Yapma Çiçekler – Sultan Büşra SAĞLAM

Ben küçükken neredeyse her evde vardı yapma çiçekler. Tozunu alırdık arada bir. Hiç solmazlardı ama renkleri hep soluktu. Düşünürdüm o zamanlar; dik duranlar solmamış mı sayılır?

İnsanlara karşı hep dik durmak öğretildi bize. Diğerlerinden daha “iyi” olmamız istendi. Yapma çiçekler gibiydik evlerde. İlk başlarda çok güzeldi, çocukken. Herkes ilgilenirdi. Merak ederdi bizi. Daha sonra büyüdük ve yarışa başladık. Zaman oldu kendi evimizdeki diğer “yapma çiçeklerle” karşılaştırıldık. Yeri geldi başkalarının evindeki “yapma çiçeklerle”. Küçükken bizi seven teyzeler hiç bozuntuya vermedi. Hep seviyormuş gibi davrandılar. Ancak hepimiz biliyorduk ki yalnızca bir eleştiri unsuruyduk. Biz de dik durduk hep. Sanki çocukken olan samimiyet hâlâ varmışçasına. Ve annelerimizin istediği gibi hiç “açık vermedik”. Annelerimiz bu yönden haklıydı. Gerçekten de bizi küçükken okşayan teyzeler artık “açık” arıyorlardı. Kendi yapma çiçeklerinin bizden daha iyi olduğunu göstermek için. Ve biz herşeye rağmen hiçbir şey olmamış gibi davrandık. Çok iyiydik. Ama solgunduk işte. Bilmediler. Ya da belki bilmezden geldiler.

 

Güzel vazoları vardı hep. Vazolar da çiçek desenli olurdu. Annem uydururdu çiçeklerle vazoların rengini.

Meslek seçimi zamanı geldi. Bu kez de bize güzel duracağını düşündükleri vazoları seçtiler. Rengini uydurdular ama kimimiz sığmadık o vazonun içine, birkaç dalımız atılmak zorunda kaldı ya da yamandı bir vestiyerin üst raflarına. Kimimize ise çok büyük geldi vazomuz. Dağıldık o vazonun içinde.

 

Yapma çiçeklerimizi ne kadar silsek de olmazdı. Kararır kalırdı. Ama dimdik dururdu kararsa bile. Ve kardeşim, o güne kadar yüzüne bile bakmadığı yapma çiçekler atıldı diye ağlardı.

Hepimiz yorulduk bu koşturmacadan. Yine diğerlerinden daha “iyi” olacağız diye, dik durma çabalarıyla bitirdik bu maratonu. İçimiz karardı. Dümdüz bakar olduk hayata. Ve sonlanırsa hayatımız biliyoruz ki arkamızdan ağlayan çok olacak. Tâ ki yeni bir yapma çiçek nesli arkadan yetişene kadar..

 

Bu bilindik hikayenin dışına çıkmak zor ama imkansız değil. Hep en başındayız bu hayatın.” Artık çok geç, yaşlandık” diyenler var. Ama unutulmamalıdır ki; köpüklere dikilen çiçekler büyümezler. Sanırım tek iyi yanı da bu. Ömrümüzün neresinden başlarsak başlayalım hep en başındayız.

 

 

 

 

 

 

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.