Vaziyetler

Kalbim birçok şeyi biliyor gibi. Bu kadar bilmeler ile bir yere sığamıyor gibi. O yola defalarca niyet etmiş defalarca vazgeçmişim gibi. Sürekli yenilmiş, bazı mahal de hep ben yenmişim gibi. Hiç gidilmemiş yolları özlemek, hiç gelmeyeni beklemek gibi.

Bir derenin kenarında sessizce dalı uzatan dostun, gözünün esasen postumda oluşu gibi. Adam sendeciler gibi. Çayı şıngırdatan iyi gün dostları gibi. Ölmeden mezara koyan güngörmüşler gibi.

Vah olsun, eyvah olsun. Aman laf olsun torba dolsun gibi. Lafı gediğine de koymak gibi. Söylemem gerekenin asla o anda aklıma gelmemesi gibi.

Kimselere söylemediğim umudum yerinden çıkmayı çok arzu ediyor gibi. Bin tane endişe duvarından geçemiyor da gibi. Kalbim hepsini tanıyor, biliyor gibi.

Dünyanın bir mağarasına girmiş, anlayacak olanın gelip de bulmasını umuyor ama kimseler gelmiyor gibi. Yanlış kalabalıklarla dolu yalnızlık gibi.

Bin derenin dört kolundan içtiğim suyun bendi, suyu eyleyememiş de hepsi içime akmış gibi. Aman boşa gitmesin diye kapları yetiştiremiyormuşum gibi. O suyu çoktan çeşmeye bağlamışım da gibi.

Özlemlerime türkü yakıp ölülerime ağıt etmişim gibi. Miraç’ın bir cüzü tecelli olmuşçasına kuş ile özdeş olmuşum gibi. Dert ile sürüngene de paydaş olmuşum gibi. Hem göğe hem yere mensupmuşum da ama ne olursa olsun hep hazır bulunmuşluğum gibi.

Hem özne hem yüklem olurmuşum gibi. Çok özlermişim gibi bazen de hepsini unutmuşum gibi..

Şimdi ben bu kadar bilmelerle nereye sığayım Allah’ım?

Ayşegül Çetinkaya Çay

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.