İNTERAKTİF RÖPORTAJ

Dördüncü kitabın yayınlanan Sergah Dergi ailemizin yazarlarından ve Genel Yayın Danışmanız Hatice Kübra İpek Hanımla bir röportaj tertip ettik. Sorular siz değerli takipçilerimizden ve okuyucularımızdan geldi. Benzer soruları tek soruda derledik. Cevapları ise Hatice Kübra İpek Hanım bize iletti. Kendisine başarılar dilerken sorularınızı ve yorumlarınızı sayfamıza bekliyoruz.

1.) Merhabalar… Kitaplarınızın ve yazmış olduğunuz serinin genel olarak konusu nedir?

Merhaba. Adı unutulmuş yahut unutturulmuş bilim insanı olan güzide alimlerin buluşları, hayatları, karşılaştıkları ve yetişmelerine vesile olan güzel insanları, yaşadıkları çevreyi, bulundurdukları alışkanlıkları ve fıtratlarını, imtihanlar içerisinde verdikleri tepkileri ve çabalarıyla alakalı. Bütün bu bilgileri kurgusal anlamda roman tadı veren birer hikaye olarak çalıştım.

Okurken zaman zaman yetişmelerine vesile olan kitaplardan alıntılarla bir yolculuğa çıkarken, edindikleri maneviyat ikliminden bir kuple gerçekleştirdikleri mücadelelerle önümüze kuvvetlendirici bir dokunuş olarak yansıyacak ümidindeyim.

“Onlar güzeldi” diyerek rafa kaldırmak yerine; “Biz nasıl güzel olabiliriz? Daha güzel nasıl olabiliriz?” sorusunu soran herkesin hikayesi var seride…

Daha iyi bir insan, daha merhametli, daha candan, daha kadirşinas, daha fedakar, daha vicdanlı, daha sabırlı, daha anlayışlı  ve sevgi dolu olsak keşke, deriz değil mi? Bize gereken, aradığımız güzel insan olabilmek. Aradığımızı böylece daha kolay bulabiliriz nihayetinde…

2.) Kitaplarınızın içerikleri ve konuları nelerdir?

Sen Elifsin Ben Vav: Hezarfen Ahmet Çelebi ve Lagari Hasan Çelebi’nin hayat hikayesiydi. Uçmak onlarda yardan geçmek yare ulaşmak demekti.

Önce Sen Sonra Sen: Akşemseddin Hazretleri’nin hayatı. Mikrobun kaşifi ve İstanbul’un manevi Fatih’i neler yaptı? Nasıl yetişti ve kimlerle tanıştı? En önemlisi de İstanbul’a herkes aşıktı ama o kime aşıktı?

Seni Buldum Kendimi Unuttum: Takiyüddin’in hayatı. Gözlerini bozacak kadar ilme sevdalı bir alim. Her suale cevap verebilecek kadar iyi bir bilim insanı iken bir hanım kendisine bir sual sordu. Yola çıkmak isteyenleri taşıyacak, yolu görmeyenlere yol gösterecek, yolculukta olanların yollarına tekrar bakmak isteyeceği bambaşka bir adım silsilesi…

Senden Geriye Kalan: Harezmi’nin hayatı. O olmayan bir dünyada, sıfır ile sıfırdan başlamanın ahdi. Ahde vefanın buram buram Filistin kokan içli hikayesi…

3.) En çok merak ettiğim, yazar olmak için edebiyat okunmalı mı ya da eğitim alınmalı mı?

Dünden bugüne yazarların hayatına bakarsak sadece “Yazmak!” fiili ve gayreti üzerinde durabiliriz. Ama öyle bir yazmak ki, bu sizde bir külfet değil, bir hobi değil, bir meslek icrası da değil, “içtiğiniz su, yediğiniz yemek hatta soluduğunuz hava gibi olmalı!” Ne siz onsuz ne de o sizsiz… Rilke’nin sorduğu soru çok önemli bu safhada: “Yazmadan yaşayabilir miyim?” Cevabınız hayırsa tüm sualleriniz bertaraf edilmiş demektir. Kalem bizatihi kendi suallerine cevap yazmaya yetecektir…

Eğitim konusuna gelirsem: yazarlık anlamında birçok eğitim kursu mevcut. Kimse size yazacağınız cümleleri ve ilhamı veremez. Yolunuzu nasıl çizeceğiniz konusunda pratik bilgiler verebilirler. Ama bu anlamda kaleminizi sizi değiştirmeden değiştirebilecek özel biriyle tanıştıysanız ancak beraber yürüyebilirsiniz. Yoksa her yazı birbirine, yazarlar da danıştıkları kişilere benzer. Asıl işte sizde bitiyor bir nevi…

Yazarlık eğilimi olan kişinin ilk yapacağı şey yazarların biyografilerine yönelmek olmalı. Böylece konuyu sentezleyebilir. Metodunuzu günlük ve haftalık olarak belirleyebilir. Okudukça yazarak kendi kendinizi eğitebilirsiniz. Teknik detayları da öğrenmek istediğinizde bu kurslardan faydalanabilirsiniz. Aslında bunlar tamamen tercihe dayalı durumlar…

4.) Yazarlığa niyet edenlere ne tavsiye edersiniz?

Niyet eden çok çalışır. Çok çalışan da karşılığını Rabbinden alır!

5.) Kitaplarınızın isminde neden hep “Sen” dediniz?

Tasavvufla alakalı kitapları okuduğunuzda “ben”den geçip “sen” diyebilmenin önemle vurgusunu görürsünüz. Aradığımda bulduğumda sensin diyecek yere getirir o hudud sizi. Ama kendi kitaplarımla alakalı şunları da söyleyebilirim.

Birincisi: Sen, okurun direk kendisine bir hitabı…

Muhatabı yalnız okur. Yani birilerinin değil, okuyanın hikayesini anlatıyor bir nevi. Çünkü bir kitaptaki sözler nasibinizde var ise size duyurulur diye inanıyorum. Anlam o yüzden herkese farklı açılır…

İkincisi: Muhabbetullaha yani ilahi aşka bir çağrı. Kitapların her birinin içerisinde adlarıyla alakalı hakikat yazılı. Ama hep ‘sen’ mi olacak tüm seri, yoksa başka isimler de var mı, önümüzdeki aylarda beraber göreceğiz. Farklı sürprizler ve en son kitapta da bütün bu isimlerin nedeni açık açık yazacak inşallah…

6.) Sizden yazdığınız tarzdan çok daha farklı kitaplar görecek miyiz?

İslam Alimleri serisinin çocuk versiyonu şu an çizim aşamasında. Önümüzdeki süreçte on kitaplık bir seri daha gelecek inşallah.

Sergah Dergi için arkası yarın bir Polisiye Roman üzerinde çalışıyorum. Her ay düzenli bölümler yayınlanıyor. Bunun haricinde iki tarihi kurgulu roman, iki de hidayet konulu romanım var.

Bir de çevirisini yapıp derlediğim oldukça kallavi bir çocuk kitabı var. Yayıneviyle periyodik bir takvim oluşturduk. Seri bu takvime göre okurla buluşmaya devam edecek inşallah…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.