İslâm ve Düşünce Sistemi Üzerine Denemeler 1

İslam ve mezhep insanlık tarihi bakımında insanlığa yön veren sistematik kuramlardır. Mezhepler her zaman bir oluşum biçimleriyle bireylerin kendi tavrı ve yöntemlerini kullanan ve bir merkezi eğitim unsurları gibi görünmektedir. Hak mezhepler, kişilere dini yaşamı ile yaşamayı öğreten birer ana damarları oluşturmaktadır. Bir biçim olarak mezhep bakışları, insanı eğiten bir dinamik koşullarıyla günümüzdeki yerlerini almaktadır.

Mezheplerin genel prensipleri insanların dini yaşama, anlama, aktarma etkileri üzerinden yoğunlaştırılmıştır. Tarihe baktığımızda mezhep oluşumları bir kaos ortamlarından gelişim göstermektedir. Mezheplere baktığımızda oluşum koşulları sırasında birçok zorluluklarla karşılaşmışlardır. Hz. Peygamber (sav) döneminde ilk İslami yapılanma zorluklar içerisinde gerçekleşmiş olduğunu görmekteyiz. Bir bakıma süreçler bunu gerektirmektedir. Çünkü birey yaşadığı topluluğun yaşam prensipleri ile hayatlarını sürdürmektedirler. Mezhepler insanları etkileme unsurları olarak dîni vecibelerin sistematik hallerini daimi süreçlerle geliştirerek kişilere empoze etmektedir. Bireyler de bu oluşumu, ortamlar içerisinde genel İslami odaklaşmayı yararlı bir biçimde uygulayarak hayatlarını devam ettirmektedirler. Mezhepler ilk dönem İslami dönemde ortam bulamamıştır. Çünkü İslam değerlerini anlatan ve uygulayan elçi bulunmaktaydı. Mezhep genel olarak baktığımızda ulaştırılmak istenen yol ve bakış tarzıdır. Mezhepler Hz. Muhammed (sav) ve Hulefâ-i Râşîdîn dönemlerinden sonra görülmektedir. Ve günümüze kadar ulaşmaktadır. Mezhepler bu denli oluşumlarıyla insanı yönetme ve yönetilen bireyleri etki edilerek savaşlar ve fikir çatışmaları üzerine çalışmalar yapılmaktadır. İnsanı duygu ve düşünme biçimleri olarak Sünni ve Şii etkileri ile kandırma politikalarıyla İslam mezhepleri arasında ciddi savaşların izlendiği ve gelişme sonuç olarak İslam’a yapılan bir darbe olduğu bilinmektedir.

İslam coğrafyaları mezheplerin etkisiyle genişletilerek günümüze kadar gelmiştir. Coğrafi konumu ‘Nasıl’ sorusuyla başlatılarak gelişme gösterme, yayılma politikasıyla unsurları rahat bir biçimde bireylere aktarmışlardır. Genel prensipleri, dini yaşama ve uygulama aktarımı ile kişiler, zorunluluk oluşumlarıyla kabullendirilmişlerdir. Bir bakıma insanları mezhepsiz düşünme yolları kapatılarak gelişim sosyolojisi üzerine bina oluşmuş ve varlıksal bütünleme ile hayatlarını devam ettirmişlerdir. Tarih serüvenine bakılarak İslami değer batılaştırılmış ve yoksun bir anlayış sergilendirilerek İslami yapının ana hatları çürütülmek istenmiştir. Fakat tarihi bilimler araştırılarak İslami değerler yapısı gün yüzene çıkartılmıştır. batı düşünce tarzı günümüzde cemaat yapılanmalarıyla İslam dini bütünlüğü ve yapısal iç dinamizmlerine ciddi zararlar verilmektedir. Günümüzde mezhepçilik ön plana çıkıp Şia ışığı altında Hz. Peygamber (sav) filmi ile toplumu etkileme girişimleri söz konusudur. İran mezhebi bu girişiyle merhamet ve hoşgörü politikalarını güçlendirerek ehli-i sünnet çizgisine darbe girişiminde bulunmaktadır. İslam coğrafyasına genel itibariyle Müslüman görünümlü oluşumlar zarar vermektedir. Söz konusu FETÖ terör örgütü cemaat adıyla yeni bir mezhep, yeni bir ekol kurma potansiyel düşünme sistemini uygulamak istemiştir. Ve genel olarak geçmiş dönemdeki zorlayıcı mezhep profili ile bireyleri din sömürgesiyle etki üzere bırakılacaktı.

