Sevgili Ben’e Mektup

Beynimi her yeni gün süslü bir idam sehpasına sürüklüyor içimdeki tanımsızlık hissi. Tanımlayamayışım, tanımlanamayışım ve sessizlik çöken bir hayatın diplerindeki haykırışlarımın umursanmazlığı çarpıyor damarlarıma. Kimdin sevgili ben, seni nerede kaybettim, kim olmak için doğdun? Eğer ben olmak adınaysa gözlerindeki tüm bu çaba, üzgünüm peki ben kimim?

Senden bir yol istedim, “Sen beni yoldun.” diyordu adam. Ne tatlı bir nazlanma biçimiydi. İsyanın sokaklarına duyurmadan, “Ayak uçları üzerinde gezinen duyguların gerçekten yaşanmış olan öyküleri…” diye yorumladım. Orada bulunmadım. Beni yalnız bıraktığımın farkındaydım. Fakat göremediklerimi de hissedebiliyordum. Bu pek de anlaşılamadı. Asla barınamadı bir kentte. Hiçbir kalıba sığmayan bu adam köşesinden bir yer edindi sadece. Alıp kendinde sakladı bir ömür. Çıkmadı sesi. “Ancak içindeki ses ile tutunabilirsin!” diye fısıldadı ona. Birden sustu kafasında dönüp duranlar. Sur’a üflenmişti. Bir kendi kaldı hayatta bir içindeki.

Kabuk değiştirdi yol. Çok sancıdı. Hatta öyle çok sancıdı ki yakasına yapıştı dün. O an unutmayı hatırladı. Savurdu suratına gözlerini kırpmadan. Acı içinde kıvrandı dün. Kimse durup ne olduğuna bakmadı. Bugün burada yeni bir yol inşa etti adam. Geceden düşündü bunu. Sabaha bitirdi ancak. Merakla bekledi sonunu. Güneş doğdu, yol yansıdı. Doldu sokaklar ve caddeler. Fakat kimse düne ne olduğu hakkında hiçbir soru sormadı. Geri döndü, toprağa bıraktı çiçekleri. Yeni yolun düne bakan sokağından sessizce eve yürüdü.

Yeni bir yol bir önceki yolun intiharının sonucu olarak doğumunu gerçekleştirdi. “Yeni bir boyut” denen bu teori sadece zamana mı has kılındı? Aslında insanın özündeydi “birden fazla boyut” denen teori. İşte birden fazla ahiretin belirtisiydi bu. Ölümün içerisinde birden fazla yaşam açtı. Yeni bir yol doğurdu kan gitmeyen fikirlerden. Başak bir hedef koydu tahtaya. Eskinin yerini bile unuttu. “Bu zamana kadarki tanımların hepsini unutun!” dedi kendilerine. Ölümle tehdit etti ölenleri. Ve sonra yabancı bir adam girdi kente. Soğuk bir taşın üzerine oturdu. Ve bekledi. Yeni bir adamı…

Muhammed Usame ALPTEKİN

''Demirden sağanaklar altında uyur sevdiğim'' -İsmet Özel

Sevgili Ben’e Mektup” için 2 yorum

  • 5 Kasım 2018 tarihinde, saat 02:08
    Permalink

    İnsanın kendini arayışı ve bulamayışı bu olsa gerek.. Hocam içinizde bu kadar ne yaşıyorsunuz da böyle anlaşılmaz satırlarla başbaşa bıraktınız beni (:
    Sanırım kalite farkının cümlelere yansıması bu olsa gerek..
    Yazmadan da geçemedim. Yüreğinize sağlık😊

    Yanıtla
    • 5 Kasım 2018 tarihinde, saat 20:12
      Permalink

      İçimdeki o yaşam kendini açıklarsa insanlık intihar edebilir. Anlaşılmazlık katarak bunu önlüyorum. Esprisi burada saklı. Vesselam.

      Yanıtla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.