Teknolojik İlerleme

Teknoloji insanların iş ve güçlerine kolaylık sağlayan bir olgu biçimidir. İnsanlar teknoloji ile hayatlarını devam ettirme noktasında bir öncü gözü ile bakmaktadır. Teknoloji yaşam alanları dışında da görülmektedir. Bir olgu biçim olarak çeşitli süzgeçlerde geçmektedir. Bu girişimlerde doğan olaylarda birey teknoloji olmadan yaşamsal düzene geçememektedir.

Eğitim ve öğretim metotlarında teknoloji ile içe dönük biçimde derslerin işlendiğini görülmektedir. İnsanlar bu süreçlerde bağımlı bir yapan sanal hayata kapılmaktadır. Teknoloji bu bağlamda eski dönemlere dayanmaktadır. İşlem ve sistematik matematik unsurlarda yine teknoloji belirtileri kullanılmaktadır.

İnsan ve teknoloji içsel bir hayat tarzıyla yeni ideolojiyle kesişim noktaları bağlanmaktadır. İnsan bu kavram olaylarında sıkı bir teknoloji arzulamaktadır. Bu vb. yapılanmalarda teknoloji bir kuram biçimi olarak insanı etkileşim ortamlarına çekmektedir.

Teknolojinin eğitim amaçlı kullanımının okul başarısını olumlu şekilde etkileyebileceği daha önceki çalışmalarda gösterilmişti. Elde ettiğimiz bulgulara göre teknolojinin eğitim amacı dışında kullanılması da okul başarısını etkilemektedir. Bu sonuç, benzer öğrenme ve çalışma becerisine sahip kişilerin okul başarıları arasında neden anlamlı farklılıklar olduğunu bize açıklayabilir. Okul başarısını artırmak için İnternet’te bulunma ve bilgisayar oyunu oynama süreleri kısıtlanmalıdır. Ölçülen diğer alışkanlıklar için bir sınırlamaya gitmeye gerek yoktur.

Teknoloji bu bağlamda insan yaşamını olumsuz etkilediğini söylememiz gerekmektedir. Sebep sonuç ilişkilerinde olumlu ya da olumsuz teknoloji tarzlarında görülmektedir. Teknoloji insanlığa ulaşılmış bir ekol misali yapay ve sanal ortamlar düzeneği olarak algılanılmaktadır.

 

Teknoloji ilerlerken farklı bir atmosfer yaşanmaktadır. İnsan bu ilgi ve merak olgularıyla çeşitli biçimlerde teknoloji geliştirme çabalarıyla içe dönük yaşamaktadır. Bilim insanları bu veri tabanları ile uygulamaktadır. Daha hızlı bir hayat serüveni ile dünyasal olguları daha hız kazanması ile uğraşılmaktadır.

Teknoloji ilerlerken insan yaşamında ciddi zararlar oluşmaktadır. Ve yeni sosyal girişim uzmanları bu bağlamda bireyleri uyarmaktadır. Belirli dönemlerde insan teknoloji ilerlemesiyle yeni bir atılıp geliştirmektedir. İlerlemeler sadece yeryüzünde bina edilmemektedir. Uzay atmosferinde ciddi bir çalışma yapıldığını çeşitli araştırmalarda görülmektedir.

Uzay bilimi teknolojinin ilerlemesiyle farklı bilgi aktarımlarına ulaşılmıştır. Bu bağlamda elzem konularda uzay bilimine gönderilen veri tabanlarında bilgi alışverişi yapıldığı bilinmektedir.

İnsanlar bilim tarihi araştırmaları sonuçlarında çeşitli teorik söylemleri teknoloji ile kıyaslama ile bir bilgi edinme yolunda olduğunu yine yapılan araştırmalarda görülmektedir. Teknoloji ilerlemesiyle insanların birbirinden uzaklaştığını görmekteyiz. Durum olarak elzem bir yapılanmaya gidilmektedir. Teknolojini ilerlemesiyle ilgili adli tıp olarak ciddi çalışmalarında yapıldığını bilinmektedir.

Adli antropoloji alanında çalışan araştırmacıların, insan ait kalıntıların kimliklendirmesini yaparken faydalanabileceği birçok yöntem bulunmaktadır; bu metotlar arasında en basit olanı kemiklerden yararlanılarak yaş, cinsiyet, etnik aidiyet ve boy uzunluğu gibi bir kişinin “Biyolojik Profil”ine ait özelliklerin belirlenmesidir Bir bireye ait bu profil özellikleri belirlenirken, kemiklerin gözleme dayalı morfolojik niteliklerinin değerlendirilmesi (Antroposkopi) yanı sıra metrik ölçümlerinin belirlenmesi (Antropometri) ve oransal karşılaştırmalar yapılmasının da yol gösterici olduğu savunulmaktadır.

