YARA DEĞİL BU, ŞİFA!

‘‘…içinde debelensin diye bu yaranın kendisine bağışlanmadığını, onun çiçek açıp ışıldaması gerektiğini sezdi.’’

                                                                                                                              Hermann Hesse, Siddhartha

Vazgeçemeyenler bilirler kalp, terk-i dertten ayrılırsa nefes alamaz, yaşayamaz. Yine ancak derdinden vazgeçemeyenler bilir ki bazı yaralar yaralayamaz; yaralayandan daha çok merhamet eder muhatabına, acıtamaz. Öyle hesapsızca hücum eden anılara aldırış etmeden dinginlik sunarlar acıya katlanana. Bir esenlik, bir duruluk katar kendisini hor görmeden karşılayana.

Söyleyebilir misin kim sen gibi güzel hüzün damıtabilir bakışlarına? Kalbine gelene ‘‘hoş geldin’’ i esirgemeden kim basabilir yaralarını bağrına? Deneyimlerine bir göz at bunlardır seni dirençli kılan, hakkında en iyisidir muhakkak; olmuş olan… Hayatın değişmez kanunu bu her zaman güneş açarsa, bitki büyümek için ihtiyacı olan yağmuru, hangi fırtınanın, hangi rüzgârın taşıdığı buluttan alacak? Cemil Meriç ne diyordu bak: ‘‘Yaşamak, yaralanmaktır, yaralanmak da güzel!’’ Yaşamı yaranın içinden bulabilmek de güzel. O yarayı benimseyip yola revan olmak da.. Yaralarına dön, içine, oradan sana sesini duyurmaya çalışan hüznüne dön. Ama gömülmeden kal, seyret onu ‘‘Pencerelerden bak; içlerine dalma.’’

1990’lı yıllarda R. Tedeschi ve L. Calhoun bir grup insana travma sonrası büyüme envanteri uygulayarak geniş çapta bir araştırma yaptılar. Araştırmanın sonuçlarına göre travmatize edici bir olay yaşayan insanların yüzde doksanında travma sonrası büyümeye ait en az bir belirti tespit edildi. Bu da bize gösteriyor ki acılar, hayal kırıklıkları, yaşamın zorlu mücadelesi sonunda beklenmeyen olaylar kişiye doğrudan göremesek de uzun vadede bir şifa sunabilir. O yaralardan bir gün kendisine bakan gözleri kamaştıran renklere sahip çiçekler açabilir.

Sen, ben ya da bir başkası yaralarımızı seçemeyiz, hayal kırıklıklarına önceden vakıf olamayız. Fakat kabullenebilirsek, rıza gösterirsek, ondan beklediğimiz devayı derin bir bekleyişle sürdürebilirsek biraz da sabredip zaman merheminin tesirini beklersek göreceğiz ki yara aslında bir öğretmendir; kendinden usanmayana.. Yarasından ve kendinden… Direnç geliştirir ruhun bünyesi katlana katlana, sarsıla sarsıla. Sonra anlar insan yara değil bu; olsa olsa bir şifa!

Kübra Çetin

Bir garip hiç kul...

YARA DEĞİL BU, ŞİFA!” için bir yorum

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.