Sen Gidince Ben – Beyza Gemci

Uzun uzun konuştu benimle.

Daha önce duymadığım sözcükler, kuralsız cümleler…

Öznesiz, yüklemsiz yaşamlardan edinilen deneyimler gibi emare bırakıyordu bu konuşma bende. Ne başı belliydi ne sonu. Yalnızca sedalardan oluşuyordu sanki. Bir bebeğin anlamsız çıkardığı sesler kadar boştu içi.

Sonra nedense sustu bir vakit. Sual edecek gibi baktı gözlerime derinlemesine… Ardından bir nefes ve yeni bir söylev… Çaresizdi fakat bu defa.

Paylaşacak kimsesi kalmamışçasına ve seneler içinde bu denli hüznü barındırmışçasına kusuyordu kelimelerini. Belki bir şeyler anlatmaya çalışıyordu ama ben sezmiyor ya da işitmiyordum.

Bir ara hissettiğim şuydu sanki: “Sen gidince ben…’’ Bunu duyabilmiştim sadece. Belki de bu çekmişti beni konuşmaya ya da esas teması buydu bu manasız feryadın. Yutkundum. Ben de derin lakin çok derin bir soluk aldım. Bakışlarıma karışan yaşa aldırmadan bağırdım.  Sesimin nihayetine dek akıttım içimi. O anda sersem bir çift gözle rastlaştım. Epey zaman temas etmediğim o korkuya maruz kaldım gözlerinde.

Hiç tanımadığım, akıbetinin nerede, nasıl olacağını bilemediğim bu bakışın ürpertisi kuşatsa da beni, sürdürdüm haykırışımı. Ne dediğimi bilmeden; ama dillendirmeyi arzuladıklarımın, umduğum tesiri meydana getirdiğine inanarak…

Bir ara şöyle bir çift sözcük fark ettim dilimden dökülen: “Ben döndüğümde…’’.

Ne sayıyordum acaba ben? Neler söylüyordum? Neler anlatıyordum? İçime bu derece nüfuz eden, beni bu miktarda inciten neydi de durmak bilmiyordum. Sonra onun da süzüldü bir bir yanaklarından. İstemiyordu, biliyordum fakat engel olamıyordu bu his yüklü duruma, bu anlam dolu taşkınlığa. Hem esirgemiyordu da rengini bir türlü çözemediğim gözlerini benden. Sustum, zamanı alı koyan duyguların vücut bulmuş halinin ardından. İkimiz de konuşmadık uzun bir müddet.

Bir süre sonra o, doğruldu ve kapıya yeltendi. Anladım. Bu kez gitme sırası ondaydı ve ben buna müsaade etmek istemiyordum. Biçare koştum arkasından. Anımsadığım safi bir kelimem vardı dudak boşluğumda: “Ne olur gitme’’

Yöneldi ardına, gözyaşlarına hâkim olabiliyordu bu kez. Galip gelmenin keyfini sürüyordu o an. Bu hain sevincin tadına varıyordu. Tek kelime etmedi. Yeniden döndü ve kapıyı usulca kapatarak uzandı sonsuzluğa…

‘Ne olurdu?’ dedim içimden, ‘Ne olurdu yüreğimde kalıp, gönlünü akıtsaydın bana?’ Tebessüm ettim sonra.

Açık pencereyi fark ettim.

Uzun uzun gülümsedim ben de sonsuzluğa.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.