Gökyüzü Tefekkürü – Merve Kurnaz

Gözlerimi gökyüzüne çevirdiğim anda, içimi tarifsiz bir sevinç kapladı. Bütün günün yorgunluğunu o güzellikte unuttum. Her yarattığını muazzam yaratan Rabbim, bugün de gün bitiverirken bizlerin içlerini ferahlatacak bir gökyüzüyle, günü noktalıyordu.  O kadar muazzam bir bulut dizayn etmiş ki, bakarken üstüne basarak çıkabileceğim bir zirveyi andırıyordu. Diğer bir bakışımda ise pamuk tarlasında pamuklar tek tek, özenle toplanıp gökyüzüne serilmişti sanki… 

Güneşin vedasındaki kızıllığın verdiği ahenk ile adeta gökyüzü, fani dünya üzerindeki mini mini bizlere, sevincin vesilesi kılınmıştı. Hiçbir ressamın renk tonunu tutturamayacağı bir renk ve beşeriyetin gücünün yetmeyeceği kudretin varlığına bir kez daha şahit ediyor Rabbim. Nefes aldığımız her anda nice tefekkür edilecek olaylar yaşıyoruz. Yaşamak bile yetmiyor, görmeye ne yazık ki… Çünkü bakmak ile görmek arası ince bir sırat gibi… Gökyüzünde bakışlarımı gezdirirken bulutların sıyrıldığı andaki güzelliğin sevinci içimi kaplıyor. Her anda mutlu olabileceğimiz o kadar çok sebep var ki, nimetleri bir görebilsek şükrümüz inşallah çoğalacaktır.

Gökyüzünün inceliğini seyrederken bu defa gökten tek tek birbirine değmeden incelikle inen yağmur damlaları, yeryüzüne sevinç dağıtıyordu. En Sevgili’den başkasının gücünün yetmediği, her damlanın açısının hesaplanmasını bilen Kudret Sahibimi yarattıklarında görebilmek ne büyük şeref… Yağmur damlası tıpkı benim gibi bir durak bulmuştu kendine. Her insanın çıktığı hayat yolunda bir durağı olur. Yağmur damlasının yolculuğu saksıdaki çiçeğimin yemyeşil yapraklarında konaklamasıyla son bulmuştu.

Kuşlar rahmetin yeryüzüne inişini, incecik dallarda seyrederek manzarama eşlik ediyorlardı. Yağmuru ilk defa keşfetmiş bir çocuk edasıyla her yağmur yağışını karşılarım. Bana rahmet iyi geliyor. Ruhumdaki, bedenimdeki sular temizleniyor adeta her rahmet damlasında… Sevinç, herkesin görecesine göre büyür ve küçülür. Büyük sevinç veya küçük sevinçten ziyade nimeti bir kenara bırakıp Vereni öyle görebilmek en üst mertebelerden sanırım. Verdiğinde sevinip binbir sevinç ile çevremize gülücükler saçarken, vermediğinde de şükredip teslimiyetin hakkını vermeliyiz. Her şeyin bir zamanı olduğu gibi, zamanın sahibi bizi durağımızdan alıp yeni kervanlarla yola koyacaktır. Sabır tennuresine bürünüp semazen huşusu ile Rabbimizin bize verdiklerine şükür ederek aslında bu yolun sonunun hiçlik olduğunu unutmamak gerek. Yoktan var eden Allah ve topraktan yaratılan insan yine özü toprakla buluşacaktır. Unutma ki; bu bir hiçliğin damgasıdır.

Gökyüzünden yola çıktığım tefekkür yollunda nimetlerin farkına varmak ve tadını almak. Tefekkür; terapi misali Rabbim ile bir güzellik paylaşımı oluyor. Mutluluğun ve şükürlerin kademe kademe artıyor tefekkür vesilesi ile.  Mutlu oldukça Müslüman kardeşlerini de mutlu etmen gerektiğini anlıyorsun. Ve sen salih bir niyetle andığında Rabbini, yüzüne ve yüreğine tebessüm çiçeklerini serpiştiriyor. Rahmet damlalarının hızlı hızlı yeryüzüne inişi, insanın ruhunun hızlıca temizlenmesine vesile aslında. Gözlerin rahmeti görüyor, kulakların rahmetin tınısını işitiyor, burnun ise rahmetin benliğindeki toprakla karışmışçasına toprak kokusu alıyor. 

Nasibi olanın nasibi yolda kalmıyor. Kurumuş dallar rahmetin şifasıyla güçleniyor. Ve penceremden gördüğüm rahmetten nasipleniş ile, kurumuş dallara can veren cömert Rahman, kurumuş yanlarıma rahmetiyle inşirah fidanları ekiyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.