Tak! Tak! Tak! – Rüveyda Sare YILDIRIM

Aşıktım… Sanırım…

Vazcaydım..

Dedim kendime..

Yalan..!

Dua ederek gözlerime,

Bir kez daha

Saklaması için bu yarayı…

Seyre dalmışken bu boşlukta

Ruhu kırık,

Hisler zaten üstü kapalı

Üst üste geldin

Her şey gibi

Geldin ve gittin…

Bu böyle tekrar etti

Üç kere, beş kere, birkaç kere… 

Yenik düştü tekrara

Düştü seferler de

Yenilgilerce…

Seçmeli değildi sessizlik

Üst üste geldin ve gittin

Tekrarınla, yenilgiye düştü ummak…

Alkışladılar çokça

Ağaçtaki yapraklar gibi silkelendi elleri

Yağmur suyu değmişcesine

Bir o kadar da parlak gülüşleriyle,

Bitmek bilmez neşeleri ve keyfe keder kahkahalarıyla,

Yenik düşürdüler sükutu

Saygısızlık bu

Hasımlık… 

Apaçık…

Zira zamanın birinde esseydi bir meltem

Ve düşseydi bir varak, nehre

Değseydi şayet suyun en yumuşak yüzüne

Duyulsaydı bir güzel nağme,

Yankılanıp da uçsuz bucaksız ormanlarda;

Duyulmazdı kimselerce,

Kimseciklerden bir ah…

Ve gıyabında tek bir sakat düşünce misali şikayetname…

Huzur-u mahşer gibi zamanın bu anında işte

Tam aksine ötelerden

Toplayıp da getirir

‘İnsan denilen’

Kapısına ulaşamadığı tokmağa vururcasına

Tak tak tak..!

Girmesin ne hüzün

Kaybolmasın neşeler de hiç…

Sanki sevmek sakattı,

Keder hiç yaşanmazdı..!

Konuşacaktım işte

Tutun ki bir ah misali..

İstemezsiniz bilirim…

Aşıktım… Sanırım

Vazcaydım… 

Dedim kendime, yalan!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.