Kardeşliğin Sürmeli Gözleri

Kardeşlik… Öyle bir kardeşlik ki yürüyüşü ölümü korkutanların kardeşliği… İşte kardeşim, kardeşlerim Esma, Mursi, Arakanlılar… Tüm Orta Doğu, Türkistan… Dünyanın bir ucunda yüzünü hiç görmediğim, sesini hiç duymadığım lakin bağlarımızın semada birleştiği, tanıştığı kardeşler… Hepsi benim kardeşim. Hepimiz felekleri yakan ahımızda tek sesiz, çığlığız. Sessiz ama dolu dolu bir çığlık…

Hepsi ortada, hepimiz ortadayız. Ortak noktamız, bir yanıyla eti kemiğinden ayırırcasına acı olan diğer yanıyla dualarımızın en güzel şahidi yalnızlığımız değil mi? Kardeşsek yalnızız. Onlardan değilsek ellerine, dillerine doladıkları sahte varlıklardan mahrumuz. Ne güzel mahrumluk… Ne güzel yalnızlık… Yalnızlık ki görünüşte ve maddede! Allah’ın kanunundan yana olduğumuz için tüm sahte kanunların bize cephe alışındaki yalnızlık, kendi varlığından utanıyor da cephe alanların yüzleri bile ağarmıyor! Ölümü bile öldüren Rabbimin yalnızlığı öldürmesi ne kolaydır. Lakin o yalnızlık bizdeki süs, mühür…

Ya onların mutluluğu nedir? Allah’ın yanında olanların asla yalnız olmayacaklarını bilemeyecek, idrak edemeyecek kadar körlere Allah’ın kudretiyle tattırılan sahte dünya esrikliği… Biz yalnızsak mutlular(!). İçini boşalttıkları dünyanın geçici mutluğunda boğuluyorlar. Onlar ne bilirler zindanların bizim gözümüzde, gönlümüzde medrese-i Yusuf olduğunu?

Efendimiz, “Bana dünyanızdan üç şey sevdirildi…” buyuruyor.

Dikkat edelim! Dünyadan değil, dünyanızdan… Sizin dünyanızdan… Yabancısı olduğum, aramda hep mesafeler bulduğum bir dünyadan…

Bu dünyanın bizdeki yeri O’ndan bir şeyler görme, görebilme ve O’nun için bir şeyler yapabilme arzusunda gizli. Biz böyle bir dünyayı seviyoruz. Bizi bu dünyadan iten şey O’nu bu dünyadan –haşa- koparmaya çalışan şeylerin ta kendisi… Toplumlar bazen, bazen insanlar, izmler… O’na karşı olan her şey! Kardeşi kardeşten koparan dünya…

Oğlunu kurşunlardan korumaya çalışırken kıvranan, köşeye sıkışmış, her hareketinden çaresizlik sızan ve yüreklere damlayan o adamı hepimiz izledik neredeyse. Ar damarımızın sızlamasını engelleyen, yüreğimizin parçalarının göğüs kafesimize batışına barikat çeken dünya… İki gün sonra kardeş kardeşi unutur mu? O adamın sızısını iliklerinde hissedemeyen kardeş, kardeş midir? O adam mı esir yoksa acımayan yüreği olan, hatırında kardeşini, ümmetini tutamayan mı? Düşünün tüm esirlerimizi ve tüm esirleri. Allah’a bağlananları düşünün. Onlar, bağlılıkları sayesinde özgürler. Hiçbiri tutsak değil. Hz. Yusuf tutsak değildi, Mursi tutsak değil!!! Lakin her anı bağlılıktan kopuk geçenler?.. İşte onlar öyle bir tutsak ki kilitleri boyunlarına asılmış ve sırtlarına sarkıtılmış. Üzerlerine de deli gömlekleri giydirilmiş. Bedenlerine çarpıp duran kilidi hissederler amma ulaşamazlar. Kendi kendilerinde kilitlidirler.

