız bıraktınız. Acaba İstanbul surlarını aşmak bana nasip olacak mı?” diye sordu. Hacı Bayramı Veli derin bir soluk alarak;

“Oranın alındığını görmek ne sana ne bana nasip olacaktır. Orayı bu beşikteki bebekle, bizim Akşemseddin alacaktır.” dedi.

Bu müjdeyi alan Sultan II. Murat çok sevindi. Beşiğindeki Mehmet’ini bağrına bastı. Kokladı ve çekti içine cennet bağlarını…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.