İslam Mezhebler Coğrafyası

İnsan dünya coğrafyasının temelini teşkil etmektedir. Hem dünyanın bir parçasıdır hem de onun onu değiştirip şekillendiren bir elemanıdır. Her daim beşeri kavramların da tam ortasında insan var olduğu gibi insanın var olduğu yerlerin merkezinde de her daim ihtilaf zuhur etmiştir. Nasıl ki dünya üzerinde ğayr-i insani bir yer yahut mekân tefekkür edilememektedir. İnsanın mevcud olduğu yerde yahut mekânda da ihtilafın olmaması tefekkür edilememektedir. Çünkü şu dünya üzerinde her insanın muhtelif yaşam biçimleri ve muhtelif fikir tarzları var olmuştur. Müslümanların iradeleriyle yaşam biçimleri ve fikir tarzları istikametinde seçtikleri mezhebler ise birçok ihtilaf neticesinde teşekkül etmiştir. İslam mezhebler coğrafyası da belirli mezheblerin kökenleri, gelişmeleri ve şuan ki ahvallerini incelemektedir.  Mezhebler coğrafyası bir yörenin veya bölgenin yahut ülkenin mezheb yapısını ve coğrafi dağılışını incelemekte olduğu gibi herhangi bir mezhebe mensub bulunan kimseleri kapsayabilmekte veya belirli bir coğrafi bölgede müşahede edilen bütün mezhebleri yahut belirli bir bölgedeki bütün nüfus içerisindeki muhtelif mezhebleri de inceleyebilmektedir.

Mezhebler toplumlar arasında siyasi ve kültürel ihtilafa mühim ölçüde tesir ettiği için hem siyasi hem de sosyo-kültürel coğrafyanın incelediği mevzu’ların evvelini teşkil etmektedir.

İnsanlardaki bir yere ait olma hissi insanların en köklü hissiyatından birisidir. Bu sebeble insanların özlerinde bir mezhebe ait olma hissi veya ğayr-i İslami tefekkür edecek olursak bir dine ait olma hissi ve onun istikametinde yürüme hissi teşekkül etmektedir. Bu rabıtan ferdlerin kendi iradeleriyle tercih ettikleri ve özümsedikleri inanç sistemi veya mensubu oldukları mezheb, onların bazen azınlık kimliği ile örtüşmelerini sağlamakta ve onları çoğunluğu teşkil eden nüfus içerisinden huruç ettirmekte ve bazen ise bu halin tamamen zıddı olarak çoğunluk kimliği ile örtüşmelerini sağlamakla birlikte onları azınlığı teşkil eden nüfus içerisinden zuhur ettirmektedir. Bunun yanında mezhebler dünyevi işlerde insanları yönlendiren ve biçimlendiren buna mukabil manevi cihet olarak insanların Allahu teala ve Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’e tekarrüb ettiren veya teberrüd ettiren esrarengiz bir kuvvettir. İzafi olarak da mezhebler toplumların kültürleri ve yaşadıkları bölgeler yahut coğrafi bölgeler hakkında da muhtelif bilgiler verir.

Nihayetinde mezhebler coğrafyası insanın olduğu her bölgeyi muhtelif şekillerde incelemektedir. İnsanlar ise kendilerini ait hissedebilecekleri ve onun doğrultusunda ilerleyebilecekleri yaşam ve fikir şekillerine rabıt olarak bir mezheb tercih etmişlerdir. Ayet-i kerimelerde bildirildiği üzere en müstakim yol Rasul-i Ekrem Efendimiz’e sallallahu aleyhi ve sellem tabi olmaktan geçmektedir. Hadis-i şeriflerde bildirildiği üzere de Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz’den sonra ümmet ihtilaflara düşerek muhtelif mezheb veya fırkalara bölünmüştür. İçlerinden müstakim olanı ise Kur’an ve Sünnet üzere olanıdır.

Ahmed Ufuk Özçiçek

"Biz Ahmedî ve Muhammedî bir insan-ı kâmil olmaya çalışan insan-ı acûzuz." Ahmedî

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.