Adli antropometri alanında kullanılan yöntemlerden; somatometri (canlıda veya kadavrada vücudun ölçümü) ile sefalometri (baş ve yüzün ölçümü) daha çok yaşayan bireylerin değerlendirilmesinde kullanılırken, osteometri (iskelet ve bileşenlerinin ölçümü) ile kraniometri (kafatasının ölçümü) özellikle hayatını kaybeden bireylerin kemik kalıntıları değerlendirilirken katkı sağlamaktadır.

Kitlesel ölümlerde en önemli basamaklardan biri siyasi yapımıdır. Bu yapı zamanla askeri ve ekonomi ile çeşitli yönlere saldırı düzenlenmektedir. Ölümleri farklı nedenlerle gelmesini göz önüne alırsak doğal afetler, yapay afetler gelmektedir. Bu gibi oluşumlarda insanlar ölüm ile ve malları ile ciddi sıkıntılara düşmektedir.

Günümüzde terörizm denilen yapılan birçok kitlesel facialara sebebiyet vermektedir. Asıl amaçları olmaksızın korkutma ve yıldırma politikalarını izlemektedirler. İnsanlar normal bir şekilde kalabalık ortamlarda bulunmak istememektedirler. Durum olarak ciddi korku ve dehşet olaylara şahitlik edildiği için bu gibi yerlerde uzak durulduğu bilinmektedir.

Filistin, Suriye, arakan, Türkmen dağları birer örnek olarak verilmektedir. Çünkü bu kesimlerde yıllarca kitlesel ölümler yapılmaktadır. Bunun sebeplerinden biride silahla yani teknolojisinin ilerlemesiyle kimyasal silahların üretiminde artışlar yaşanılmaktadır.

2. Dünya Savaşında ABD’nin Japonya’nın birçok eyaletine atom pompası atarak kitlesel ölümlere sebebiyet vermiştir. Doğal afetler sonucunda ekvatora yakın yerleşimlerde tusinami, sel deprem, deprem sonucu ezilmeler, yangın vb. durumlara bakıldığında kitlesel ölümlerin olduğunu görülmektedir.

11 Eylül terörist saldırılarından bu yana, ulus devletlerin tekelinden çıkan çatışmalar

Uluslararası ilişkiler ve güvenlik politikaları bağlamında birincil önemli konular arasındadır. Devletler, sahip oldukları iç hukuk sistemi içerisinde yeni savaşlarla başa çıkamamaktadır. Bu yeni belirleyici, Ulus devletlerin davranışlarını 21. yüzyılda belirleyen etmenlerin başında gelecek gibi görünmektedir. Uluslararası ilişkiler disiplininin savaş görüngüsüne yaklaşımı, genelde değer yargısı içermekte, savaş Devlet tekelinde şiddet kullanma meşruiyeti olarak – savaş patolojik bir sosyal olgu olarak Değerlendirilmektedir. Her ne kadar meta-teorik antropolojik yaklaşımlar birbirinden farklılık da gösterse (örneğin liberalizm realizm zıtlığı gibi) savaşı engellemeye çalışmak, barışın tesisi vb. sorunsallar uluslar arası ilişkilerin ilgilendiği temel konulardandır.

Savaşlar, her ne türden olursa olsun meydana gelen kitlesel katil olgusu kadar etik meşruiyeti bulunmayan bir insan davranışıdır. Yapılandırılışında çatışmaların ve işbirliğinin araştırılması kurgulanmış olan disiplinimizde

Metodolojik ve teorik modellemelerin arkasına sığınarak savaşın rasyonelleştirilmesi ve savaşanların yeniden üretimine katkıda bulunmaktan başka bir şey değildir.

Teknoloji savaşlarında en elzem dönüm noktalarından biriside çocuklarımızdır. Bakıldığı dönemlerde ciddi bir sıkıntıların olmadığı bilinmektedir. Lakin teknoloji bağımlığı adı altında hastalar türemektedir. Bu hastalar daha küçük yaşlarda ciddi bunalımlara girmektedir. Kitlesel verilere bakıldığı zamanlarda tıbbı uygulamalarda hastalara ciddi oranda kötü sonuçlar doğurmaktadır.

