Herkesin Hayatına Kimse Karışamaz – Serdar Gün

Herkesin Hayatına Kimse Karışamaz…

Ya da bir diğer ifadeyle insan özgürdür. Bu cümle koşullu bir cümlecik olarak tamamlanır genelde; insan özgürdür fakat bir başkasının özgürlük alanına müdahale etmediği takdirde. Maalesef bu durum bizim toplumumuzda böyle değil. Bektaşi fıkrası gibi ilk ibareyi ağzımıza pelesenk edip ikinci ibareye gelince “Hafız değilim ya!” diyecek kadar değil hem de…

Dilimize, dinimize, giyim-kuşamımıza, fikrimize, zikrimize karışır oldular. Evet, belki kimse gelip “Şunu giy, buna inan, bunu al, şu kanalı izle!” demiyor ama etrafımızda dönen müthiş algı operasyonu ile biz zaten bunları denilmeden yapar hale geliyoruz.

Gazetelerde, dergilerde, televizyonda, internette, telefonda her gün beynimiz, kodlarımıza (örf, anane, kültür) aykırı görüntülere maruz kalıyor. İlk başlarda bunu yadırgayan bizler gün geçtikçe bunu yadırgamıyor, normal bir şeymiş gibi görmezden geliyoruz. Hatta bir süre sonra müptelası olanların da oluğuna dair güçlü kanıtlarım var. Örnek vereyim mi? Örneğin bundan 20 yıl evvel birisi çıkıp televizyonda bir program başlayacak, kadınlar ve erkekler iç çamaşırlarıyla pardon bikini ve şortları ile yarışacaklar dese bir reaksiyon gösterilirdi. Ama bunu 20 yıla yayarak peyderpey başardılar. İnsanların bilinçaltlarına modernliğin çıplaklık, lakaytlık, kendini bilmemezlik olduğunu kazıdılar. Kazıdılar azizim; kendimiz inansak da böyle olmadığına çoluk çocuğumuzu, eş dostumuzu inandıramaz olduk. “Ne olmuş yani? Memetalibeğyyy bizim ailenin yaramaz çocuğu.” diyenleri görmedi değil bu gözler.

Reklamlarda erkek ve kadınların bir meta’ haline sokulması artık normal bizim için. Spor gazetelerinin porno dergisi gibi olması, televizyon programlarının Avrupai edası hepsi alışıldık şeyler. Anadolu’da bir köy okulunda çalışıyorum, insanların şehir hayatına epey uzak olduğu bir köy burası. Dolayısıyla şehirlilere ve onlara has tavırlara, giyimlere de. Geçenlerde bir öğrencim okula boynunda fuları ile geldi. Annesinin oyalı çemberinden yapmıştı. Bilmem anlatabildim mi? Lafın tamamı kime söylenir? Neyse…

Yemek masalarında Delikanlı Turbo Turabi’nin bikinili dansı meze, Saba Tümer’in  kahkahası meşrubat oldu. Bir bayanın bikinili dansını izleyemeyecek gözler bir erkeğin, dahası sakallı bir erkeğin bikinili dansını izler oldu. Garipsedi mi peki? Hayır. Sadece güldü ve geçti. Geçti derken başka kanala geçti anlamında değil anladınız siz onu…

Daha 3-5 sene öncesine kadar dizilerde tesettürü bir “proletarya” giysisi olarak tanımlıyorlardı. Ev hanımlarına, temizlikçilere, kapıcılara başörtüsü taktırıyorlar ve bunları iş giysisi olarak sunuyorlardı.  Mini etek ve çıplaklığı ise modern insanın “iş giysisi” olarak. E tabi sonuç olarak gelenekten kopamayan fakat “Modernite de olmazsa olmaz.” diyen bireyler yetişti. Sakallı fakat bikinili erkek örneğini verdik başka düşünelim, düşüneliiim, düşünmeyelim. Siz bunu da anladınız değil mi?

Ne diyorduk? Heh, herkesin hayatına kimse karışamaz; değil mi?

Tabi ki karışamaz…

Değil mi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.