Gölge Fesleğeni

Ruhsuz bir sokağın soğuk taş kaldırımlarını dilimde bir türkü yuvarlayarak arşınlıyorum. Sağ tarafımda yarı yıkık o evi görünce hacı babaannemin anlattığı o masalımsı hayat hikâyelerini anımsayıp yarım ağız gülüyorum.

-Bi’ daha anlatsana babaanne, dedeme anneannemi nasıl istediniz?

-Tabi geçmiş zaman, o dönemde bizim evlerimiz yan yanaydı. Gülcihan radyosunu alır gölgeyle köşe kapmaca oynardı. Kapının önünde el işi yapacak ya, gölge nereye anneannen radyosuyla oraya giderdi. Hep derdim “Gölge fesleğeni seni kimseler almaz, alanın da başını yakarsın zaten.” Ben ne bileyim benim alacağımı. Günlerden bir gün bir rüya gördüm. Onların duvarından bir oyuk açılmış bizim avluya doğru berrak mı berrak bir su akar. Hayra yordum. Kız bizim elimizde büyüdü, hamarat Ümmü’nün kızıdır, ben bu kızı alayım oğluma.

-Ee, sonra?

-Sonra gittik gölge fesleğenini istedik, onlar da verdiler. Bilmem iyi mi ettik, başımızı mı yaktık.

-İyi olmuş ya babaannem bak şimdi kaç tane torunun oldu. Hem dedem de sevmiş.

Hikâyenin ortasında dahil olan anneannem hafif bir serzeniş ve durumun komikliğiyle girer konuşmaya.

-Ya sever tabi. Ben testiyi alıp halanları çağırmaya giderdim. Tulumbaya su doldurmaya gideceğiz. Deden de ne dese beğenirsin “Gülcihan güzelce bak bakalım eli yüzü düzgün kız var mı?” ben ona kız bulacakmışım bir de. Tamam Mustafa Abi derdim. Bu adamın ileride kocam olacağını nereden bileyim. Önceden mesajımız mı vardı kızım. Uygun görürlerse verirlerdi.

-Tabi ya. Benim babam birinci sınıfı okuduktan sonra aldı beni okuldan. “Yeter bu kadar daha okuyup da elin oğluna mektup mu yazıcan? Kız kısmı alfabeyi bildi mi yeter.” Dedi. Atadır dedik ses çıkarmadık, çıkarsak da bizi dinlemezlerdi zaten. Okuma yazma bilmem işte ben, mektup yazarım diye okutmadı babam. Bizim zamanımızda böyleydi işte. Aman sen oku kızım.

Hacı babaannemin ağzından çıkan her cümlenin efsunlu bir hali vardı. Mekanı cennet olsun. Altı çocuk büyütmüştü. Benim dedem en büyükleriydi. Kardeşleri bir arada tutan,hacı dedem vefat ettikten sonra da tüm kardeşlerinin babası olmuştu.

Ne hacı dedem ne de babaannem kaldı. Efsanelere konu olan şu kimlerin kimlerin büyüdüğü bizim dilimizde adı “eski ev” olan evin yıkı duvarı kaldı bize, bir de hacı babaannemin saatlerce dinlenilesi hikâyeleri.

Tüm hikâyeleri film şeridi gibi hayal ederken gölgeye göre yer değiştirdiğimi fark ettim. Bizde gölge fesleğenliği atadan yadigâr galiba.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.