İnsan hayatını hiçe sayarak kişileri kandırma politikasıyla değer verilerinin dışında tehlikeler görülmektedir. Çocuklarda bu tehlikelerin en başında gelmektedir. Çünkü çocuk doğar doğmaz dua ya da yapılması gereken elzem tedavi yerine teknoloji baskınlar yani telefonla öz çekim yapılmaktadır. Doktorlar bu konuda ciddi davranmadığı görülmektedir.

Çocuklar olarak teknolojisinden en çok anlayan kitlesel bir veri taban uzmanı olduğunu görülmektedir. Çünkü küçük yaşlarda bu gibi teknoloji aletlerle uğraştıkları için uzman oldukları bilinmektedir.

Günümüzde çocukların ilgi odağı olan bilgisayar oyunların ile geçmiş ve geleceklerini unutturulması için yapılmış bir uzak ya da teknoloji savaşı olduğunu bir daha hatırlatmakta fayda olduğu görülmektedir.

Teknoloji savaşında günümüz çocuklarında yalnızlaşma, dost bulamama ve önemli bir şekilde beyin sistem organizmalarında tehlikeler arz etmektedir. Ruhsuz bir nesillerin oluştuğunu ve iyileştirme politikasının yapılmadığı dönemlere gidilmektedir.

Çocuklar olarak sadece teknoloji bağımlılığı noktasında kaynaklanan sanal ortam arkadaşlığı gibi tehlikeli bir ortam oluştuğunu görmekteyiz. Bu gibi durumlarda ailelerin bu sistematik olgulara karşın tedbirli ve duyarlı olmasını bir daha hatırlatmak gerekmektedir. Bu konuda ciddi bir araştırma yapılmıştır ve okul seviyelerini düştüğü görülmektedir.

Öğrenme, bireyin yaşantılar sonucu elde ettiği bilgiler sayesinde davranışlarında meydana gelen kalıcı değişimlerdir. Bu değişimin nasıl oluştuğu psikoloji ve fizyoloji alanında uğraşan bilim insanlarının henüz tam anlamıyla açıklayamadığı bir konudur. Ancak, öğrenmenin esas olarak görsel, işitsel ve dokunsal yollarla gerçekleştiği bilinmektedir. Sinir sistemi iç ve dış olayları duyu reseptörleri ile algılar ve tepkide bulunur. Duyu organları aracılığıyla çevreden alınan pek çok bilginin ancak çok az bir kısmı bilinçli olarak kaydedilmektedir. Kaydedilen bilgilerin bir kısmı herhangi bir zamanda geri çağrılarak bir problemin çözümünde kullanılabilirken diğer bir kısmı da hiç kullanılmadığı için zamanla kaybolmaktadır. Okul başarısı da bu süreçlerin bir sonucudur ve çalışma ile doğrudan ilişkilidir.

 

Yaşamsal süreçlerde teknolojinin dibini kazan gençlerin sanal hayatlara daldığını görmekteyiz. Kadınlar olarak evlilik programlarının izlendiğini ve erkekler olarak maç izleme oranları ile yaşamsal süreçlere büyük bir etki yaptığını görülmektedir. Teknoloji ile büyüyen çocuklar tek tip bireyler haline dönüşmektedir.

Teknoloji hayatımızın her alanında olduğunu ve yaşamsal biçimlerinin vazgeçilmesi olduğunu bilinmektedir. Model ve gösteriş yönünde kadınlar birbirleri ile yarışma dönemlerine girdiği ve teknoloji ile yatıp teknoloji ile hayatlarını sürdürmektedirler.

İnsanlar tarihi olarak komşu hakkına verilen İslam ahlakını günümüz insanlığı zor bir iş olarak görerek uygulamamaktadır. Yalnızlaşma politikasıyla teknolojinin esareti ile yaşamını sürdürmektedir.

Teknoloji süreçlerinde bilimin birçok merhaleden geçtiği görülmektedir. Bilim insanları yaşamsal organizmalarını sadece teknolojinin ilerlemesiyle hayat bulacağına inanmaktadırlar.

Yaşamsal süreçlerde insanları etki alanı sadece teknolojileşme olduğu ve zamanı geldiğinde robotlaşma dönemlerine girildiği ve robot Hakkıları beyannamelerinin uygulanacağı dönemlere girileceğini bildirilmiştir. (Eyüp TAŞÖZ 2015)

İnsan değerleri sadece teknoloji kültürüyle etkileşime geçildiği görülmektedir. Bu veri olaylarda sonuçlar sadece sanal ortamlarda izlenen TV programlarından uyulan çeşitli sinir hastalıklarına sebebiyet verildiği bilinmektedir.

