Ve Sen Geldin – Serdar Gün

Ve sen geldin! Geldin ve ben telife düştüm. Gerçi, düştümse sana bakarken düştüm ya, o ayrı tabi. Birilerine birileri daha önceden gelmiş demek ki. Ne acı! Biri birine gelecekse sen bana gelmeliydin ve ben bu yazıya gönül rahatlığıyla “Ve sen geldin!” diye başlamalıydım. Olmadı.

Gelişini çöle düşen yağmur, Kuzey Kutbu’na gelen yaz, Afrika’ya yapılan su kuyusu, Filistin’e hakim olan özgürlük gibi sevinçle karşılamak isterdim, telif yeriz. Bir Neşet türküsünün birinci ve üçüncü kıtalarını yazmak isterdim sana, olmaz. İnsanlar söylenilecek her şeyi söylemiş, yazılacak her şeyi yazmış, üstüne utanmamış notere onaylatmış. Telif diyorum.

Gelişin tüm savaşları bitirecek, kıtlığı azaltacak, küresel ısınmayı ve ozon tabakasındaki kocaman deliği mesele olmaktan çıkaracak. Mars’a insan göndereceğiz, Ankara’nın göbeğinden petrol fışkıracak, dolar düşecek, politikacılar politik davranmayacak. Bunlar olacak, biliyorum. Bu kıtadan telif yemeyiz ama küresel güçlerin hedefi olabiliriz.

Gönül rahatlığıyla, ve sen geldin! Gelişin kimselerin gelmesine benzemez değil mi? Durduk yere telif yemeyelim?

Ve Sen Geldin – Serdar Gün” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.