Karşı Beri Kışladır

Karşı beri kışladır. Rus yapımı binalarmış hepsi öyle diyorlar. Doğrudur da mutlaka. Ama bu ne benim ne de elinde sigarasıyla revirin önünde yarın ki çarşı iznini bekleyen askerin umurunda. Yani anlayacağın kim takar artık tavanından su damlayan meşhur mimariyi Rus mu yapmış Alman mı!  Onu sanatseverlere(!) soracaksın. Onlar Rus, Alman, İngiliz, Fransız mimarilerini iyi bilirler. Enver Paşa’nın da kulakları çınlasın! O da çok çekmişti bu sanatseverlerden. Şu “Enver Paşa vatan hainiydi.” diye nara atan ve halen de nesli devam edenlerden bahsediyorum.

Velhasıl dilinde hasret türküleri gezdirenlerin içinde sanat adına heves mi bıraktılar ki. Hoş,  hangi sanattan bahsediyoruz o da tartışılır. Daha çok insan katledip, daha çok toprak için diş bileyenlerin işçiliğinden mi, yoksa “Evvelim sen oldun ahirim sensin…” türküsünü diline dolayan taze nişanlı Mehmed’in yanık sesinden mi? Söyle, be adam! Hangi sanattan çene çalıyor, sıcak yatağımızdan yine hangi edebiyatı parçalıyoruz?

Karşı beri kışladır. Ben ise öğrenciyim. Her halta fikir belirtmek zorundaymışım gibi çok çenem düşük olduğundandır sevilmeyişim. Bir de eşlik ederim beri kışlanın nöbet devir daimlerine.

Ve bana sorarsan en büyük kazık dört altı nöbeti tutana atılır. Genelde alt devreye toslar bu iş. Farkındadır ama üst devre olana dek çıkaramaz sesini.

Nöbet sonrası yatma şansın bile sıfırdır arkadaş.Garibim, saat tam yedide verirler kahvaltıyı biliyorum. Uykuda kalırsan eğer, öğlene kadar sabah sporunda uykusuz ve aç koşarsın. Bir annen üzülür öğrense, bir de ben. Ama korkma sen! Neo-askerlik görevini yerine getiren bu kardeşinde hiç ispiyonculuk tipi var mı?

Bir üç nöbetinin de bundan aşağı kalır yanı yoktur. Bir üst devren çeker kafayı, uyur. Sen elinde silahla içinden söver durursun. “Zoruna gitmek” denen illet duygusu tekmeler durur beynini uzman çavuşun kışlık botları gibi. İçtimada ciğerin sökülse koşmaktan, bu kadar koymaz anlayacağın. Ee! Asker ocağı burası arkadaş. Ben bile zamanla alıştım uzaktan. Sen de alışırsın. Karşı pencereye de dikkatlice baksan kim olduğumu anlarsın.

Ve çoğa kalmadan nöbet sırasında kafayı vurup uyurken sövülen taraf sen olursun zamanla. Gerçi bu senin için iyi bir şey mi, bilmiyorum. Ha, bir de unutmadan, bölük komutanı çok dolaşır buralarda. Gece sigara içme adetin varsa şarjörün köşesindeki ufak  boşluğa koyarak iç derim şu illeti. Senin bir üst devrenden kapmıştım bu işi. Yenisin buralarda diye söylüyorum. Yakalanırsan annen üzülür diye. Yoksa ben üzülmem, sen bilmezsin.

En kral nöbetse altı sekiz nöbetidir. Saat onda vurabilirsen kafayı saat beşe kadar sıkı bir uyku çekersin. Hem spordan yırtar hem sağlam bir kahvaltı yaparsın. Sonrasında günlük angarya işler…

Ne için dua ediyorsun geceleri bilmem de, altı sekizin tadını aldıktan sonra en çok yalvaracağın şeylerden birisi de bu olur.

Karşı beri kışladır. Ben ise üvey bir ana kuzusu addederim kendimi Kars’ın karlı kışında erlerin çatlamış ellerine baktıkça.

Beynimizde hasret türküleri çakar durur. Bir doğu ekspresi çocuğu değiliz belki. Bir er de  değiliz elbet. Aklımızda bir Rus mimarisi yok. Üç beş nöbet derdimiz de yok. Onlar sanat konuşmuyorlar üstelik. Sanatı biz diyoruz.

Sahi; biz kiminle, nerede, hangi sanatı konuşuyoruz?

Karşı beri kışladır. Saat çok da önemli değil. Güneş doğuyor işte. Bunu bilmek yeterli. Ve bir yazı daha biterken, kulaklarımda bir şair tamamlıyor dizelerini:

“Yürüyorum,
Azarlanıyorum fışkıran başaklarla,
İki bomba gibi taşıyorum koltuğumdaki bir çift somunu.
Hurdahaş bir sancıyla geçiyorum
Badem çiçekleri altından.
Gözlerim nemli değil,
Gözlerim namlu.”

Muhammed Usame ALPTEKİN

''Demirden sağanaklar altında uyur sevdiğim'' -İsmet Özel

Karşı Beri Kışladır” için 2 yorum

  • 8 Mart 2018 tarihinde, saat 10:01
    Permalink

    Ne güzel anlatmışsınız, içim ısındı. Bozcaada çok güzel bir yer. Ama orada yaşamak bambaşka bir şey. Siz anlatınca hem heves ediyor insan hem de kolay olmadığını anlıyor. Sevgiler

    Yanıtla
    • 10 Mart 2018 tarihinde, saat 18:07
      Permalink

      Dili olsa da anlatsa coğrafyalar. Neler yaşanıldı, kimler geldi, kimler geçti bu topraklardan. Bozcaada’dan Sarıkamış’a kadar saatlerce oturup dinlenebilir. 😊 Bir damla birlikte ısınabildiyse içimiz ne mutlu..

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.