Bu ortamlarda yetişen gençlerde pratik düşüncelerin yavaşladığını görülmektedir. Devlet olarak teknoloji baskınların çokça yapılmadığı buna binaen laptop (dizüstü bilgisayar) dağıtılarak teknolojinin uzaklarına itildiği görülmektedir. Gençlerimiz hayatlarını küçük bir ekran karşısında geçirdiği dönemler bu dönemler olduğunu bir daha hatırlatmak yarar olduğu düşünülmektedir.

Bilim doğadaki gerçeklerin ta kendisidir; dolayısı ile tarafsızdır, ideolojisi yoktur ve “nötr”dür. Onu taraflı yapan, siyasallaştıran ve insanlığın lehine veya aleyhine kullanan insandır. Bilim adamları elbette eleştirilebilmelidir; bu bilime gölge düşürmez tersine bilimi yanlış yolda kullanan ve yönlendiren kişilerin teşhir edilmesini sağlar. Ancak bu eleştiriler yıkıcı olmamıştır, hakaret boyutuna ulaşılmamalı ve kişisel kaygılarda uzak tutulmalıdır. bu eleştirinin sınırını ve dozunu, örnek alınacak şekilde. Thomas Kuhn çok iyi ayarlamıştır.

 

Teknoloji insanların iş ve güçlerine kolaylık sağlayan bir olgu biçimidir. İnsanlar teknoloji ile hayatlarını devam ettirme noktasında bir öncü gözü ile bakmaktadır. Teknoloji yaşam alanları dışında da görülmektedir. Bir olgu biçim olarak çeşitli süzgeçlerde geçmektedir. Bu girişimlerde doğan olaylarda birey teknoloji olmadan yaşamsal düzene geçememektedir. İnsanlar bilim tarihi araştırmaları sonuçlarında çeşitli teorik söylemleri teknoloji ile kıyaslama ile bir bilgi edinme yolunda olduğunu yine yapılan araştırmalarda görülmektedir. Teknoloji ilerlemesiyle insanların birbirinden uzaklaştığını görmekteyiz. Durum olarak elzem bir yapılanmaya gidilmektedir. Teknolojini ilerlemesiyle ilgili adli tıp olarak ciddi çalışmalarında yapıldığını bilinmektedir. Filistin, Suriye, arakan, Türkmen dağları birer örnek olarak verilmektedir. Çünkü bu kesimlerde yıllarca kitlesel ölümler yapılmaktadır. Bunun sebeplerinden biride silahla yani teknolojisinin ilerlemesiyle kimyasal silahların üretiminde artışlar yaşanılmaktadır.

Teknoloji savaşlarında en elzem dönüm noktalarından biriside çocuklarımızdır. Bakıldığı dönemlerde ciddi bir sıkıntıların olmadığı bilinmektedir. Lakin teknoloji bağımlığı adı altında hastalar türemektedir. Bu hastalar daha küçük yaşlarda ciddi bunalımlara girmektedir. Kitlesel verilere bakıldığı zamanlarda tıbbı uygulamalarda hastalara ciddi oranda kötü sonuçlar doğurmaktadır.

Teknoloji süreçlerinde bilimin birçok merhaleden geçtiği görülmektedir. Bilim insanları yaşamsal organizmalarını sadece teknolojinin ilerlemesiyle hayat bulacağına inanmaktadırlar.

Yaşamsal süreçlerde insanları etki alanı sadece teknolojileşme olduğu ve zamanı geldiğinde robotlaşma dönemlerine girildiği ve robot hakları beyannamelerinin uygulanacağı dönemlere girileceğini bildirilmiştir. (Eyüp TAŞÖZ 2015)

Her ne kadar günümüzü bilimsel uygulamaların giderek önem kazandığı bir dönem olarak düşünmeye alışmış olsak da eldeki bilgi ve insan malzemesiyle neler yapılabileceği göz önünde bulundurulduğunda, bilimin uygulanmasının son üç yüz yılda hiç bu kadar doyuruculuktan uzak olmadığı görülecektir. Durum, ancak bilimi gerektiği gibi geliştirebilir ve üretim süreçlerini kâr için değil, insanlığın refahı için yeniden düzenlemeyi başarırsak düzelebilir.(Bernal,2011:145)

 

Fırat Ayhan

Bu dünya sırlarla dolu ve bu sırlar içinde yaşayan biri...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.