Onları gördükçe çekiyorum kendimi bir kenara. Kaçıyorum. Kaçıyorum ki bu pervasızlıktan, şahsiyetsizlikten kaçanları bulayım. Onlarla hâldaş olayım. Yanıma düşenler ve yanına düştüklerim anlasınlar beni, bizi… Yüreği yananları ateşinden tanıyayım istiyorum. Yüreği yanan bedeninin yanmasından korkar mı? Yüreği yananın derileri yanmış çok mu? Yüreğinde yanık kokusu almadığımla olamam, olmamalıyım! Yürekler yakmak için, yüreklerin ışığını saçmak için… Ve biliyorum, yüreği yananlar var! İşte onların hareket vakti geldi. Hissedişteki kaçışımızın kat be kat fazlasını aksiyonda yapmak boynumuzun borcu. Suya atılmış dalga misali yayıla yayıla kardeşliği sarma vaktidir. Büyüye büyüye… Bırakılan miraslardan güç ala ala, bırakılacak miraslar yapa yapa… Hohlanılan ateşimizi harlaya harlaya… Bunu başarabilmenin tek yolu mukaddes davaya bağlanmak ve davada erimek, erimek…

Tüm putları terk edip bizi terk etmeyecek olanı arama, ona bağlanma ile yoğrulan bir gençlik elindeki mumla kendini arayan nesli aydınlatacak. İşte o gençlik artık ölü toprağını savurmak zorunda. Şeytanın en sevdiği zaaflardan biri korkusuzluktur. Üzerinden ölü toprağını atan ve aksiyondaki heybetini tüm dünyaya duyuran bu ümmet korkacağı şeyi de korkmayacağı şeyi de çok iyi bilmelidir. İstikbalinin sönmesine zemin hazırlayacak yılanların başını görür görmez ezmeli, hırçın mücahitleri de baş ezmek için yetiştirmelidir. Öyle bir ezmek ki ilimde, fikirde, irfanda… Çağa göre yetişen lakin mazisinden tek katre dahi kopmayan, kopartmak isteyenin yolunu bir el şaklatmasıyla kesebilecek kudrete sahip ordularla ezmek… Kardeşler ordusu… Ümidini hiçbir zaman temenni derecesine düşürmeyen bu ordular şeytandan bile ders alabilmelidir. Şeytan, “Secde et.” emrini “Toprağa secde et.” olarak anladı. Hâlbuki emredilen ilme secde etmesiydi. Âdem’in ilmi vardı.

“Toprak, su, hava, ateş.

İşte tabiat!

Hangi unsur diğerinden üstün olabilir?

Niçin üstün olsun?”[1]

İşte ilmin üstünlüğü! Kardeşler ordusu ilimsiz olamaz, olmamalı. Duygusuz olamaz, olmamalı. Kardeş olabilmenin sorumlulukları vardır. Sorumsuz kardeş bizim ordumuzda yer alamaz. Ancak yarınını düşünüp sonraki öğününde ne yiyeceğini düşünenlerin ya da güneşin altında pinekleyen hayvancıkların ordusunda olabilir.

Fransız pozitivist Ernest Renan’ın Sorbonne Üniversitesi’nde verdiği “İslam ve Bilim” başlıklı konferansından bir cümle: “Hiçbir zaman bir camiye güçlü bir coşku hissetmeksizin, hatta itiraf edeyim, Müslüman olmadığıma hayıflanmaksızın girmiş değilim.” Mimarimizle bile hayran bıraktığımız Batı’nın İslam çizgileriyle bezenmiş kardeşlik ordusunu gördüğünü hayal edin. Her birinde Allah’ı anımsadıkları yüreklerle dolu bir ordu… Bakışlarıyla dahi hayran bırakan, etkileyen; ilmiyle başları eğdiren; ilimde ve mevkide yükseldikçe yaratanın kudreti karşısında eğilip büzülen bir ordu… Gerisi fetih! Gönül fethi, ilim fethi…

Kendini arayan ümmetin kardeşliği buluşuyla ve üzerine giyişiyle açılan kapıları görmeyi ve yahut bu kapıların açılmasına vesile olmayı Rabbim bizlere nasip etsin.

Üzerinde ağır bir yük olan bu gençliğin yükünü, tökezlemeden taşımasını ve gayelerin anahtarı olmasını Rabbim nasip eylesin.

[1] Dücane CÜNDİOĞLU, Ölümün Dört Rengi, s. 54, Kapı Yay. İstanbul 2009.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.