Şiyir-2

Pek de anlamadığım bir dildense hayat,

Karşısında palazlı bir göğüs kafesinden

Taklacı beyaz kuşlar bırakırım,

Uzaklarda, o hiç tanımadığım insanlara

Bazen kubbeleri sıradan karşılayarak,

Gökdelenler olanca utancıyla küçüldüğünde,

Karşımda şefkatli bir hukukun üstünlüğü

Ve beraber tepemde duran şu yıldızlı gök!

Gücümü zarafetinden alıyorsam aşkın,

Kirli elbiselere parlak ve renkli taşlar bırakıp

Haytalığımı dost edinerek geçiyorum dalların altından

Düşündüm bu hayatın bazen tam ortasında,

Mesela kuduzcasına saldıran bir ayaz vakti,

Ellerim soğuk, ellerim ceplerimdeyken

Bir durağın berisinde durup insanlığa

Boşluktan seyirttiğim bakışlarla dalıyorum.

İçimden sayısız trenler geçiyor istasyonlara,

Dağların uğultusu da olur akarsuların çağıltısı da

Derken kökünden birtakım bitkiler sarıyor kentimizi,

Çevgen mesela veyahut karanfil

Düşlü ve bakraçlı oturakların üzerine

Tepeden inme, başımı okşayan yağmurlarla,

Süzüyorum saçlarımdan ve duvarlardan

Bana doğru koşan garip atlılar müjdeleniyor.

Bekleyin diyorum ellerimi havaya kaldırıp

Bekleyin vakitlerimizi helva yapan tüccarlar!

Şimdi kendime kör olmuşsam kalabalıklarda,

Ellerime olmayan yarınlar tutuşturup

Bugünlerime göz diktiğinizdendir.

Oysa ben garip bir kuşçuydum siz yokken.

Siz yokken saraylar yoktu, sizden evvel

Uluların dikenli yataklara akardı incileri,

Köylü tuhaf karşılanırdı bizler kentlileri bilmezken,

Uçurumlar inşa edildi akranlarımız ortasından,

Siz varınca kente intihar etmek  zorundaydı

Haklılığı için mücadele eden sofistler,

Yas tutması beklenirdi halkın fakat

Yeni bir hikayeden değil, tam ortasından

Yani sevgilim denen kaldığı yerden yazıldı.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.