Şer’an Sessizlik

Şehri ölüler yönetiyordu ve ben

Diri bir suç çetesinin lideri olarak

Şehrin  saçaklarında aranıyordum.

Dilime bastıran kuvvetin yangınıyla

Aşk içimde beslenirken,

Panzehirler,  saçıyordum salyasaçak.

Kanlı fikirler tedavi eden ve içime

Gökyüzleri inşa eden panzehirler…

Geçiyordum nefesi buz kesmiş

Işıltılı dar sokakların

Selvi boylu yamaçlarından

Bir ışık hüzmesinden geçiriyordum

Gövdesi göğe zerk eylemiş narin bedenimi.

Derin fikirler filizliyordum başaklara,

Babam ırgatlık çekiyordu oğullar için

Ve ben gövdesi yanık bir türkü duyuyordum.

Bütün çehremle uzanıyordum vadilerin

Kuş sesleriyle doluşan sessizliklerine doğru,

Derin bir inilti bozuyordu geceyi.

 

Hiç anlamazdım komisyon sahtekarlığı,

Irgat işçilerin musallatı halindeyken,

Babamın gezdirdiği alın terinin hakkı neydi?

Neydi helalliğin üzerinde seyreylemiş

Terbiyeci babanın gözünde büyük bir

Evlat olma zorundalığının,

Topraklara biriken sebebi?

Neydi omzunda kırbaçladığı ağrı gençliğin,

Peki ya bütün bunlar kimin içindi?

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.