İslam coğrafyası batı düşünce tarzıyla yetişme ve yetiştirilme girişimleri cumhuriyet dönemlerinde görülmektedir. Fakat toplumun iç dinamik İslami yapılanmalarını etki edememe ve bu durumda sistematik saldırı sonucu ile yeni mezhep görüşü benimsenmiş ve oluşum süreçleri günümüze kadar gelmiştir. Bizlere, dinde reform hareketleriyle etki edilmiş; dil yapısı ve dini oluşumlar reformize edilmiştir. Yakın dönemlerimizde İslam coğrafyasına derin yaralar açılmaktadır. Ortadoğu politikası gün geçtikçe şiddetini attırmaktadır. Ve mezhep savaşları, medya oluşum süreci olarak kamuoyuna izlenimler sunularak İslam coğrafyası, ‘terörizm’ adıyla tarih sayfalarında farklı bir unsurla gösterilmektedir.

İslami düşünme sistemleri yapısal olarak insanları etki altında bırakma potansiyeli girişimleri ile bina edilmektedir. Dinimiz de en önemli kurallar bütünü olarak düşünmeyi esas almaktadır. İslami oluşum koşulları İslami mezhep ve coğrafyasıyla etkileşimi terörizm gibi aktarılmaktadır. Osmanlı dönemleri sırasında sözde Ermeni soykırımı yapılmış olarak İslami mezhepleri kullanılarak İslam coğrafyasına ciddi saldırlar gerçekleştirilmiştir.ve bu düşünce sistemi ile bir oluşum kurulamamaktadır.

SONUÇ

İnsanlık tarihine bakıldığı zaman genel olarak mezheplere ihtiyaç duyulmuştur. Çünkü İslami yaşama ve yaşatma noktasında mezhepler kolaylaşlık sağlamıştır. Mezhep unsurları insanların etkisini çekmektedir. Fakat dikkat edilmesi gereken bazı noktalar şunlardır: Hanefi ekolu Ebu Hanife Hazretleri tarafından kurulmamıştır. Talebeleri ve onun görüşlerini benimsemişler tarafından kurulmuştur. İslam mezhepleri her dönemde büyük sıkıntılar çekmektedir. Günümüzde Ortadoğu olarak edinmiş yerler İslam coğrafyası olarak bilinmektedir. Batılı güçler buralardaki petrol ve insan gücünden yararlanarak İslami kesimlere mezhep üstü bir darbe girişiminde bulunmaktadır. Mezhepler insan yetişme ve elde etme bakımından güçlü yapısal güçtür. Çünkü Şia mezhep prensipleri olarak Sünni bir kişi öldürüldüğü zaman sevap kazanıldığına inandırılmıştır. Mezhepler insanların zihinsel yapılarına baskı kurarak etki altında bırakmaktadır. Şia, Hz Muhammed (sav)’i konu alan film yaparak çoğu sahabeyi devre dışı bırakarak ve dini yapıları zedeleyen görüntüler vererek Şia propagandasını ön plana çıkarmaktadır. İslam coğrafyasına yapılan saldırılara karşın hiçbir önlem alınmaması durumu söz konusudur. Bu meseleyi, günümüzde ‘Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı Harekâtı’ yoluyla, sadece Türkiye Cumhuriyeti dert edinmiş görülmektedir. Durum olarak İran. Suudi Arabistan, vb İslam ülkeleri bu çığlığa sessiz kalmayı tercih etmektedir. İslam coğrafyası üzerinde oynan oyunları bozma fiilini üstlenen Türkiye Cumhuriyeti’ne karşı alınan tavrı herkes görmektedir. Sonuca ulaşama noktasından DEAŞ, PYD vb… İslam düşmanı oluşumlar, ülkemiz için tehlike arz etmektedir. İslâm coğrafyasında bu denli planları, mezheplerin düzelteceği kanaati üzere toplanmalıyız. İslâm mezhebi, ırkçılık etrafı üzere bir bina kurmamalıdır. Çünkü devletler bir mezhep gibi söz konusu olduğu zaman var güçleriyle dini yaşamak için önemli atılımlarda bulunmaktadırlar.

Osmanlı Devleti’nin siyaseti ve mezhebi ile ilgili bir yazıda:[1]’’Cihanın adaletle duracağı, bunu devletin sağlayacağı devlettin ise bir hükümdara ihtiyaç göstereceği, hükümdarın ordu olmadan iş göremeyeceği, orduyu ise ancak servetin toplayabileceği, serveti reayanın sağlayacağı, reayanın da ancak adil hükümdarlar sayesinde refaha ereceği’’ ifâdesi yer almıştır. Yani, bu anlamda Osmanlı dönemindeki padişahların İslami mezhep ve coğrafyası ile bağlantılı olarak hüküm sürmüşlerdir.

[1] http://www.zafersen.com/islamdevleti-osmanlida-mezhep-hurriyeti.pdf(ind:07.11.2016

Fırat Ayhan

Bu dünya sırlarla dolu ve bu sırlar içinde yaşayan biri...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.