Karanlıktan Korkma Emre – Aslıhan Nuşen Öz

Üniversite eğitimimi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümünde tamamladığım sene, özel eğitimde öğretmenliğe başladım.

Üçüncü senem. Bu üç senede, kitap yazabilecek kadar güzel ve duygusal bir yığın anılarım oldu bu sürede.

Özel öğrencilerimle bazen duygusal, bazen hüzünlü ve bazen de kahkahalarla güldüğüm çok özel anılarım oldu. Bu yazımda öğrencilerimden bir tanesi olan Emre’yi anlatmak istiyorum sizlere.

Yaklaşık bir senedir derse aldığım bir öğrencim Emre.

47 yaşında ve biz onunla renkler, kavramlar, sayılar ve daha bir sürü çalışma yapıyoruz.

Yine bir gün; Öğle arası bitmiş ve ders saati başlamıştı. Öğrencimi aldım, ön hazırlıkları tamamladıktan sonra derse geçtik.

Renkleri çalışıyorduk yaklaşık bir senedir.

Öğretmek istiyordum Emre’ye tüm renkleri.

Görmeyen bir kişiye anlatır gibi ince ince işlemek istiyordum.

Doğanın renk cümbüşünü anlayabileceği ve kafasında yer edecek şekilde tamlamalarla anlatıyordum Emre’ye.

Denizin maviliği içine işlesin.

Yemyeşil bir ağacın yanından geçerken yeşili öğrensin.

Güneşin her sabah nasıl sapsarı rengiyle ve sımsıcak ateşi ile doğaya can verdiğini, daha da ötesi içimizi nasıl aydınlattığını öğretmek istiyordum.

O kadar benimsemişti ki artık renkleri, gördüğü her şeyi benim ona tasvir ettiğim gibi bana anlatır oluvermişti Emre.

Sapsarı güneş…

Bembeyaz yumurta…

Masmavi deniz…

Mutluydum, bir çocuğa anlatır gibi Emre’ye renkleri öğretebildiğim için…

Deniz kenarında ailesi ile yürüyüş yaparken, “Masmavi deniz, Aslıhan öğretmen bana söylemişti” diyebildiği için.

Sabah yaptığı kahvaltıda;

“Yumurta ne zaman yenir?

– Kahvaltıda yenir, bembeyaz yumurta.”

Her defasında derste konuşulanları ailesine bir çocuk edasıyla anlattığı için çok mutluydum.

“Defterimi eve gidince babama göstereceğim, bana aferin diyecek.”

“Öğrendiğim renkleri anneme anlatacağım, o da bana aferin diyecek”

Bu cümleler mutlu olmam için yetiyordu.

Yine o gün; Dersin sonlarına doğru Emre  bir anda gözleri parlayarak;

  • Aslıhan öğretmen; “delilik yapmak çok kötü bir şey, değil mi? Ama ben deli değilim.”

Şok olmuştum Emre’nin bu sözü karşısında.  Bir anda ne diyeceğimi de bilemedim.

Hemen kendimi toparladım;

  • Neden böyle söylüyorsun Emreciğim, ne oldu?
  • Televizyonda izledik annemle. Çocuk delilik yaptı, annesi ona çok kızdı. Ben hiç delilik yapmıyorum çünkü; delilik yapmak çok kötü bir şeydir.

Ah be çocuk!

Ah benim güzel oğlum!

Kafasındaki delilik kavramını annesini üzmekle özdeşleştirmiş.

  • Anneler üzülmesin Emreciğim dedim. Anneleri üzmek kötü bir şey haklısın ama sen anneni hiç üzmüyorsun güzel oğlum.
  • Evet Aslıhan öğretmen. Ben annemi hiç üzmüyorum, çünkü anneler üzülmez.

 

Hem şaşırdım, hem de çok duygulandım Emre’nin bu sözlerine.

 

Ben renkleri öğretirken daha başka şeyler kazanmıştı. Bu sözleri söyleyen Emre’ye mutlulukla bakarken içim kıpır kıpırdı ve o anda içimden Emre ile konuşuyordum.

 

“Ben daha çok şey öğretmek istiyorum sana Emre…”

 

-Akşamleyin karanlık olacak Aslıhan Öğretmen!

 

-Evet Emreciğim, akşamları hava simsiyah olur değil mi?

 

-Evet, çok karanlık olur…

 

-Karanlık sadece akşamları güneş batınca olsun Emre.

İçimizin, düşüncelerimizin karanlık olmaması gerektiğini öğretmek istiyorum sana.

 

İçimizi bembeyaz tutmamız gerektiğini, hayatımızdaki her insanın birer renginin olduğunu ve bizim hayatımıza dokunuşlarıyla içimizi rengarenk yaptıklarını öğretmek istiyorum sana.

 

Ama sen yine de şunu bil ki Emre; Senin bir gülüşün kadar içime işlemiyor güneşin sarılığı…

 

Bir gülüşün kadar aydınlatmıyor içimi.

 

Senin bir renk öğrendiğindeki mutluluğun kadar hissetmiyorum belki de içimde masmavi denizin esintisini…

 

Gülüşün; bana birçok renk öğretiyor. Renklerin güzelliğini yeniden fark ediyorum seninle.

 

Yumurtanın rengi diyerek kafanda oluşturduğun o beyaz renk kavramını hiçbir güzellikle tarif edemem.

 

Yemyeşil ağaçlar, ormanlar senin kalbin kadar temiz kalmıyor belki.

 

Ama emin olduğum bir şey var Emre!

 

Her akşam karanlık olacak diye buradan tedirgin gitmemeni sağlayabiliyorsam sana, bütün renkler bizimdir!

 

Bütün renkler beyazdır benim için, bembeyaz…

 

Ve ben sana söz veriyorum çocuk; tüm renkleri içinde yaşatana kadar sana öğretmeye devam edeceğim.

 

Sana öğretecek ve ben de seninle yeniden keşfedeceğim tüm renkleri.

 

Söz veriyorum…

 

Ve teşekkür ediyorum sana; her fırsatta işime daha sıkı sarılmam gerektiğini bana hatırlattığın için…

 

Şunu da çok iyi biliyorum ki, sen ve senin gibi öğrencilerim hem benim için ve hem de toplumumuz için çok ama çok özel kalacaksınız.

 

Ve bizler sizleri çok seviyoruz çocuk.

 

Sizler akşamın karanlığından hiç korkmayın diye hep size bir ışık olmak için çabalayacağız.

 

Bu da sana Aslıhan Öğretmeninin sözü olsun Emreciğim.

 

 

 

 

Karanlıktan Korkma Emre – Aslıhan Nuşen Öz” için 2 yorum

  • 9 Ekim 2019 tarihinde, saat 12:59
    Permalink

    Emre her eğitime geldiğinde Aslıhan öğretmenini arıyor öyle işlemişsin ki ruhuna çocuğun hiç unutmayacak seni.. Senin gibi öğretmenleri hiç unutmayacaklar bir iz bırakmak bu olsa gerek.. Çok güzel anlatmışsın süreci seni seviyoruz seviyorum Aslıhan öğretmen iyiki öğretmen olup özel çocuklarla çalışmışsın her yaptığın güzellikler için tebrik ediyorum seni.

    Yanıtla
  • 10 Ekim 2019 tarihinde, saat 06:45
    Permalink

    Tatlım, ne güzel bir öğretmensin sen. Kutluyorum seni. Tüm renkleri en parlak ve en güzel halleriyle yaşaman dileğimle…

    Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.